Köşe Yazısı

A+ A-

Hangi Cumhuriyet - 4

Paylaş
instela'da paylaş
20 Ağustos 2017 Pazar

İktidarlar, hükümetler gelir gider, Türkiye Cumhuriyeti devam eder.
Liderler, yöneticiler gelir gider, Cumhuriyet Halk Partisi devam eder.

Sahipler, yöneticiler, yazarlar gelir gider, Cumhuriyet Gazetesi devam eder.
Elbette devletlerin, partilerin ve gazetelerin bu devamlılığı değişmezlik demek değildir...
Devletler de, partiler de, gazeteler de değişerek devam ederler.

***

Türkiye Cumhuriyeti şimdi büyük bir saldırı altındadır:
Devlet, rejim ve toplum, tek bir kişinin ceberut yönetimine terk edilerek, çağdaş uygarlıktan koparılmaya, zaman içinde geri götürülmeye çalışılmaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Gazetesi bu saldırıya karşı DİRENMEKTEDİR!
Devleti, rejimi ve toplumu geri götürmeye çalışan iktidar, 2007 yılından beri,gerek şimdi FETÖ diyerek terör örgütü ilan ettiği Gülen Cemaati ile ittifak halinde gerekse tek başına, hem Cumhuriyet Halk Partisi mensuplarını, hem de Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarını çeşitli biçimlerde baskı altında tutarak ve hatta hapse atarak, bu DİRENİŞİ kırmaya çalışmaktadır. (Sözcü, Birgün gibi öteki gazeteler ve genel olarak medya, sivil ve asker bürokrasi, yargı organları, üniversiteler ve HDP gibi muhalif partiler de elbette bu saldırıdan nasiplerini aldılar, alıyorlar ama bu yazının mantığı açısından sadece CHP ve Cumhuriyet Gazetesi üzerinde duruyorum.)
Şu anda bir CHP milletvekili ve birçok Cumhuriyet Gazetesi mensubu hapiste yatmakta, CHP Genel Başkanı’na yönelik tehditler iktidar tetikçisi medyada yaygın olarak dile getirilmekte, Cumhuriyet Gazetesi yönetimine açılmış davalar devam etmektedir.

***

Bu ortamda, Cumhuriyet Gazetesi, hem kendisi hem de rejim için DİRENİRKEN, bu direnişe aykırı seslerin gazete bünyesinde, üstelik gittikçe yükselerek devam etmesi, ne akla, ne mantığa ne de eşyanın tabiatına uygundur.
Demokratik Cumhuriyet için direnişini, mensuplarının hapse atılmasıyla ödeyen bir gazetede bu seslerin ısrarla sürdürülmesi, ya müthiş bir duyarsızlık ve bilinçsizlik, ya da çok ciddi bir kışkırtma ifadesidir ki, her ikisinin de devamı, en azından okuruna saygı duyan ve varlığını okurun desteğiyle sürdüren bir gazete için olanaksızdır.

***

Devleti, rejimi ve toplumu, Demokratik Cumhuriyet hedeflerinden saptıran bu iktidarın güçlenmesinde ve bu noktaya taşınmasında baş sorumlu olanların, son olaylar bağlamında yeniden Cumhuriyet Gazetesi’ne saldırmaları hiç de şaşırtıcı değildir...
Emirle yazar alan ve yazar atanların, üstelik tam da bu sırada buna devam edenlerin ise bu koroya katılmaları zaten beklenen bir davranıştır.
Beni gerçekten üzen nokta, iktidarın bilinçli bir biçimde yarattığı düşmanlaştırmanın sonucu olarak toplumdaki keskin kırılma ve ayrışmanın gittikçe derinleşmesi ve medyaya da yansıyarak, birlikte yaşama irademizi giderek zayıflatmasıdır...
İçerde haksız yatanları unutmayalım!
DİREN ADALET...
DİREN DEMOKRASİ...
DİREN CUMHURİYET! 

Tümü Emre Kongar - Son yazıları

Şerif Mardin ve Said Nursi 22 Eylül 2017 Cum
Sağ iktidarlar, askeri darbeler ve üniversiteler 21 Eylül 2017 Per
10 özgürlük yılı 19 Eylül 2017 Sal