Köşe Yazısı

A+ A-
Çiğdem Toker

Özel güvenlik şiddeti ve vergilerimiz

Paylaş
instela'da paylaş
22 Ağustos 2017 Salı

Cennet vatanımızda haber kategorilerine yeni bir “tür” eklenmiş durumda. “Özel güvenlikçi dayağı” diye andığımız bu başlık; vapurda, metroda, adliyede, hastanede, yani “kamu”nun, doğası gereği toplu olarak bulunduğu alanlarda giderek yaygınlaştığı için, bağımsız bir haber kategorisi olmayı artık hak ediyor.

Buyurun; insan olanın öfkelenmeden okuyamayacağı bazı haber özetleri:

- 20 Ağustos: Üsküdar-Eminönü
hattında mendil satan Suriye uyruklu 12 yaşındaki Besil B,’yi vapurdaki özel güvenlikçi başına vurarak dövdü. Görgü tanıklarına göre yürüyemez ve konuşamaz hale gelen çocuk, ambulansla hastaneye gönderildi.

- 3 Ağustos: Burgazada-Heybeliada
vapurunda simit satan 16 yaşındaki Ali K. özel güvenlikçilerce makine dairesine götürülerek dövüldü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, özel güvenlik şirketiyle görüşüldüğünü ve dayakçı çalışanın işine son verildiğini duyurdu. (Ama buna nasıl inanacağımıza dair hiçbir ipucu sunmadı. Dayakçıların adlarının baş harflerini dahi bilmiyoruz.)

- 4 Ağustos: Viyolonsel sanatçısı
Gülşah Erol, Kadıköy metrosu girişinde özel güvenlik görevlilerince ağır şiddete uğradı. Viyolonseli de özel güvenlikçilerce kırıldı.
Bu kadar örnek yetsin. Sosyal medya dolaşımına girmediği için saklı kalan, daha kim bilir kaç vaka vardır. Bu yaygınlık ve haydutluğa benzeyen pervasızlık, bize bir şey söylüyor. Söz konusu “özel güvenlik”, artık genel bir güvenlik sorununa dönüşmek üzeredir. Özel güvenlik şirketi çalışanlarının şiddeti yaygınlaşırken sergilenen “rahatlık” ise dikkat çekicidir. Bu rahatlıkta, şirketlere mali kaynağı da sağlayan
merkezi/yerel siyasetçi-bürokrat yönetenlerin payı büyüktür.

Bütçeden milyarlar akıyor

Aktaracağım veriler ne demek istediğimi daha iyi anlatabilir. (Maliye’nin açıkladığı bütçe rakamlarından derledim.) Öncesinde bir not: 2009’a dek, bütçe harcamalarında “özel güvenlik” diye bir kalem yoktu. Ne zaman ki, yüksek yüksek, büyük büyük kamu binaları artarak çeşitlendi ve buna ek olarak “devlet”, bu binalarda düzeni ve asayişi sağlayacak kamu görevlileri yerine, iktidar partisine
yakın şirketlerden hizmet almanın daha “ucuz” ve epeyi avantajlı olduğunu
gördü, o tarihten itibaren “özel güvenlik hizmet” alımı bütçede yer
almaya başladı. İhaleler yoluyla tabii. 2009’la bütçeden özel güvenlik hizmet
alım harcamaları şöyle:
[Haber görseli]

***

Bu yılın yedi aylık harcamalarına bakarak, özel güvenlik harcamasının yıl sonu bütçesinde 2 milyar TL’nin üzerine çıkacağını öngörebiliriz. Dolayısıyla AKP’nin 9 yıllık özel güvenlik harcama bilançosu en az 7 milyar TL olacaktır. Bu da bize, başka pek çok olgunun yanı sıra şunu söylüyor:
Halktan toplanan vergiler, halka bazen de dayak olarak geri dönmektedir.

Tümü Çiğdem Toker - Son yazıları

Şehir hastanelerinde hangi hukuk geçerli? 22 Eylül 2017 Cum
Cezaevi yaptırmak kolaylaşırken 20 Eylül 2017 Çar
AKP 2041’e kalır mı? 19 Eylül 2017 Sal