Köşe Yazısı

A+ A-

AKP’nin Atatürkçülüğü!

10 Kasım 2017 Cuma

İktidar partisi geçici olacağını umduğu bu modadan, görüntüden medet umuyor. Kazanılmış “haklarından”; imam hatipli eğitim sisteminden, muhafazakârlaşmayı kadınlar üzerinden derinleştirme hesaplarından vazgeçmeden, takım elbiseyi, şapkayı, Evren zamanından kalma kararmış rozeti çıkarıyor. Bu arada yandaş kitlesine Anıtkabir ziyaretini, rüzgâra kapılıp gitmemek koşuluyla serbest bırakmıştır.

***

Geçicidir; olursa eğer 2019 seçimlerine kadardır. Olmazsa, baskının, şiddetin, kapsamının genişleyeceğinden kuşku duyulmamalıdır. Siyasetçilerin özellikle de darbeci siyasetçilerin modanın gelgitlerini iyi kullandığını, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü yaşamış olanlar iyi bilirler. Hapishanelerde üç öğün dayak eşliğinde “Evren Atatürkçülüğü” anlatılır, Sosyalistlerin, Atatürkçülerin antiemperyalist bağımsızlıkçı, kalkınmacı, demokratik özelliklerinin silinmesi, örgütlerin dağılıp gitmesi için yoğun çaba gösterilirdi.

***

İstedikleri basitti aslında. Madem ki halkta Atatürk’ün “kurucu Ata” olarak kutsanması önlenemiyor, üstelik bu çizginin devrimci örgütlerle ilişki kurması, radikalleşmesi gibi bir tehlike var, o zaman şapkaya, rozete, takım elbiseye başvurmak gerekmişti. Kemalistlerle, Atatürkçülerle antiemperyalizm temelinde yakın durmayı ilke edinen devrimci gençlerin öldürülmesi, asılması, aydın düşmanlığı da bu politikanın olmazsa olmaz öğesiydi; vahşice uygulanmıştır. Bir derstir; ders, üniversiteden kovulmuş akademisyenleri, hapisteki gazetecileri görmeyip, “işte bak AKP de yumuşuyor, nihayet gerçeği gördüler” diye huzur içinde rahat koltuklarına dönmek isteyenler içindir.

***

Öncelikle eşyanın tabiatına bakmakta yarar var. Muhafazakâr politikacıdan Atatürkçü çıkmaz. Bu ilk Meclis’ten bu yana böyledir. Muhafazakâr Grup Cumhuriyetin kısa tarihi boyunca ayakta kalmayı, ilk yıllardaki devrimci kabarış söndükten sonra da iktidar olmayı başarmıştır. Son 20 yılda ise şeriatçı eğilimlerin güçlendiğini, Atatürk döneminde yasaklanmış tekke ve zaviyelerin, tarikatların egemenliğinin pekiştiğini gördük. Şimdi bu gidişe itiraz edenlerin ayağa kalkma eğilimi içine girmesi, iktidar cephesinin iç çatışmaları, içerde, dışarda kuşatılmış AKP liderliğini geçici bir taktikten yararlanmaya zorluyor.

***

Zarfa değil, mazrufa, elbiseye değil, şeriatçılığa terfi etmiş olanlara bakmak gerekir. Kuşkusuz “görüntüyü” önemseyenler olacaktır. Daha şimdiden eski zamanların “al gülüm ver gülüm” politikalarına dönmeyi özlemiş, Meclis’te de, sokakta da mücadeleden yan çizen, yürümek istemeyenler ses vermeye başladılar. Ama onlar görmek istemese de ülkenin gerçeği başkadır. İktidar partisi, kendi deyimiyle “metal yorgunu”dur. 7 Haziran’da başlayan erime trendi aralıksız sürüyor. 1 Kasım’da, referandumda zorla, güç kullanarak, hileyle elde edilmiş sonuçlar onları rahatlatmıyor. Bu nedenle “Atatürkçü” maskesi takmayı, takıyye yöntemlerine dönmeyi uygun buluyorlar.
Bu yeni moda siyasete “OHAL Atatürkçülüğü” denilebilir belki.

***

Tutmayacaktır. Halk için umut vaat eden, güvencesi mücadele olan yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bu tablo, “sağa doğru giderek solculuk yapma fikrinden” vazgeçmeyen sosyal demokratların gerçeği görmesiyle ya da onlara rağmen etkin olabilir.
Kimliğini ve amacını yitirmedikçe, kendi içinde örgütlenme olanakları genişlemiş sosyalist sol, her kesimden konformistin rahatını kaçıracaktır. Kaçırsın, iyidir! Ama asıl, “devrimci demokratik cumhuriyet” için yoğun bir çabanın etkin parçası olma olasılığı var, bu daha da iyidir.

Tümü Güray Öz - Son yazıları

Tehlikeler, Tehditler, Olanaklar 22 Kasım 2017 Çar
Gazetenin, Gazetecinin Dili 20 Kasım 2017 Pzt
Kaos Günlerinde Politika 19 Kasım 2017 Paz