Köşe Yazısı

A+ A-

Hukuksuz hiçbir şey olmaz

11 Kasım 2017 Cumartesi

CHP milletvekili Enis Berberoğlu ile ilgili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hükmünü bozan Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararına karşılık, yerel mahkemenin direnmesi ve dosyayı geri göndermesi tam bir kaos doğurdu.
Bilindiği gibi, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nu casusluk suçundan 25 yıl hapse mahkûm etmişti. Bu karar 09.10.2017 tarihinde istinaf mahkemesi konumunda olan Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından bozulurken Berberoğlu’nun tutukluluk halinin de devamına karar verilmişti.
Söz konusu kararı kimi hukukçular olumlu bulup heyecanla destekler, hatta “Türkiye’de hâkimler var” yollu yorumlarda bulunurlarken sanık aleyhine bulan bazıları da sert biçimde eleştirmişlerdi.
İstanbul 14. Ağır Cza Mahkemesi’nin hafta içinde, BAM 2. Ceza Dairesi’nin kararına karşı direnerek dosyayı iade etmesi üzerine ise olay yeni bir boyuta ulaşmıştır.

***

CMK’ye göre, istinaf mahkemesi kararları kesin olduğundan, aslında yerel mahkemelerin bu karara karşı direnmeleri mümkün değildir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi son kararında, bu hususa şu ibarelerle değinmektedir: “Her ne kadar Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararlarına karşı ilk derece mahkemelerin direnemeyeceğini, direnme yasağı olduğunu içtihat altına almışsa da bu içtihadın kanuna uygun şekilde yapılmış bozma kararına münhasır olduğunun kabulü gerekecektir.”
14. Ağır Ceza Mahkemesi kararını “tüm bu nedenlerle verilen bozma kararı usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekle, verilen bozma kararı yönünde mahkemece yapılacak bir işlem olmadığından...” diyerek noktalar, dosyayı da BAM’ye iade ederken, BAM’nin kararının hukuka uygunluğunu denetleme yetkisini kendinde görüyor, dolayısıyla kendini, yasa koyucu yerine ikame ediyor.
İki yargı makamı arasında bu uyuşmazlık sürer ve hukukçular bunun giderilmesi yönünde nasıl bir yol tutulacağı sorusuna karşı çeşitli çözüm önerileri getirirlerken Enis Berberoğlu da hapiste yatmayı sürdürüyor.

***

Türkiye’de şirazesinden çıkmış olan yargı şimdi de birbirine düşmüş durumdadır.
Yakında, çeşitli mahkemelerin kendilerini kendi alanlarında hâkimi mutlak yerel güçler olarak görmeleri, kararlarını denetlemek konumunda olan mercilere kafa tutmalarına tanık olmamız mümkündür.
Bu durumda, her sanığın yazgısı hangi etki alanındaki mahkemenin eline düştüğüne bağlı olacak ve bir sanığı, eline düştüğü erk alanının sultasından diğer yargı mercileri, istinaf veya yargıtay da kurtaramaz olacaktır. Belki de “olacaktır” yerine “çoktan oldu” demek daha doğrudur.
Türkiye bağımlı yargı döneminden, kendinden ve kendini bağlı addettiği makamdan başka herkesi, her yargı merciini ve de hukuku hiçe sayan bölgesel erklerin at koşturduğu yargısal kaos dönemine geçmektedir.
Türkiye gibi, hukukun öneminin yeterince anlaşılmadığı ülkelerde, böyle bir durumun ne derecede ağır sonuçlar doğurduğu kolaylıkla anlaşılamamakta ve yıkımın yalnızca yargının eline düşen biçarelerle sınırlı kalacağı sanılmakta, hukuk olmadan da işlerin yürüyebileceği yanılgısına kapılınmaktadır.
Oysa durum gerçekte hiç de öyle değil.
Evet, her şey hukukla çözülemez.
Ama hukuk olmadan da hiçbir şeyi çözmek mümkün değildir.
Temelinde hukukun güvencesi olmayan, hukuk kaosunun egemen olduğu bir ülkede temeli sıkı sıkıya güvene dayalı olan ekonomi de siyaset de yürümez.
Hukuk yalnızca, yargı makamlarının, kendi durumu ile ilgili çekişmesini, hapiste eli böğründe seyreden Enis Berberoğlu’nun durumunu değil herkesi ilgilendiriyor.
Hukuksuz hiçbir şey çözülemez.
Faiz oranları ve doların fiyatı bile eninde sonunda hukuka bağlı.
Kısaca mazlum Enis Berberoğlu’nun yüzü gülmeden ülkede kimsenin yüzü gülemez.

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

Sen ‘emperyalizm’ diyemezsin! 23 Kasım 2017 Per
Bu NATO’yu ne yapmalı? 21 Kasım 2017 Sal
Böyle ittifak olmaz 19 Kasım 2017 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Enis Berberoğlu