Köşe Yazısı

A+ A-

Cüppeli kontrgerilla

31 Aralık 2017 Pazar

Her şey ile birlikte Türkiye de kendine göre değişiyor.
Türkiye’de değişimin bugünkü adı Fatih Kaya.
Fatih Kaya Halk Özel Harekâtı’nın (HÖH) genel başkanı. Harekât 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ertesi günü ilk çadırını Trabzon’da kurmuş. 30 Kasım 2016’da dernekleşen oluşum kısa sürede 7 binin üzerinde üyeye ulaşmış, 22 ilde şube açmış.
Kamu görevlisi olan ve izin alarak Suriye’ye geçip orada Türkmenlere silah elde yardım ettiğini söyleyen Fatih Kaya, HÖH’ün amacının kendilerine her ihtiyaç duyulduğunda, darbeye karşı millete yardım etmeye hazır olmak olduğunu söylüyor. “Gezi benzeri olaylarda sokağa çıkmayız, devletin askeri- polisi var” diyen Fatih Kaya ekliyor:
- 15 Temmuz gibi, devletin EMİRİ MÜMİNİ talimat vermediği sürece sokağa çıkmayız.
Fatih Kaya’nın HÖH’ün amaçlarını açıklamasıyla 696 sayılı KHK’deki ifadeler ne kadar örtüşüyor değil mi?

***

HÖH ile ilgili soru işaretleri var:
Fatih Bey HÖH’ün silahsız olduğunu söylüyor.
Ama ihtiyaç duyulduğunda darbeye karşı sokağa inerek millete yardım etmek amacına silahsız nasıl hizmet edilebilir?
EMİRİ MÜMİN talimat vermedikçe, hareket etmeyeceklerini söylüyor Fatih Kaya.
Bu Emiri Mümin denen kişi veya kişiler kimlerdir, Emiri Mümin seçimle mi, olunur atamayla mı? Seçimle ise Emiri Mümin’i ya da müminleri kimler seçer veya atarlar?
Emiri Mümin nasıl bir kurumdur?
İhtiyaç duyulduğunda darbeye karşı millete yardım etme amacında olan HÖH’e sızmalar nasıl engellenir? Darbeciler HÖH’e sızarlarsa, kuruluşun istemeden de olsa, sokağa indiğinde darbenin amaçlarına hizmet etme tehlikesi yok mudur? Ya da Emiri Mümin’lik makamı darbecilerin eline geçerse ne olur?
Ve nihayet, bir aşiret devletinde yer alması çok doğal olan HÖH ve benzeri kuruluşları bir hukuk devletinde nereye yerleştirebilmek mümkün olacak?
696 sayılı KHK ile ilgili kaygıların ne kadar ciddi ve gerçekçi olduğu HÖH oluşumu ve Genel Başkanı Fatih Kaya’nın açıklamalarıyla ortaya çıkmıştır.
Ortada HÖH ile ilgili yanıtlanmayan bir sürü soru, kesin olmayan birçok şey var. Kesin olan tek şey ise Türkiye’nin de değiştiğidir. Geçmişte, suikastların, cinayetlerin, darbelerin, iç çatışmaların, katliamların ardında parmağı olan eski Özel Harp Dairesi veya Seferberlik Tetkik Kurulu’nun, başka deyişle üniformalı kontrgerillanın yerini artık cüppeli HÖH almıştır, tıpkı üniformalı vesayetin yerini cüppeli vesayetin almış olması gibi...

***

Silivri’ye mektup,
Cumhuriyet okuru olsun, olmasın, özgürlük ve demokrasiden yana olan herkesin 2017’nin bu son gününde bütün yılı hapiste geçirmiş olan gazetemiz mensubu arkadaşlarımız Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ı düşündüklerine eminim.
Ben de 2017’nin bu son gününde onlara seslenmek istiyorum:
Dostlar,
Silivri mapushanesindeki özgürlük nöbetiniz bir yılı aştı. Bu nöbeti hepimiz adına onurla sürdürdüğünüzün bilinciyle sizleri anıyoruz hep.
Şair dostum Ahmet Kadri Ergin’in yeni yıl vesilesiyle gönderdiği “Ne Yapayım” adlı şiirini okurken yine sizleri anımsadım. Hep beraber Kaf Dağı’nı aşmak dileğiyle, iletiyorum:

“Ne Yapayım

Bir rüyaya yatarım
şeytanlar bir yanda
zorbalar bir yanda
gizlidir mührü vururlar hemen
rüyalar da yasak

bir yola çıkarım
yanımda defterlerim kalemlerim
çobanların yıldızların kuşların
eşitliğini özgürlüğünü yazarım
yasaklarlar kitaplarımı
fikirler de yasak

sevdiğimin gözlerini ararım
dönüşlerimde
ne kadar kalabalık olursa olsun
iskeleler duraklar
bütün rüzgârlar yanıma gelir
sevinçle
tam sarılacağım
binbir türlü karanlıkla
girerler aramıza
sevdalar da yasak

belirsiz deniz sabahları gibi
yaklaşıyor yeni yıl
ne yapayım diye sordum
ustalarıma
zor oldu biraz ama
Kaf Dağı’nı aşıverdik hep
beraber

her yer umut
her yer özgürlük...”

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

En doğrusu galiba ‘Reis’ demek 13 Temmuz 2018 Cum
‘OHAL kalkıyor!’ 10 Temmuz 2018 Sal
Tersi daha beter olurdu 6 Temmuz 2018 Cum

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ahmet Şık