Köşe Yazısı

A+ A-

Hak-hukuksuzlukta OHAL’li Saray gücü tek adam rejimini geçti

13 Ocak 2018 Cumartesi

Yürürlükteki anayasal düzen, buna göre çalışması gereken hükümet, İktidarları işleyişi, Meclis iradesi, siyasal partilerin hak ve sorumlulukları, demokratik düzenin işleyişinde yetki ve söz sahibi tüm kamu, demokratik örgütlenmelerin varlık, iradeleri yok sayılarak, parti başkanı kimliği ağır basan, Cumhurbaşkanlığı yemini, herkesin cumhurbaşkanı, tarafsızlık sorumluluklarına sırt çevirmiş olarak, Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yapılan toplantının sonucu olarak birkaç cümlelik duyuru ile OHAL süreci bir kez daha uzatıldı.
Baktım da dün CHP’nin 81 ilde düzenlediği etkinlikle, “OHAL’e yeter” başlıklı eylemler ana akım medyada birkaç satırlık haberler içinde geçiştirildi. Önceki günün haberlerinde Devlet Bahçeli’nin tek adam rejimine geçiş referandumunda, partisinin aday çıkarmayacağı, baştan daha ilk oylama turunda Tayyip Erdoğan’ın adaylığına destek verecekleri kararının ilanı çok boyutlu tartışmaların odağında, en uzun ana haber gündemine oturmuştu. Suriye’de Türkiye’yi zora, ters köşeye düşüren, büyük olasılıkla provokatörleri de çok bilinen tuzakla, ortaya çıkan yüz binlerin çoluk-çocuk, kış ortasında sınırımıza doğru yine can havliyle göçe zorlanmalarının görüntülü haberlerini bile gölgede bırakmıştı.

***

Çıplak ayaklı çocukların aralarında olduğu, suyun bile bulunmadığı vurgulanan yeni yerleşim bölgeleri içinde, yaz çadırlarında, sadece Türkiye destekli kurumların kuyu açma çabaları eşliğinde, yiyecek dağıtabilme çabalarının ağırlığında, kurulması için çırpınılan beyaz çadırlardan oluşan kampların ilk görüntülerinin önceki gün bir kanaldan ulaşabildiği akşama doğru saatlerinin iç yakan karabasanında, AYM’nin en sonunda OHAL üzerinden, OHAL’in ilanı gerekçeleri ile çelişen hukuk uygulamaları için, kendi geçmiş içtihatları ile de uyumlu yargısız infaz içerikli ön tutukluluklar için, “adalet” diyen kararının haberi geldi.
Sonrası gelişmelerde AYM’nin kararının doğal olarak henüz gerekçesinin Resmi Gazete’de yayımlanmamış olması öncelikli gerekçe yapılarak tahliye kararı verilen iki gazeteci için, tutuklama kararı gelince, AYM’nin bir biçimde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmenin de yolunu kapatabilecek söz konusu kararına ilişkin, delil karartabilmenin söz konusu olamayacağı aylar yılları bulmuş gazetecilerin infaz içerikli tutuklulukları için verdiği “haksız, adaletsiz” kararlara ilişkin kararlılığını yazılı metne dökmeye yönelik, gerekçesini AYM sitesine koyup yayımlama gereğini duyması dikkat çekiciydi.
Gelin görün ki, dünün Saray sözcüleri, Başbakan da içinde İktitarları erki adına yapılan açıklamalarda, AYM kararı yetkisizlik suçlaması ile mahkûm ediliyor, ilgili davaların görüldüğü mahkemelerin kararlarının esas alınacağı yorumları yapılıyordu...
Aylar değil yılları bulmuş gazeteci, siyasetçilerin, en ağırından yargısız infaza dönüştürülmüş düşünce suçlarından tutukluluklarında dünya rekorları kırılmış ülkemizde AYM’nin çok gecikmeli de olsa “adalet” demesi, karardan sonra açılması gereken yolda, çok haklı saatler, gün saymaya başlamış insanların duyguları, sabırları zorlanarak, İktidarları erki, yargı zorlamalarıyla tutuklulukların uzatılması yolunda elden gelen çabanın gösterileceği, hak-hukuk ihlallerinin zorlanacağı apaçık ilan ediliyor...

***

Günlük çok çarpıcı bu son gelişmeler bile tek başlarına, OHAL’li Saray gücünün hangi katlanmış boyutlarda haksız-hukuksuz güç kullanımında araç yapılabildiğini ortaya koyuyor... Referanduma esas alınmış tek adam rejiminin dünyada bir eşi benzeri olmayan otoriterleşmenin önünü açtığı gerçeği ile Erdoğan liderliği, siyasal hesap kitaplar dengelerinde risklerin ortadan kaldırılabilmesi ile doğrudan orantılı olarak seçimlerin öne alınacağı tezleri şimdilik gözlerden uzak tutuluyor gibi. Birincil gerçek neden de, ekonomik, sosyal, siyasal elverişli koşulların henüz yakalanamadığının, seçim anketlerinin erken seçim iradesinin öne alınmasına engel oluşturduğu sayılıyor. Ancak giderek anlam kazanan gerçeklik, OHAL’i Saray gücüyle ülkeyi yönetmede haksızlık, hukuksuzlukların, sınır tanımazlığın katlanmasıyla, başkanlık rejimine geçiş risklerinin de önüne geçmesi oluşturuyor...

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Devlet Bahçeli