İlhan Selçuk

Avrupalı Olmak Nicedir?..

05 Mart 2002 Salı

Bir laf çıktı:

“Avrupa düşmanlığı!..”

Boş laf!..

Bizimki gibi yoksul ülkelerde büyüyen zavallıların çoğu Avrupa’da yaşamak için can atar!..

Çürük teknelere doluşup, Avrupa’da ikinci sınıf insan gibi de olsa yaşamak için hayatını tehlikeye atanların öyküleri medyada sergileniyor...

Avrupa’ya ne hacet!..

‘Türkiye Cumhuriyeti’nin doğu ve güney sınırlarını bir açın; görürsünüz gününüzü!..

Kapağı şu beğenmediğimiz Anadolu’ya atmak için can atanların sürüsüne bereket!..

*

Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk var; ama, Avrupalı olmak çok güç...

Bir dostu Sokrates’e demiş ki:

- Tatile gittim, dinlenemedim.

Filozof:

- Kafanı da birlikte götürmüşsündür, ondandır!..

Pazar günü Cumhuriyet’te yayımlanan Fadime Şahindal’ın öyküsü, ne kadar çarpıcıydı!..

Yirmi yıl önce Elbistan’dan İsveç’e göç eden ailenin kızı Fadime, Uppsala’da Patrick’le arkadaşlık etmeye başlayınca ölümüne aile fermanı çıkıyor; töre yasası uygulanıyor, karar baba tarafından infaz ediliyor.

Aile Avrupalı olamamış; baba Rahmi Şahindal Anadolu’dan götürdüğü kafasını, yirmi yıldan beri İsveç’te omuzlarının üstünde gezdiriyor...

Avrupa’da yaşayıp Avrupalı olamamak diye bir gerçek var, değil mi?..

*

Ya biz Anadolu’da nasıl Avrupalı olacağız?..

Ölüm cezasını kaldırmak için ille de ‘Avrupa Birliği’ne girmek şart değil...

Ölüm cezası zaten Türkiye’de uygulanmıyordu, çoktan beri ülkede askıya alınmıştı; şimdi AB’ye girmenin koşullarından biri, yasadan da çıkartılması...

Ancak DYP’nin başındaki Tansu Çiller, bu yolda parlak bir buluşla ortaya çıktı:

- AB’ye girmek için önce Apo’yu asalım, sonra idam cezasını kaldıralım!..

Peki, bu kafa ne kafası?..

Avrupalı kafası mı?..

Öyle görünüyor ki biz AB’ye girsek bile Avrupalı olmak bir başka şey...

*

Son dönemde medyanın havasında bir dizi birbirinin benzeri sözcük uçuşmaya başladı; ulusal, milli, ulusalcı, millici, milliyetçi, ulusçu...

Kim bunları dile getirirse tepki uyandırıyor; Avrupa Birliği’ne karşı sayılıyor...

Yok canım...

Ulusa ilişkin ne kadar kavram varsa, tümü bize Avrupa’dan geldi; çünkü bu sözcükler uygarlığın bir aşamasında Avrupa’da keşfedildi...

Üstelik AB’ye ‘ulus devlet’ olarak girmekten bir başka çare yoktur...

Hem de laik devlet olacaksın!..

Din devleti kimliğiyle AB’ye zinhar giremezsin; Avrupa’da din devleti de yok!..

*

AB’ye üye olmadan “Avrupa Gümrük Birliği”ne girmiş bizden başka enayi var mı?..

Yok!..

Öyle görünüyor ki biz bu kafayla ‘Avrupa Birliği’ne girebilsek bile Avrupalı olmak için önümüzde çok uzun ve ince bir yol uzanıyor...

(5 Mart 2002 tarihli yazısı)