Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Löw’den Dersler

15 Temmuz 2014 Salı

Biz onun kıymetini bilmedik. Bilemezdik. Çünkü müsait olmayan hayat ve yorum tarzımız var. Öyle olmasaydı dünya üçüncüsü olan ulusal takımın başından Şenol Güneş’i almaz, yoluna hâlâ devam eden başarısı için ne yapmak gerektiğini birlikte çözerdik. Olmaz ve olmuyor. Olmayacak da. Çünkü bizim mentalitemiz eğitime yatkın değil. İki katlı apartmanların özel üniversite olduğu ve sadece diploma avcılığı yapılan bir ortamda futbol kalkınamazdı! Üniversitelerde birçok spor tesisi göstermelik. Öğrencilerin yönlendirilmesini bırakın sahipleri sadece reklamlarda gösteriyorlar. (İstisnalar alınmasın!)
Futbol adına devrim yapma hikâyeleri ile birileri aldatılabilir ama ben toprak sahalardan ve farelerin cirit attığı harabelerden gelen teknik adam olarak her basamakta eğitime kendimi adadım ve başarıyı kanıtladım; köşemde, mecliste, kulüplerde ve sahada hep eğitim adına konuştum, mücadele verdim. Bilmem kaç genci sokak aralarından bulup eğitip futbolumuza kazandırdım. Bayan futboluna da el attım. Bugün kendisine yardımcı bayan antrenör seçtiklerini söyleyen meslektaşlarım 2004’te ilk bayan teknik eğitimcim olduğunu unutmasınlar! Ayıp oluyor. Bu kısa girişi yapmam Dünya Kupası ve futbol politikamızla ilgilidir. Dünya Kupası’nı hak eden, istikrarlı ve tavizsiz ekolü ile aldı. İki türlü teknik adam vardır: Eğitimci ve günlük. Biz ikincilere aboneyiz. Löw yıllardır Herberger, Schon, Derwal, Beckenbauer ve Wogts’un yolundan gitmiştir. Alman Federasyonu özerktir ve eğitimine kimse karışmaz. Bu anlamda en küçük yaştan itibaren tüm eğitim grupları ile çalışan Löw, birçok eğitim alan Türk gençlerini de Alman futboluna kazandırmıştır. Oysa Fenerbahçe ve Adanaspor’da tutunamadı ve acı biçimde gönderildi zamanında. Biz eğitime sabır göstermeyen mantığımızı değiştirmediğimiz ve eğitimi “zamana karşı” yapmadığımız için ileri değil geri gidiyoruz. Endüstriyel futbola oyuncu satmak yerine hep almayı uygun görüyoruz. Beşiktaş devrimini 1975’te yaptı. Herkes özendi taklit etmek istedi. Fenerbahçe bana sistemi kurdurduktan sonra profesyonel takıma oyuncu verince “Hoca biz parayı basar alırız, bize altyapıdan öğrenci gerekmez” dediler ve ben de ayrıldım. Antalyaspor’dan gerekli yanıtı almışlardı! Fatih Terim mesleğe başlarken Akdeniz Oyunları, sonra A Takım ve sonuçta Galatasaray’la başarılı oldu. İşe yardımcım Rasim Kara ve Piontek gibi önemli kişilerle başlamıştı. Çünkü Rasim Kara benim yardımcım ve teknik adam yaptığım önemli kişiydi. O zaman deplasmanlı gençler ligi (PAF) vardı. Şimdi dışarı atılmış A2 ligi ve ötekiler var. Mahalleler kulüplerimizin adını kullanan halı saha tüccarları ile dolu. Gidin bakın hangi futbol eğitimi veriliyor? yetiştirmekten geçer. Arda gitmeseydi belki bugün konuşulmayacaktı bile! Dünya kupasında en yeni ülkelerin dahi yurtdışında oynayan birçok futbolcusu varken biz hiçbir örnek koyamadık. Ulusal ve kulüp bazında yokuz. Eğitim en değerli birkaç hocaya devredilmesi gerekirken bir takım oyunlarla o değerler saf dışı tutuluyor. Ders almalı ve kafa yapımızı sil baştan değiştirecek yola girmeliyiz. Eğitimcilerin arasında sıkıntı giderilmelidir. Diplomalarla değil kaliteli ve doğru eğitim verenlerle futbol gerçeğinin yaratmalıyız. 75 milyonluk ülke Dünya Kupası’na uzaktan bakamaz! Bunun tipik örneği hep Löw ve eseri Almanya’dır.

Tümü Adnan Dinçer - Son yazıları

Yetersiz eğitim 18 Kasım 2018 Paz
Top ayağa düştü! 14 Kasım 2018 Çar
Hatalar zinciri 12 Kasım 2018 Pzt