Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Ahmet İnsel

Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?

31 Mart 2018 Cumartesi

29 Mart’ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ilk kez görüştüğü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) delegasyonuna tam ne dedi, ne vaatte bulundu? Rivayet muhtelif.
Fransız cumhurbaşkanlığının dün yayımladığı basın bildirisinde, “SDG’nin DAEŞ’e karşı mücadelede oynadığı sonuç alıcı rolü ve yaptığı fedakârlıkları övdüğü, bu terörist tehlike devam ederken, bu mücadelenin önceliğine vurgu yaptığı” belirtiliyor. Macron “Suriye’de çatışmanın bir siyasal çözüme kavuşmasını beklerken, DAEŞ’in yeniden canlanmasını engellenmek için, dengeli ve herkesi dahil eden bir yönetişim çerçevesinde, özellikle Suriye’nin kuzeydoğusunda güvenlik bölgesinin istikrara kavuşturulması konusunda Fransa’nın desteği için SDG’yi temin” etmiş.
Burada iki önemli vurgu var. Birincisi, güven verilen alanın Suriye’nin kuzeydoğusu olması. Fırat’ın doğusunda ve Suriye’nin kuzeyinde kalan bölge, takriben, iki-üç yıl önceki Kobani ve Cezire kantonları sınırı demek. İkinci vurgu, SDG’ye olan desteğin IŞİD’le mücadele ile gerekçelendirilmesi. Ama bu SDG’nin Menbiç’te değil ama daha güneyde Deyr-Zor ve Rakka’da da bulunmasını gerektiriyor.
Macron’un, YPG ile Arap, Kürt, Sünni ve Hıristiyan müttefiklerini, eşit sayıda kadın ve erkekle temsil eden SDG heyetine, “SDG ile Türkiye arasında, Fransa ve uluslararası topluluğun yardımıyla bir diyaloğun kurulması temennisinde bulunduğu” aynı basın bildirisinde yer alıyor. Aynı zamanda, “Fransa’nın PKK’ye karşı mücadele konusundaki taahhüdü ve Türkiye’nin güvenliğine verdiği önemi” de hatırlattığı belirtiliyor.
Görüşme sonrasında Kuzey Suriye Federasyonu Paris Temsilcisi Halit İsa, “SDG’nin koruduğu bütün bölgelerin güvenlik altına alınması için Fransa’nın Menbiç’teki askeri varlığını artıracağını” iddia etti. Ne var ki bu askeri desteğin Menbiç’e Fransa’nın askeri birlikler yollaması anlamına geldiği, pek şüpheli. Macron’un basın bildirisinde yer almayan bu konu için, cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar, Afrika veya Yugoslavya’da olduğu gibi, Fransa’nın bölgeye askeri birlik yollamasının söz konusu olmadığını ısrarla söylüyorlar. SDG ile Fransa’nın askeri işbirliğinin IŞİD’e karşı mücadele için sürdürüldüğünü, Türkiye’ye karşı bir işbirliğini kapsamadığını vurguluyorlar.
Macron’la SDG heyeti arasında Menbiç’te Fransız askeri varlığının güçlendirilmesi somut olarak konuşuldu mu? Fransa’nın Suriye’de esas olarak istihbarat ve eğitim için ve gayri resmi biçimde bulunan çok sınırlı sayıda özel kuvvetlerinin sayısının biraz arttırılacağı ve Menbiç’teki olası küçük varlığının güçlendirileceği ihtimalini Fransız basını dile getiriyor. Suriye devletinin çağrısına dayanmadığı için, Fransa’nın bu sınırlı askeri varlığı, uluslararası hukuk açısından sorunlu. Fransız makamları bu yüzden bunu açıkça dile getirmiyorlar. Ama görünen o ki Menbiç’in, ABD ve Fransız gözlemci askeri varlığı eşliğinde, TSK ve YPG’nin olmadığı bir ara bölge olmasını Batılı müttefikler tasarlıyor.
Diğer bir konu, Afrin. Dikkat edilirse, Batılı güçlerin Afrin’le ilgili dikkati, bölgenin ÖSO ve TSK güçlerinin kontrolüne geçmesi sonrasında ortaya çıkan, Birleşmiş Milletler’in yüz binin üstünde olduğunu tahmin ettiği göçmenlere odaklanmış durumda. YPG’nin Afrin’den bütünüyle çekilmesinin veri olarak kabul edildiği, TSK ve ÖSO’nun girmemesi için alınan önlemlere paralel olarak YPG’nin Menbiç’ten de çekileceği, buna karşılık Batılı güçlerin Fırat’ın doğusunda SDG’ye güvenli bölge taahhüdünde bulunduğu iddiası giderek somutluk kazanıyor.
Macron’un arabulucuk önerisine gelince. Bunun Fransa Cumhurbaşkanı’nın çok sık başvurduğu görüntü verme politikasının bir tezahürü olduğunu, pek sevdiği arabulucu rolünü burada da öne çıkarmak istediğini düşünmek mümkün. Bu önerinin nasıl gerçeklik kazanacağını kestirmek zor. Fransa Suriye’ye müdahale eden koalisyonun, ABD’nin arkasından çok uzak ara ikinci gücü. Emmanuel Macron’a Tayyip Erdoğan’ın bu arabuluculuk önerisi konusunda dün söylediklerini eksiksiz çevirip gösterdiler mi, bilmiyoruz? Ama görünen o ki, SDG ve özel olarak YPG’yi müttefik olarak tanımlayan Fransa ile, SDG’yi bütünüyle PKK’nin uzantısı olarak tanımlayan Erdoğan yönetimi arasında şimdi kim arabulucu olacak sorusunu sormak belki daha anlamlı olacak.

Tümü Ahmet İnsel - Son yazıları

Hınç politikaları ve nihilizm 4 Eylül 2018 Sal
Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018 Cmt
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018 Sal