Server Tanilli

Sol'u Yeniden Düşünmek...

13 Eylül 2008 Cumartesi

Türkiyede, ciddi bir muhalefete ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Özellikle güçlü bir sol seçenek, bir sosyal demokrat parti beklentisinde herkes görüş birliği içinde. Soldaki düşünceler ise bol ve çeşitli...

Ama bu zenginlikten büyük bir parti çıkarmak; ve yığınları arkasına da alarak iktidara gelmek bir sorun, asıl dev sorun.

Tartışılıyor...

Devrim Sevimayın, Milliyette, -1 Eylülde başlayıp 10 gün süren- son Sol Çıkışını Arıyor adlı yazı dizisi pek yararlı olmuştur.

Aklımıza takılanlar da oldu, olacak da...

*

27 Mayıs Devrimini izleyen 60’lı yılları çok iyi hatırlarız.

Onların bir getirdiği de, partiler tablosundaki yenilikti: Demokrat Partiyi sürdürecek -Süleyman Demirelin- Adalet Partisi, çok geçmeden kurulur ve 1965 seçimlerinde iktidara gelir. Karşısındaki Türkiye İşçi Partisi (TİP) ise, bir yeniliktir: Sosyalizmi savunmaktadır.

Yine karşısındaki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), büyük bir değişiklik içine girer: İsmet Paşa, “Ortanın Solu tartışmasını başlatır. Görünen odur ki, CHP, TİPin sosyalizmine karşılık, sosyal demokrat bir parti olacaktır.

Batıya yakışır bir gelişme!

Nitekim, Bülent Ecevit, ortanın solundan bir sosyal demokrat parti çıkaracak ve onu 70lerde iktidara geçirecektir.

Ne var ki, bu düş fazla sürmeyecektir.

12 Eylül felaketi gelecek, ilk yaptığı da partileri kapatmak olacaktır.

Bir süre sonra, partilere izin gelecektir: Ecevit, Demokratik Sol Partiyi (DSP) kurarken; CHP adına konan yasaklama kalktığında, Deniz Baykal da gelip CHPyi ihya edecektir.

Ne yapacaktır bu iki sosyal demokrat?

İki partiyi birleştirme şöyle dursun, uzlaşma beklenen en basit konularda bile birbirlerini itecektir: Ankara başta olmak üzere, çoğu yerde belediyeleri kaybetmek bunun sonucudur.

Bu arada, DSP bir aile partisi olur; CHP de, sosyal demokratlığa ait ne varsa kaybedip bugünlere gelecektir. Birkaç gün önce, gazetemizde, Yakup Kepenekin Hantal Parti? adlı yazısında anlattığı hallere düşerek...

Ülkenin bir yol kavşağına sürüklenmekte olduğu bu çok duyarlı dönemde çareler arıyoruz.

Dileriz, Milliyetteki tartışmadan da yeni bir yol açılsın önümüzde...

*

21. yüzyıla girdiğimiz sıralarda, Türkiye, tam bir kuşatma ya da dayatma altındaydı: Gerçekten, ülkenin devlet yapısı çökertilmek istenirken, ekonomisi de yeni dünya düzeninin bir tür sömürgesi haline getirilme girişimi ile yüz yüzeydi. Buna ancak ulusal bir hareketle karşı çıkılabilirdi. Öte yandan, ülkeyi bu hale düşüren sağcı partilerin yapacakları bir şey olmadığı gibi, iş, sosyal demokrat partileri de aşmıştı.

Böyle bir ortamda yapılması gereken, var olan sisteme karşı bir antitez oluşturmak ve sorunlara radikal, yenileştirici ve devrimci bir çözüm bulmaktı. Cumhuriyeti kuranlar da, böylesi bir yolla bir toplum tasarısı ortaya koymuş, çağdaşlaşmanın, aydınlanmanın yollarını açmışlardı; o hareket başlangıç noktası olarak alınabilir ve kendi içinde demokratik olacak böyle bir hareket ya da parti, gençliği de arkasına takabilirdi.

İşte, o sıralarda bir grup aydın, profesör Mümtaz Soysalın düşüncelerinin aydınlığında, Bağımsız Cumhuriyet Partisini (BCP) kurdular ve bugün de ayaktadır.

Aramızda aydın diye dolaşanların yüzde kaçı, bu partiyle ilgilenmiştir?

Fikrimce, BCP, sıradan bir sosyal demokrat parti değildir; Türkiyenin beklediği bir partidir.

O yıldan bu yıla, üstelik AKP iktidara gelmiş ve Türkiyeye -giderilmesi güç- kayıplara da malolmuştur.

Eğilin kulağınıza bir kez daha fısıldayalım: Türkiyenin davası, sosyal demokrat partileri de aşmıştır. Anladınız mı dostum?

Şimdi, gidip Sol üstüne bol bol tartışabilirsiniz...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Türkiye Nereye Gidiyor? 10 Ağustos 2009
Masal ve Gerçek... 7 Şubat 2009

Günün Köşe Yazıları