Ahmet Saltık

Türkiye’nin kritik 2024 gündemi

04 Ocak 2024 Perşembe

2024’e yüklü bir gündemle girdik. Vurgulamak isterim ki saldırılar çeşitlendi, yoğunlaştı. Kuşkusuz çok merkezli ve apaçık beşinci kol güdümlü. Kamuoyunu yönlendirmek için tüm politik-psikolojik ve siyaset sosyolojisi temelli propaganda türleri kullanılmakta. Bu köşede önceki yazım “İç ve dış bütünsel saldırı ivme kazandı!” başlıklıydı (21.12.23). Başlıktaki “bütünsel” sözcüğü kritik. İç ve dış kaynaklı operasyonların birbirinden ayrı olmadığı vurgulanıyor. Üstelik ülke çıkarlarını, ulusal birliği korumak için karşı propaganda olanağından yoksunuz. 2003’te AB’ye uyum için Milli Güvenlik Kurulu yapısını değiştiren yasayla “psikolojik harekât”a son verildi. Türkiye çok tehlikeli iç-dış karıştırmalara karşı korunaksız. Maraş kıyımı ile 500’den fazla insanın vahşice öldürülmesi, Madımak’ta 35 kişinin yakılması, Çorum faciası, Ankara Garı önünde 103 insanın öldürülmesi (2015), FETÖ kalkışmasında yüzlerce kurban, yurtdışında öldürülen çok sayıda MİT görevlisi (Kozmik oda gizleri FETÖ-ABD’ye!), süren aydın cinayetleri, yoksullaştırılan on milyonlar...

Ocak sonunda Adalet ve Demokrasi Haftası 31. kez değerlendirilecek. Mumcu’nun bizlerden koparılması hiç olmazsa siyasal bilinç ve sorgulayan toplum yaratsın. Kontrgerilla cinayetleri son bulsun, işleyen-işletenler açığa çıkarılsın. Ne var ki zamanın İçişleri Bakanı Ağar’ın, Güldal Mumcu’ya itirafı, “o tuğla” duvardan çekil(e)miyor çünkü devlet altında kalacak! Aradan 30 yıl geçti. Bu çaresizlik (!) çok hazin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına onur kırıcı, kabul edilemez. Devletin en başat yükümlülüğü yurttaşın can güvenliğini sağlamak.

Dev bir iktidar aygıtı olan İletişim Başkanlığı tümüyle politize ve yandaş olup ulusal kimlik ve işlevden çok uzak. Goebbels propaganda birimine benzetiliyor yaygın olarak. Üstelik sayısal (dijital) çağın olanakları çok sayıda ücretli trol ile kullanılmakta ve “oldukça” başarılı (!) olunmakta. Ay’a dört şeritli otoyol ve 2023’te “sert” iniş yapılması (ta 1968’de, ilk idi!), “nas”sın tıkanan ekonomiyi gizlemek için siyasete alet edilmesi, şükür istemi, hatta “fiyatları Allah’ın belirlemesi”!? 

Siyaset bilimi açısından Türkiye çok ilginç bir “laboratuvar ülkeye”, ulus ise kobaya dönüştürüldü. Machiavelli’nin düş gücünü çok aşan kurgular dayatılmakta. Gerilim çok yükseldi.

Ekonomi dikiş tutmuyor ve 2024’te iyileşme beklenmiyor. Mayısa dek en az yüzde 70 enflasyonu AKP=RTE kabul ve itiraf etmekte. Asgari ücret genelgeçer kılındı ve birkaç ay içinde açlık sınırı altında kalacak. Borçların çevrilmesi ve yatırım ortamının sürmesi için gerekli 250 milyar dolar ufukta yok! Giderek yoksullaştırılan on milyonların yedekleri de tükendi ve dayanç kalmadı. Tablo sürdürülesi değil. Parasal sıkılaştırma durgunluk (resesyon) yaratıyor ama enflasyon dizginlenemiyor; stagflasyon (durgunluk içinde enflasyon). AKP/RTE, yerel seçimlere dek günü kurtarma derdinde. Sonrası ise tufan. İlan edilmemiş bir iflas (moratoryum), Beethoven’ın 5. Senfonisi’ndeki gibi camları vurmakta. 21 yıllık talan, darülharp ülkesine diz çöktürdü. Bir yandan da laiklik, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler ayaklar altında. Ulusal mevziler 21 yıldır, AKP ve iç-dış ortaklarınca yoğun ateş altında. 

Bu senaryolar yaşama geçirilirken temel kaldıraçlardan biri “gündem oyunları”. İktidar ve iç-dış yandaşları bu kulvarda da çok başarılı (!) AYM’nin işlevsizleştirilmesi, Anıtkabir’de laik düzene küfür ve şeriat yaveleri, Galata mitinginde hilafet çığlıkları, bir kadın doçentin (?!) “seküler hilafet” zırvası, Riyad’da yapılamayan GS-FB maçı... Hiçbiri rastlantı deği, tümü üst-dış akıl kurgusunda AKP maşalığı ile. Dezenformasyon yasası İskender’in kılıcı gibi; iktidar eliyle her oyun serbest ancak bunlara karşı çıkmak ve halka tuzağı anlatmak dezenformasyon! Yaman, rezil bir kurgu...

Anadolu Federe İslam Devleti=Post-modern Sevr “az sonra”

Buyurun BOP sofrasına, eşbaşkan RTE’nin!

NE YAPMALI?

Hep söylenir, önce doğru tanı. Tablo budur, hiç abartısız. Kurucu parti, ana muhalefet görevini gereğince yapmaktan epey uzak. Halk yığınları felç, yaşamın dışına itilmiş oy deposu. Anayasa, darbeyle rafta. Yepyeni muhalefet stratejileri zorunlu. Ulusun çoğunluğu hâlâ laik Cumhuriyet yanlısı ama örgütsüz. “İktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler...” CHP ya bu “emperyal rest”i görür ve hızla derlenir ya da Cumhuriyetin yüz yıllık birikimi kadim Kuvayı Milliye “işbaşı” yapar. İlk hedef yerel seçimler, ardından erken seçim zorlaması... Türkiye haramiler sofrasına ikram edilmeyecektir!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları