Ali Apaydın

ÇEDES’i durdurmak

07 Mart 2024 Perşembe

Okullarımız patolojikleştirildi, derslerimiz, ders saatlerimiz, ders kitaplarımız bir bir patolojikleştirildi. Ve veliler de patolojikleştirildi. Öğretmenlerimiz bile patolojikleştirildi ve şimdi, eğitimdeki en savunmasız aktör, geleceğimiz olan öğrenciler patolojikleştirilmeye çalışılıyor!

Bir eğitim bakanlığı düşünün; bir proje üretiyor, bunun için bir yönerge hazırlıyor, bu yönergede eğitim mekânı olan okullara eğitim danışmanları atıyor. Ve bir okulun öğretmenler kurulunu düşünün; bu kurul toplanıyor, bu projeye dahil olma kararı veriyor, gerekli protokolleri tamamlıyor ve sonrasında bu proje için bir etkinlik hazırlıyor. Okul müdürü, müdür yardımcıları, sorumlu öğretmenler bu etkinliği görüyor, onaylıyor, imzalıyor! Ve bu etkinlik hayata geçiriliyor, önce özenle bir maket yapılıyor: bir mezar maketi! Sonra “gönüllü” öğrenciler bir bir bu mezar maketinin önüne oturtuluyor. Ve sonra onlara “Şimdi kendini ölmüş annenin mezarı başında düşün ve onun için ağıt yak” deniyor! Okulun müdürü, müdür yardımcısı, öğretmenler, psikolojik danışman ve rehber izliyor! Ve bu sahne diğer öğrencilere de izletiliyor! Böylece çevresine duyarlı, değerlerine sahip çıkan öğrenciler yetiştirilmiş oluyor!

MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı eliyle yürütülen Çevreme Duyarlıyım Çevreme Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi kapsamında yapılanlardan sadece bir tanesi bu.

Tıka basa köktendincilikten beslenen bir cehaletin verdiği cüretle gerçekleştirilen, sözde gönüllülük esasına dayalı bir proje ÇEDES. Görünen o ki köktendinciliğin cüretinin en uç noktalarındayız. Bir ülkenin geleceği belli bir “ahlak” anlayışının sopasıyla hizaya çekilmeye çalışılıyor. Ve en içler acısı olan bu da değil, bazı öğretmenler bu projeye eşlik ediyor, destek veriyor.

Hayır, bu konuda sadece bakanlığın sorumsuzluğunu vurgulamak yetmez, burada sorumluluk hepimizindir; en çok da eğitimin belirleyici aktörü olan öğretmenlerin.

Sahi, öğretmenler olarak biz kimiz? Kim olarak var olmaktayız bu ülkede? Neden bu mesleği yapmaktayız? Kuşkusuz, gerçek Türkiye’nin yabancı tanıkları değiliz asla. Biz de bu ülkenin birer yurttaşı olarak şu ya da bu şekilde diğer yurttaşlarla ilişkileniyor, onlarla karşılaşıyor ve onlarla bir arada yaşıyoruz. Ve onların çocuklarını, kardeşlerini, yakınlarını eğitiyoruz. Niçin? Öğrencilerimizi birilerinin istediği insanlara dönüştürmek için mi? Hayır, eğitim asla birilerinin değerlerini öğrencilere aktarma etkinliği değildir! Okullar asla bir tahakküm çarkının dişlilerinden biri değildir!

Derhal kendimize gelelim, öğretmenlik mesleği saygın bir meslektir; saygındır, çünkü bir öğretmen birtakım değerlerin değil temel ilkelerin temsilcisi olduğu için bu saygıyı hak eder. Çünkü değerler, içinde bulunulan topluma, çağa ve koşullara göre değişir; ilkeler ise bu değişkenlik içinde değerlerin nasıl hayata geçirileceğini belirler. Bu yüzden anayasada ve eğitim yasasında değerlerden değil temel ilkelerden söz edilir! Çünkü filozofların farklı farklı biçimlerde defalarca vurguladığı gibi ilkenin önüne değeri koyduğunuzda olası tüm değerleri katledersiniz!

Çünkü duyarlılık ve değer tarzlarımız birbirinden ayrılabilir ama ilkeselliğin tek bir tarzı vardır: düşünerek eylemek. Bu yüzden eğitim öğrencilere düşünme araçlarını verir, düşünülmesi gerekenleri değil! Ve bu yüzden öğrenciler her şeyin önceden belirlendiği bir geleceğin yaşayıcıları değil her şeyi yeniden belirleyecek olan, yeni bilgiler, yeni değerler, yeni duyarlılıklar ve yeni bir yaşam var edecek olan geleceğin mimarlarıdır. İşte şimdi ülkemizin geleceği olan bu mimarlar hedef alınıyor, onlara yönelik girişimlerde bulunuluyor.

Ne yasalara ne anayasaya ne de eğitimin esaslarına uygun bir proje olan ÇEDES’e karşı durmak, kendini mesleğinin esaslarıyla var eden her öğretmenin, sözde öğretmenlere, velilere ve hatta bakanlığa rağmen başat görevidir.

***

En başta eğitim hakkı olmak üzere kadın hakları için mücadele etmiş kadın ve erkekleri saygıyla anıyor ve tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum. Yaşasın 8 Mart!

 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Eğitimde utanç yılı 13 Haziran 2024
Devrimi kurtarmak 30 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları