Arif Kızılyalın

Protesto kültürü!

28 Şubat 2024 Çarşamba

Fransız ve Hollandalı üreticilerin protesto eylemleri, Orta ve Doğu Avrupa’ya yayılıyor. Geçen ay içinde Paris sokaklarına saman balyaları bırakılmıştı, AmsterdamRotterdam yoluna binlerce litrelerce süt döküldü. Belçikalı sebze üreticileri Brüksel yolunda. Geçen hafta sonu Bask sınırındaki Fransızlar ucuz İspanyol şaraplarını taşıyan tankerleri sabote ettiler. Polonyalılar, Ukrayna’dan gelen tahıl yüklü treni durdurup ürünü yaktılar.

Niçin?

Çünkü yeni ekonomi politikalarının yarın öbür gün işsizliğe, çöküşe neden olacağını biliyorlar, ses yükseltiyorlar, siyasilerin üretimi desteklemeyi bırakıp savunma sanayisine ağırlık vermesine dur diyorlar. Ortak sorun, mazottaki sübvansenin kaldırılması, tarım ve hayvancılıktaki destek primlerinin azaltılması. Oluşabilecek arz-talep krizinin ithalatla geçiştirilmesi kararına karşılar.

Hollandalı bir çiftlik sahibi, TV’lere yaptığı açıklamada, “Eğer üretime devam edemez ve hayvanlarımızı kesersek ülke ekonomik krize girer” diyordu.

Ne kadar tanıdık görüntüler değil mi? Bizde bin beteri var yukarıdaki sorunların. Manisalı üzüm üreticisi ile İstanbul’da lüks dizel araç sahibi kişi, mazotu aynı fiyattan 45 TL’den alıyor. Hayvancılıkla uğraşan Edirneli çiftçiye doğru dürüst teşvik verilmediği için ürettiği sütü maliyetine ya da altına veriyor. Et üreticisi, garip garip ülkelerden getirilen ithal büyükbaşlar nedeniyle kepengi indirmek üzere.

Ama sesi çıkıyor mu çiftçinin, toprak sahibinin, üreticinin? Sendikalar ortalığı ayağa kaldırıyor mu?

Kooperatiflerin sesini duyan var mı? Örneğin “Konyalı üreticiyle Ankara’ya yürüyoruz” diyen birileri var mı? Yok! Çünkü korku iklimi hâkim Türkiye’de. Daha doğrusu, “Ya beraberiz ya hiçbirimiz” kültürü ne yazık ki Gezi Parkı eylemleri sonrası, sadece toplumsal etkinliklerde cılızca ses bulan bir slogan!

Yeri gelmişken; Almanya başta olmak üzere savunma sanayisine inanılmaz yatırım var Avrupa’da. Gerekçe malum; Rusya’nın Baltık ülkeleriyle çatışması halinde olası bir Avrupa-Rusya savaşı öncesi güçlenebilmek. Üstelik Trump’ın da yeniden ABD başkanı olup Kuzey Atlantik Paktı’ndan çekilme tehditi korku yaratmış durumda. Elbette bir de Yunanistan-Türkiye meselesi var. Geçen hafta satır arasında kaldı. Yunan Savunması Bakanı Dendias’ın F-16 ile attığı Ege turu ve sonrasında,

“Türklerin muharip uçak (Kaan) üretmesi endişe verici” açıklaması geçenlerde Erdoğan ile Miçotakis arasındaki yumuşamanın her iki taraf bağlamında da yeniden gözden geçirilmesine neden olacak.

ADLİYEDE NE OLUYOR?

Geçenlerde Danıştay, “FETÖ” soruşturmaları kapsamında meslekten ihraç edilen 450 hâkim ve savcı hakkında göreve iade kararı verdi. Ülkenin sinir uçları gerildi. HSK, Danıştay’ın “ak”ladığı 400’e yakın isim hakkında yeni inceleme başlattı; yarın öbür gün birileri “pardon” der. Yine anımsatalım; Hrant Dink soruşturmasıyla gündeme gelip Dilan-Engin Polat davasında çalışırken evinde dijital arama yapılan ve Erzurum’a tayin olan Gökalp Kökçü ile ilgili sorular henüz yanıt bulmadı, sudan sebeplerle özgür basına getirilen erişim engelleri de adliyedeki sıkıntılara tavan yaptırdı. Son olarak borsacı Nihat Özçelik hakkında İstanbul Başsavcılığı’nın başlattığı karma suçlamalarla ilgi haberlere 200 km uzaklıktaki bir mahkemeden, Sakarya’dan durdurma kararı gelmiş. Kimse oralı olmadı ama bir ara adalet sistemini kilitlemişti benzeri kararlar, birçok davanın seyrini etkilemişti. Bakalım, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç adliyelerdeki krizi nasıl çözecek?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yeni TFF Başkanı! 20 Nisan 2024
Ekmek yoksa ıstakoz ye! 17 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları