Yancı Foncular

22 Haziran 2024 Cumartesi

Ulusal eğitimi siyasal dinciliğin oyuncağı yapmaya kalkan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yeni hedefi öğretmenlerdi. Ona göre, sokakta gördüğümüz 80 kişiden biri, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından maaşı ödenen öğretmen statüsündeymiş. Dünyanın hiçbir tarafında bu kadar büyük bir öğretmen kitlesi, kamu tarafından fonlandırılmıyormuş!

Hazır fonlanmadan söz açmışken Bilal Erdoğan’ın yüksek istişare kurulu üyeliği yaptığı TÜGVA’nın (Türkiye Gençlik Vakfı) hepsi de kamu kuruluşu olan sponsorlarından (partner) kimi örnekler verelim:

Türk Hava Yolları, Ziraat Katılım, Türk Telekom, Halkbank, Enerji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, TİKA, Türkiye Ulusal Ajansı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı...

Ve hiç kuşkusuz Milli Eğitim Bakanlığı da bu kuruluşlara eklenmiş durumda.

Milli Eğitim Bakanlığı, TÜGVA’nın “Türkiye’nin Kitap Kurtları Projesi, Filistin’de Çocuk Olmak Resim Yarışması, Çizimlerle 40 Hadis” gibi birbirinden değerli ve büyük projelerine destek veriyor.

Sonracıma, yine Bilal Erdoğan’ın başkanlığını üstlendiği İlim Yayma Vakfı ile protokoller imzalıyor, İlim Yayma Cemiyeti ile de anlaşmalar yapıyor. Söz gelimi, gençlere edep ve ilmihal ile dini bilgiler vermek için kurulmuş “marifet okul”ları için destek oluyor.

Yine bakanlığa bağlı halk eğitim merkezleri, çeşitli etkinliklerin gerçekleştirilmesinde yetkililerine yardımcı olmalarının yanı sıra İlim Yayma Cemiyeti personeli olan eğiticilere ücret ödemeleri yapıyorlar.

Dahası, Yusuf Tekin’in kurucu genel başkanı olduğu ve amaçları arasında “zihinsel kodları düzeltmek, Müslüman zihnini inşa etmeye katkıda bulunmak için çalışmak, ümmet bakışı ile düşünme, çalışma ve üretmek” hedefleri bulunan Cihannüma Derneği ile “Tarihinden Geleceğini İnşa Eden Gençlik” ve benzeri projeler için protokoller imzalıyor.

Saydıklarımızın hepsi Yusuf Tekin’in “sivil toplum örgütü”nden saydığı yancı foncular. Bunların dünyada eşi benzeri yok!

Yalnızca bizdeki Saray düzenine özgü.

BATI’NIN SÖMÜRGEN YANI

Batı’nın sömürgen tarafı, yine uygarlıktan ve hümanizmadan yana olan tarafına galip geldi.

Kapitalizmin doymazlığının yarattığı bunalımlar ve savaşlar sonucu gerçekleşen göçler ve yoksullaşma ağır sorunlara dönüştü.

Mazlum halkların yarattığı artı değere el konulmasıyla refah toplumunu sürdürebilen Batı sıkıştı. Ortadoğu’da ve Ukrayna’da yol açtığı kanlı oyunların kendi kamuoyunda duyumsanan dalgalarının etkisiyle sömürgen yüzünü, ırkçılıkla, tutuculukla, yayılmacılık, kibir ve bencillikle göstermeye başladı.

Avrupa’dan başlayarak tüm Batı dünyasında yükselen ırkçılığa varan sağcılaşma, yıllardır kurtarıcı gibi gösterilen emperyalizmin yeni masalı küreselleşmenin yarattığı bir sonuçtur. İnsanlığın ve insanca değerlerin geriletilmesidir.

Halk önderi Atatürk’ün halkçılık bildirgesinde ifade ettiği gibi, “kapitalizmin ve emperyalizmin zorbalık ve kıyımından” kurtulmadıkça tüm dünya halkları erince, eşitliğe, özgürlüğe ve kardeşliğe ulaşamayacak.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları