Miyase İlknur

Madenler devletleştirilsin

17 Şubat 2024 Cumartesi

Tükiye’de en çok değişen iki kanundan biri Kamu İhale Yasası diğeri ise Maden Yasası’dır. Kamu yararına ise bu değişiklikler amenna. Ama gelin görün ki bu iki kanun da sermayenin yararına sürekli değiştirilir. Daha çok kazanç elde edebilmeleri için kanunda önlerine çıkan engelleri bertaraf etmek adına sermayenin talepleri derhal yerine getirilir.

Karşılıksız mı?

Değil tabii. Bu değişiklikleri yapanlar, onaylayanlar ve itiraz etmesi gerekenlerin, yeri göğü inletmesi beklenenlerin suskunluklarının da bir karşılığı var elbette. O karşılık, kamudan ihale alan, maden arama ruhsatına sahip şirketler tarafından önceden ödenir. Hani Rıza Sarraf’ın “O...nun bahşişini peşin ödeyeceksin” dediği gibi.

Çokuluslu maden şirketleri, girecekleri ülkelerde önce lobisini oluşturur. Bu lobi sayesinde maden kanunu, kendi istekleri doğrultusunda değiştirilir. Kanun değişikliği için sadece iktidar partisinden değil, muhalefet partilerinden de adam devşirilir. Basın bir ayağıdır bunun. En sona madenin aranacağı bölgenin eşrafı, muhtarı, sivil toplum örgütleri, köy ahalisi ve yerel basın bırakılır. Satın alınamayan kişi ve kurumlar itiraz ettiğinde dev bir koro anında “Madenler çıkarılmasın mı, yeraltında yatan bu kaynaklardan ülke olarak yararlanmayalım mı?” diye feverana başlar.

ÖZEL SEKTÖR OLMADAN MADENLER ÇIKARILMADI MI?

Sanki madenler özelleştirilmeden önce yeraltındaki kaynaklarımız çıkarılmıyordu. Cumhuriyetin ilanından sonra hükümetler, bağımsız bir ekonomiye kavuşmak amacıyla öncelikle madenciliğin millileştirilmesi ve yeraltı kaynaklarının aranıp işletilmesi düşüncesini yaşama geçirmişlerdir. 1930’lu yıllar Türkiye madenciliğinin atılım yıllarıdır.

Türkiye’de madenlerin aranması için MTA (Maden Tetkik Arama Enstitüsü) ile işletilmesi için de Etibank’ın kuruluşu Cumhuriyetin ilanından on yıl sonraya rastlar. 14 Haziran 1935 tarihinde bizzat Atatürk’ün talimatıyla kurulan MTA, ekonomik değere sahip sahaları ilgili bakanlık kanalıyla Etibank’a devretmeye, Etibank da bu kaynakları işletmeye zorunlu kılınmıştır.

1936 yılında tam anlamıyla faaliyete geçen Etibank, öncelikli olarak yabancıların elinde olan maden şirketlerini devlet adına satın alarak millileştirme politikası takip etmiştir. Krom, bakır, demir, kömür madenleri yabancı şirketlerden satın alınarak devletleştirilmiş, MTA tarafından keşfedilen yeni madenler de işletmeye açılmıştır.

ENGELLER TEK TEK KALDIRILDI

Türkiye’de 1980 öncesinde MTA ve Etibank gibi kuruluşlar aracılığıyla devlet eliyle yürütülen madencilik faaliyetleri, 1985’te dönemin başbakanı Turgut Özal’ın politikalarıyla özel sektöre açıldı. Özel sektörün koşullarına uygun olarak değiştirilen kanunlarda 2000’lerden beri yapılan değişikliklerle günümüzde koruma altında olması gereken pek çok yer madencilik faaliyetlerine açık hale getirildi.

Kanunun 7. maddesi, maden faaliyetlerine kapalı tutulması gereken su havzaları, orman alanları, tabiat parkları, sit alanları gibi koruma altına alınacak alanlara ilişkin kısıtlamaları düzenler. Maden Kanunu’nda 2001 yılından beri yapılan 21 değişiklikten beş tanesi 7. maddede yapılıyor.

Maden aramada “kamu yararı” maddesinin getirilmesi ile orman alanları, su havzaları, zeytinlikler, tarım alanlarının talan edilmesinin önü açılıyor.

Doğanın tahrip edilmesi, siyanürle toprakların, havanın zehirlenmesi, iş güvenliğindeki ihmaller nedeniyle ölümler de cabası. Özel şirketlerin çıkardığı madenlerden elde ettiğimiz katma değer ise tahrip edilen katma değerin milyonda biri bile değil.

O nedenle madenlerimiz amasız, fakatsız derhal kamulaştırılmalıdır.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bu Ateş MHP’yi yakar 11 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları