Müjdat Gezen

Serhan Asker

27 Kasım 2023 Pazartesi

Bu genç adam, Halk TV’de “Görkemli Hatıralar” adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Cumartesi bakıyorsun Düzce’de, pazar bakıyorsun Malatya’da. Hiçbir siyasi parti ayırımı yapmadan, dil, din, ırk gözetmeksizin yapıyor işini. Zaten olması gereken de bu değil mi?... Malatya’da Veli Ağbaba’ya türkü söyletti. Ben Veli’yi çok severim. Kendi gibi bir adam. Ayrıca iyi bir politikacı. Türkü söylerken “Medeni cesaretinden dolayı kutlayanlar” olmuş. Yani kötü söylüyormuş da o yüzden. Valla gayet güzel türkü okuyor Veli... Eskiden olsa plakçılar hemen peşine düşerlerdi. Ağbaba bir halk adamı. Ama militan yönünü de unutmamak gerek. Ben böyle dümdüz, gıllısı gışlısı olmayan adamları seviyorum. Serhan da öyle, Veli de...

UÇMAK

Kanatlarım olsa mesela. Uçup havalardan aşağıyı seyretsem. Sonra dönüp evimin balkonuna konsam. Bu “uçmak” fiziksel anlamdaydı. Bir de fikren uçmak vardır ya hani. İşte ben oradayım. Çok severim arada bir uçmayı. Yükselip oradan oraya kanat açma duygusu. Diyelim ki hüzzam makamında bir şarkıya takıldı kafanız. “Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım.” Aceleyle oradan çıkıp bir Frank Sinatra dinlerseniz çok güzel olur. Onun en bilinen şarkısı ne idi? Türkçe yazıyorum: Gecedeki yabancı. Yine Türkçe yazıyorum: Sıtrencırs in di nayt... Adam uçağa binecek. Gelmiş terminale. Bankta oturan kız “Hoş geldiniz Mr. Frank Sinatra” demiş. Adam, “Ben Sinatra değilim” deyince kız gülümseyerek “Buyurun, biniş kartınız Mr. Sinatra” demiş. “Ben Frank Sinatra değilim, yanılıyorsunuz” demiş adam. Uçağa binmiş. Hostes: “Hoş geldiniz Mr. Sinatra, buyurun A1 koltuğunuz.” “Ben Frank Sinatra değilim” demiş adam. Hostes, “Size bir viski getireyim Mr. Sinatra” demiş gitmiş. Yolculuk bitmiş, inmiş uçaktan gelmiş oteline. Resepsiyondaki genç, “Otelimize hoş geldiniz Mr. Sinatra. Buyurun anahtarınız, kral dairesi” demiş. Adam: “Ben Frank Sinatra değilim” demiş. Çıkmış odaya, açmış kapıyı. Yatakta harika bir kadın yatıyor. Kadın “Hoş geldin Frank” deyince adam “Sıtrencırs in di nayt” şarkısını söylemeye başlamış. 

FIKRA

Oğlan ilkokulda. Babasına gelmiş demiş ki: “Baba, öğretmenim beni arkadaşlarımın önünde hep küçük düşürüyor...” Baba öğretmene gelerek durumu sormuş. Öğretmen: “Bir dakika... Gel oğlum, iki kere iki kaç eder?.” Oğlan: “Baba bak yine aynı şeyi yapıyor.”

ATATÜRK DİYOR Kİ:

İnkılabın hedefini kavramış olanlar, daima onu muhafazaya muktedir olacaklardır. 

EKMEK

Bizde temel besin maddesidir. Nimettir. Ekmeksiz sofra yoktur. Küçükken en çok işittiğimiz sözcük “Katık et, ekmeğini ye, lokmanı bırakma” olmuştur. Ekmek mübarektir. Onsuz sofra ve öğün düşünülmez. “Ekmek aslanın ağzında” sözü boşuna değildir. Ekmek çok değerlidir ve emekle yapılır. Askıda ekmek ise son on beş yılın bize kazandırdığı bir tamlamadır. Beş liraya ekmek satan “Halk Ekmek” kuyrukları ekonomimizin nerede olduğunun kanıtı olmuştur. Ancak ben böylesini ilk kez duydum. Kapıcımız geldi. Kendine öğlen yemek üzere ekmek almış. Bizim kata aldıklarını çıkarırken ekmeği kapının dışına bırakmış. İndiğinde ekmeği bulamamış. Çalmışlar. Tek ekmeği çalmışlar. Durumun farkında olmamız gerekiyor. Bizim insanımız tek ekmeği çalacak duruma geldiyse oturup düşünmemiz gerek. Ekonomimiz iyiye gidiyor...

DİKTATÖR

Böyle sistemlere “insanı yok etme sanatı” deniyor. Diktatörler usta belagati olan insanlardır. Çoğu kendilerini bu konuda iyi eğitmişler ve eğitim almışlardır. Topluluklara, kitlelere nasıl sesleneceklerini iyi bilirler. Çok iyi yetiştirilmiş propaganda bakanları vardır. Sıkıştıkları yerde diktatör adına onlar konuşurlar. Tarihe bakın. Hitler çok sık konuşmaz. Goebbels lafı ele alır. Sadece lafı ele alsa iyi. Eylemi de üstlenir. Anlayacağınız dünya var oldu olalı, insanlık bu diktatorya denen zulüm ve baskı sisteminden kendini bir türlü kurtaramadı. Çünkü siz bir savunma metodu bulana kadar o çoktan hücum metodunu işleme koymuştur. Düşünmek için kendimize vakit ayırmamız gerekiyor. Yürürken düşünüyoruz. Yok. Durup düşüneceğiz.

***

HER ŞEY NASIL DA BİTTİ

GÜNLER, HAFTALAR, AYLAR

YILLAR GEÇTİ. 

GÖZ AÇIP KAPAYINCAYA KADAR

SEKSEN YILIM GİTTİ. 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir dakika... 19 Şubat 2024
Cumhuriyet 12 Şubat 2024
‘Önemsiyorum’ 5 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları