Atina’daki Haberal töreni!

16 Nisan 2024 Salı

MÖ 4. yüzyılda Platon tarafından kurulan Atina Akademisi, 20. yüzyılın başında günün koşullarına göre yeniden kurumlaştı. Kuruluş ilkeleri gereği sadece bu ülke kökenli olanlar kabul ediliyor.

Geçtiğimiz aylarda başkan, “Bu kez bizim ülkemizden olmayan bir kişiye şeref madalyası verip üye yapacağız” diye söze başladı.

Akademi ilkelerinin çiğnenmemesi gerektiğini dile getirenler itirazlarını sürdürürken başkan araya girdi:

-Önce bu kişiyi anlatayım, sonra karar verin!

Başkan, bu kişinin organ nakli konusunda ülkesinde ve dünyada yaptıklarını, deneyimlerini cömertçe tüm insanlıkla paylaştığını, organ naklinde elde edilen başarılarda en büyük paya sahip olduğunu anlattıktan sonra adını söyledi:

Prof. Dr. Mehmet Haberal

Karar oybirliği ile alındı.

Atina Akademisi bugün tarihinde ilk kez “bir yabancıya” kapılarını açıyor.

***

13 Nisan cumartesi günü Prof. Dr. Haberal’ın Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki makamında bayramlaştıktan sonra yukarıdaki gelişmeleri konuştuk. Yunanistan Resmi Gazetesi’nde yayımlanan kararı gösterdi. Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu’nun davet mektubu, törene gösterilen önemi ortaya koyuyordu.

Prof. Dr. Haberal bu durumlarda hep şöyle der:

“Bak işte Mustafa Kemal Atatürkün kurup bize miras bıraktığı ülkemizin bayrağını yine en yükseklere çıkaracağız...”

Önümüzde sonbaharda İstanbul’da yapılacak Dünya Organ Nakli Kongresi’nin de ayrıntılarını paylaşırken “Hocam sizinle gurur duyuyoruz” dememe kalmadan odaya Prof. Dr. Feyyaz Artukoğlu girdi. Merhaba demeden ağzından şu sözler döküldü:

“Allah bugünü bir daha yaşatmasın!”

Şaşırdım... Tören 16 Nisan Salı günü (bugün) Atina’da yapılacaktı. Haberal Hoca Artukoğlu ile birlikte gideceğini az önce söylemişti. Ancak Artukoğlu asık suratla bugünü bir daha yaşamamayı diliyordu.

Haberal Hoca’nın da aklından uçup gitmiş, 13 Nisan 2009 Ergenekon kumpasında “rektörler dalgası” diye adlandırılan operasyonun yapıldığı gündü. 15 yıl önce bugün Başkent Üniversitesi’nin kurucu rektörü Prof. Dr. Haberal’ın yanı sıra İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, Prof. Dr. Erol Manisalı gözaltına alınmış, tutuklanmıştı.

Ben de 6 Mart 2009’da tutuklanmıştım. Hücrede yalnızdım. Yanıma bir ya da iki kişi verilmesini istediğimde gardiyan şu karşılığı vermişti:

“Şu aşamada veremeyiz. Merak etmeyin nasıl olsa yakında okumuş yazmış birilerini tutuklarlar, yanınıza veririz!”

Rektörler operasyonundan benim payıma Prof. Dr. Hilmioğlu ile Prof. Dr. Manisalı düştü!

***

Zamanla bütün acılar ballanır!

Haberal Hoca o günlerde dünya yanık kongresinin İstanbul’da yapılmasına ilişkin mücadelesini bir kez daha paylaştı. Dünyanın dört bir yanından bilim insanları, “Mademki Haberal gibi bir insan suçunu dahi bilmeden tutuklanıyor. Biz de Türkiye’de bilimsel toplantı yapmıyoruz” kararı alırlar. Haberal onlara şu karşılığı ulaştırır:

“Benim kişisel olarak yaşadıklarımı bir kenara koyun. Bu, Türkiye’nin iç işi. Bunu aşarız. Sakın kongrenin yerini değiştirmeyin. Kongrede ev sahibi olarak benim ülkemin bayrağı dalgalansın!”

Bunları konuşurken birden aklıma geldi, sordum:

-Hocam sizi Türkiye Bilimler Akademisi’ne ya da ülkemizdeki benzer bir kuruma aldılar mı?

“Hayır” dedi!  


 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Almanya ezeli vatan! 23 Mayıs 2024
Gizli tanık terörü! 21 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları