Şahsıma mektuplar (8) Yaşasın 1 Mart!

02 Mart 2024 Cumartesi

Zaman, Merkez Bankası matbaasındaki kâğıt paralar gibi akıp gidiyor. Biz de geldik 70’e! İlk iktidara geldiğim yıllarda yaşı ilerlemiş olan rakiplerime, “Yaş 70 iş bitmiş, git torunlarına bak” diyordum. Daha memleketin yarısını bile satamadan, Varlık Fonu’nu çuvala sokamadan o yaşa geldik.

Biz de laf mı yok; bundan sonra şöyle deriz:

Yaş geldi 70’e, yeni başladık bu işe!

Takvimlerde biz doğduktan sonra hayli önemli günler oldu. 28 Şubat, hemen ertesi 1 Mart!

Her iki tarihin de iktidarımızı sağlamlaştırmada önemli işlevleri oldu. Bunlar ilk bakışta kriz gibi görünüyor ama şahsımın anayasasında şu yazılı:

Kriz ne kadar büyük olursa olsun, ondan elde edilecek fayda daha büyüktür!

***

Biz meselelere çözmek değil, kullanmak üzere yaklaştığımız için herkesin bunu anlaması zor. Anlamasınlar da zaten.

28 Şubat’ı darbe girişimi formatına sokup askerlerin karşısına milletimi koyduk. Asker ocağındaki yemin törenlerine bile başı örtülü anneler alınmayınca, bizim bir şey söylememize gerek kalmadı.

Bundan 6 yıl sonraki 1 Mart Tezkeresi başlangıçta hayli baş ağrıttı. 28 Şubat’ta iktidardan düşünce hocamızı da sırtımızdan attık, Amerika’nın kapısını çaldık. Adamlar kafaya koymuş, Irak’ta Saddam’ı devirecekler. Dedim ki:

“Saddam bir diktatördür. Biz diktatörle yan yana yaşamak istemiyoruz!”

Tam aradıkları laf.

Buna göre bir tezkere hazırladık. 70 bin Amerikan askeri şahsımın topraklarına gelecek. Bütün tesislerimizi kullanacak. Limanlarımız, hava sahamız onların olacak.

Bu güzelim tezkere 1 Mart’ta Meclis’ten geçmedi!

O gün karar verdim; Meclis’i gazi değil, mazi yapmak lazım. Aklın yolu bir; meğer Amerika da aynı şeyi düşünüyormuş. Demişler ki:

Biz böyle ülkelerde Meclis’le, cumhurbaşkanıyla, yargıyla, Milli Güvenlik Kuruluyla, böyle ayak bağı kurumlarla uğraşmamalıyız. İktidar bir kişide olsun. Biz de onunla çok yakından ilgilenir, işleri çözeriz...

Benim 28 Şubat kinimle Amerika’nın 1 Mart kinini birleştirdik, sistem haline getirdik. Askerin başına onlar çuval geçirdi, ben dava geçirdim. Memlekette ayak bağı bir değil ki hepsini bir çuvala koyup sahneden çektik. Direnseler de şahsım amacına ulaştı.

***

Her alanda çok kriz ürettiğim doğru. Krizmatik kimliğimi karizmatik görünüme dönüştürmek yabancılar arasında da hayranlık uyandırdı. Deliğe süpüreceklerine, tüm delikleri kapatmak için kullanmaya başladılar. O günlerde bir büyükelçileri vardı: Marc Grossman. Ona Grand Osman diyordum. Geçmişte atalarımızı nasıl şefkatli mandaları altına almak istemişlerse şimdi de aynı duygudalar.

Ellerini, üstümüzden, hiçbir yerimizden çekmiyorlar. Birbirimizi çok iyi tutuyoruz. Bazen kafa tutuyoruz. Bu, aklım sende demek. Bazen çanak tutuyoruz. Bu, işler yolunda demek.

FETÖ’yü kendi topraklarında tutuyorlar ki şahsımın başına bir şey gelmesin!

Arada bir Şahsımland’a getirilmesini istiyormuş gibi yapıyoruz. Onlar da “Çok sıkıntıya düşerseniz barışırsınız. Her şeyin zamanı var” diyor. Sabır çok önemli silah. Her şeyin zamanını bekleye bekleye bugünlere geldik!

Zaten demokrasi dediğin tramvay...

31 Mart’ı aldım mı, vay anam vayyy!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

İYİ Parti çıkmazı! 18 Nisan 2024
Zafer sorumluluğu... 17 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları