Necati Özkan

Kampanyalar ve duygular

17 Nisan 2023 Pazartesi

Duyguların doğru ve etkili kullanımı, seçim kampanyalarında zafere ulaşmanın yollarından biridir. Duygular derken, seçim öncesinde toplumda birikmiş en geniş, en ortak duygularla birlikte, belirli bir seçmen grubuna ait duyguları da kastediyorum. Almanların “zamanın ruhu” diye özetledikleri duygu dalgalarının üstüne binmeyi başaran kampanyalar sonuçlara etki eder. Öfke, üzüntü, korku, hayal kırıklığı, güvenlik, aidiyet, umut ve coşku gibi duygular seçmenin siyasete katılımını sağlamak için gereklidir. 

Örneğin eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik konuları gelecekle ilgili umut duygularının yoğun olarak işlenebileceği alanlar iken, ülke yönetiminde ortaya çıkabilecek kriz konuları istikrar arayışıyla ilgili duyguları tetikler. Örneğin EYT’liler gibi seçmen gruplarını motive eden temel duygu ekonomik güvenlik duygusu iken, gençleri motive edecek en temel duygu öfke, adalet ve özgürlükle ilgili duygulardır. 

Bu bakış açısıyla değerlendirdiğimizde iktidarın üç temel duyguya yatırım yapmaya çalıştığını görüyoruz: korku, istikrar, aidiyet.

Muhalefet bileşenlerinin çok aktörlü yapısının ülke yönetiminde kriz dönemi getireceği düşüncesi üzerinden yaptığı kampanyayla iktidar, seçmende “muhalefet eşittir kaos” duygusu yaratarak sonuç almaya çalışıyor. Seksenli yıllardaki koalisyon dönemleri sanki AKP döneminden başarısızmış gibi bir algıyla bu kampanyasının altını dolduruyor. Türkiye seçmenlerinin önceki seçimlerde yönetimde istikrar arayışıyla hareket ettiği dikkate alındığında, iktidarın bu yöndeki çabasının anlamlı olduğunu; bazı seçmen kümeleri üzerinde muhalefetin çok aktörlü yapısının kaos ve korku duygusunu tetikleyebileceğini öngörmek ve bu doğrultuda iletişim ürünleri üretmek gerekir.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ABB Başkanı Mansur Yavaş dışındaki muhalif liderlerin uzun süredir icradan uzak kalmış olmasından hareketle iktidar, seçimi kazanması halinde muhalefetin ekonomiyi yönetemeyeceğini, ihtiyaç duyulan kaynakları bulamayacağını, yatırımların ve sosyal yardımların duracağını söyleyerek seçmenin ekonomik istikrar beklentisine yatırım yapıyor. İktidarın “AKP eşittir istikrar” algısı üzerinden yürüttüğü bu kampanyanın etkisini azaltmak için, İstanbul ve Ankara dahil yerel yönetimlerde elde edilen başarıları kullanmak; ayrıca muhalefet bileşenlerinin sahip olduğu insan kaynaklarının zenginliğini seçmene göstererek güven duygusu inşa etmek ve liyakati en yüksek kadroların muhalefet bünyesinde yer aldığını ısrarla işlemek gerekir.

İktidarın yatırım yaptığı üçüncü duygu ise kaybettiği veya kaybetmekte olduğu seçmeni konsolide etmeye yönelik aidiyet ve sadakat duygusu. AKP’nin yeni yayınladığı “Haydi Bir Daha” filmi tam da bu duygunun üzerine inşa edilmiş. Filmde bir manavdan alışveriş yapan mahallelinin sorduğu “Yine mi AK Parti abi, vazgeçmiyorsunuz yani” sorusuna, manavın ağzından “İnsan geleceğinden vazgeçer mi? İnsan hedeflerinden vazgeçer mi, insan kendine hizmet edenden, kendiyle aynı dili konuşandan vazgeçer mi, insan sevdasından vazgeçer mi? Asıl şimdi vazgeçmemek lazım, asıl şimdi sıkı sıkıya sarılmak lazım” cevabı verilerek son derece ideolojik biçimde sadakat vurgusu yapılıyor.

AKP’nin “dava” söylemini kullanarak kaybetmiş olduğu seçmene “Geri dön” çağrısı yapan bu aidiyet kampanyasının ne kadar işe yarayacağını kestirmek zor. Sahada bu yolda yürütülen kampanyaların etkisini ise ancak Millet İttifakı içindeki muhafazakâr kökenden gelen partilerin kampanyaları etkisizleştirebilir.

Bütün bunlara rağmen katılım oranı yüzde 75’lere düşmedikçe Erdoğan’ın ilk turda kazanması imkânsız görünüyor. Seçimi muhalefetin saha kampanyasının belirleyeceği anlaşılıyor. O nedenle başta İmamoğlu olmak üzere Millet İttifakı liderlerinin, seçmenlerin yaygın duygularını dikkate alarak kalan sürede çok yoğun biçimde sahada olmalarına ihtiyaç var.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Öfke ve değişim 12 Haziran 2023
Nasıl oldu? 30 Mayıs 2023
Yakın elmalar 22 Mayıs 2023

Günün Köşe Yazıları