Olaylar Ve Görüşler

Deprem öldürmez organize işler öldürür - Prof. Dr. Rüstem ERKAN

22 Şubat 2023 Çarşamba

1999 Marmara depreminden sonra Işıkara’nın “Unutmayın deprem öldürmez binalar öldürür” sözü Türkiye’de hemen hemen herkes tarafından bilinen bir vecizeye dönüşmüştür. Merhum tarafından deprem bilinci yaratmak için iyi niyetle söylenmiş bu söz aynı zamanda olayın failini ya da faillerini gizleyen bir anlam da taşımaktadır. Ölümlerin arkasında “organize işler” olduğu açıkça görülmektedir.

Organize işler ifadesini Yılmaz Erdoğan’ın Organize İşler filminden esinlenerek kullanmamın nedeni depremde ölümlere neden olan siyaset, belediye, müteahhit gibi organize kötülüklere dikkat çekmektir.

İlk yazılı kanunlar olarak bilinen Hammurabi Kanunlarında “Bir inşaatçı herhangi bir kişi için bir bina inşa eder ve bu binayı uygun bir şekilde yapmazsa ve onun inşa ettiği bina yıkılıp sahibini öldürürse inşaatı yapan öldürülür” hükmü vardır.

SORUMLULAR KİM?

Yaklaşık dört bin yıl önce insan yaşamını korumak için en ağır cezaları öngören kanunlara karşın, bugün kanununlarımızda özel bir madde dahi bulunmamaktadır. Bu tür suçlar TCK’nin 85 ve 86. maddelerinde taksirle öldürme ve kasten yaralama maddeleri kapsamında ele alınmıştır. Bu cezaların da caydırıcı olduğunu söylemek mümkün değildir. “Türkiye bir deprem ülkesi”, “Deprem öldürmez yapı öldürür” sözlerini ezberleyip, uygun olmayan zeminleri yapılaşmaya açanlara, yapıların yapımına izin verenlere ve yapanlara karşı caydırıcı bir madde koymayan kanun yapıcılarının ve cezaların caydırıcılığıyla ilgili eksikliği gidermek için kamuoyu oluşturmayanların hiç mi kabahati yok?

Bu felaketin en önemli sorumlularından biri de belediyelerdir. Belediyeler hangi partiden olursa olsun tek değişenin belediyelere iş yapan müteahhitler olduğu bir belediyecilik anlayışı bu yıkımların en büyük sorumlusu değil midir?

Barınmanın da beslenme gibi zorunlu bir ihtiyaç olmasına rağmen, konutu bu kadar metalaştırıp barınma ihtiyacından çok bir yatırım aracına dönüştüren piyasacı anlayışın bu ölümlerde rolü yok mu?

Enkaz altında kalanların vergileriyle aldığımız maaşlarla herhangi bir riske girmeden yayın yapma derdine düşen ve yaptığımız yayınlardan kaç puan alacağımızı hesaplayan biz akademi dünyası çok mu masumuz? Depremlerden sonra büyük iştahla televizyon ekranlarını dolduran bir kısmının da depremle ilgili uzmanlığı olmayan, her konunun bilenleri masum mu?

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye “Ey oğul, insanı yaşat ki devlet yaşasın” diye verdiği öğüdü dillerinden düşürmeyip insanı yaşatmak için bir şey yapmayanlar masum mu?

Evet hiçbirimiz masum değiliz ama en masum olmayanlar da en çok sorumluluğu olanlardır. Son söz depremin merkezi Kahramanmaraşlı Mahzuni Şerif’in olsun: “Yuh yuh, yuh yuh soyanlara/ Soyup kaçıp doyanlara/ İnsana kıyanlara/ Yuh nefsine uyanlara, yuh.”

PROF. DR. RÜSTEM ERKAN

DİCLE ÜNİVERSİTESİ SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları