Olaylar Ve Görüşler

Osmanlı feodalizmi ve Cumhuriyetin başarısı - Korhan KASAP

12 Mayıs 2023 Cuma

Osmanlıların benimsediği klasik Ortadoğu-İslam devlet örgütlenme modeline göre, Tanrı’ya ait olan toprak, gözetilmesi ve işlenmesi için hanedana emanet edilmiştir. Padişah, toprağı dilediği şekilde tebaasına dağıtır. Dilerse geri alma, bir başkasına verme hakkına da sahiptir. Ortaçağın, tarıma dayalı ekonomik örgütlenmesi olan bu sistemde, üretimin en önemli unsuru köylü, Batı’daki çağdaşları gibi bölgedeki beyin kölesi değildir. Ancak yine de tam olarak özgür sayılmaz. Zira merkezi yönetimin sürgün ettiklerinin dışında, köylünün bir yerden başka bir yere göç etmesi, toprağı boş bırakması veya devretmesi yasaklanmıştır.

Miri toprak düzeni denilen bu sisteme göre, bir çift öküzün sürebileceği kadar tarlanın işletim hakkı bağışlanan köylü, çiftlik sahibidir ve bu yapının ilk halkasıdır. Çiftliklerin bir araya gelmesiyle dirlikler, dirliklerin bir araya gelmesiyle “tımar sistemi” ortaya çıkar. Padişah; hizmet başarısı, sadakati, bulunduğu bölgede yerel güç unsuru olması gibi nedenlerle dirlikleri, yani bölgedeki köylüden vergi toplama imtiyazını, çeşitli ödevleri yerine getirmeleri şartıyla kapıkulları ve bölge beyleri arasında dağıtır. Böylece “tımar sistemi”nin ekonomik örgütlenmesi oluşur. Fetihle alınan yeni topraklar da hızla bu sisteme dahil edilir. Fetih, işlenecek toprak miktarını artırıp, üretimi çeşitlendirirken fetihle elde edilen ganimet, ekonomiyi ivmelendirir. Fetih-ganimet-üretim ilişkisi, Sanayi Devrimi öncesi dünyada, Osmanlılar için karşılıklı birbirini besleyen bir nitelik taşır. Ancak merkezi otoritenin güçlü dönemlerinde başarılı olan bu model, istikrarın kaybolduğu zamanlarda hızla çözülmektedir.

Topraktaki mülkiyet hakkının yalnızca padişahta olması, tımar beylerini, edindikleri gücü ve serveti önce korumak, sonra miras olarak aktarmak için yöntemler aramaya yöneltmiştir. Servetlerini, genellikle kurdukları vakıflar aracılığıyla korumaya çalışmışlar, bu da yerelle merkez arasında gerilim yaratmıştır.

Öte yandan padişahın ölümüyle ortaya çıkan istikrarsızlık dönemleri birçok kez toplumsal çalkalanmalara neden olmuştur. Taht kavgasına girişen şehzadelerin çevresinde oluşan çıkar grupları, tahtın sahibini belirlemek için mücadele etmişlerdir. Padişah açısından tahta giden yolu, beyler açısından yeni dönemin güçlü veya güçsüz aktörlerini, bu mücadeleler ve ittifaklar belirlemiştir. Kazanacak şehzadeyi tahmin etmek, ona, çevresine yakın durmak, son anda kazanan tarafa geçmek, yaşamsal önem taşımıştır.

Köylü açısındansa durum vahimdir. İster yeni galipler, ister eskinin süreğen beyleri, her ikisi de muzaffer padişahı desteklemenin verdiği haklı gururun meyvesini, çoğunlukla köylünün büyütüp suladığı ağaçtan toplamışlardır. O meyve, ek vergi, ek emek, bazen bir inek, bazen bir binek, çoğu zaman da cepheye sürülecek evlatlardır.

İşte Cumhuriyet, ortaçağdan kalma bu ekonomik ve siyasal örgütlenmeyi tasfiye ederek yeni bir model ortaya koymuştur. Bu model; akla, bilime, çağa ve hukuka uygun ekonomik ve siyasi örgütlenmenin aynı anda hayata geçirilmesidir. 

KORHAN KASAP

ARAŞTIRMACI



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları