Biz modern insanlar...

12 Nisan 2024 Cuma

Bayram tatili koşturmacasının girdabına kapılmadıysan, sakinlik içinde küçük yürüyüşler yapıp okumaya, küçük dost sohbetlerine zaman ayırabiliyorsan ne güzel. Hele rutinin dışına çıkıp büyük resme biraz dışarıdan bakmaya çalışıyorsan...

Önümde yeni bir araştırma: “Modern insan neden ve nasıl neandertallerin yerini aldı?”

En yakın akrabalarımız... Son araştırmalar zekâ konusunda bize rakip olduklarını gösterdi. Onların da büyük beyinleri, dilleri, kullandıkları gelişmiş araçları vardı. Ateşte bizden önce ustalaşmışlardı. Mamutlar gibi büyük hayvanları avlayan ölümcül avcılardı. Sanat ve mücevher yaptılar. Ölülerini çiçeklerle gömdüler. Yani o kadar da farklı değildik. Biz homo sapiensler ve neandertaller birlikte çocuk yaptık. Binlerce yıl boyunca neandertallerle birçok kez karşılaştık ve her zaman aynı sonuçla karşılaştık. Onlar kayboldular. Biz kaldık.

250 bin yıl önce Avrupa ve Batı Asya neandertal topraklarıydı. Homo sapiens Güney Afrika’da yaşıyordu. Modern insan yaklaşık 100 bin yıl önce Afrika’dan göç etti. 40 bin yıl önce ise neandertaller tamamen ortadan kayboldular. Neden?

İşte bu yeni araştırmaya göre iki tür arasındaki farklılık bireysel değildi, toplumsaldı. Bireyselliğimize değer veriyoruz; ancak bir arının kaderinin koloninin hayatta kalmasına bağlı olması gibi, hayatta kalmamız da daha büyük sosyal gruplara bağlı. Neandertaller ise küçük sosyal gruplar halinde yaşıyorlardı. Bu durum da onların daha düşük genetik çeşitliliğe sahip olması ile sonuçlanıyordu. Küçük popülasyonlarda genler kolayca kaybolur.

Büyük toplumların daha incelikli başka avantajları var. Daha büyük gruplar daha fazla beyne sahip. Sorunları çözmek için daha fazla beyin, hayvanlar ve bitkiler hakkındaki bilgileri hatırlamak, alet yapımı ve kıyafet dikmek için teknikler... Büyük grupların genetik çeşitliliği daha fazla olduğu gibi, fikir çeşitliliği de daha fazla...

Büyük beyin filde, balinada var. Büyük sosyal gruplara sahip olma konusunda da benzersiz değiliz. Zebralar, antiloplar devasa sürüler oluşturur; karıncalar koloniler halinde yaşar. Biz insanları diğer bütün canlılardan ayıran hatta benzersiz kılan unsur bunları birleştirme konusundaki becerimiz! Tarih boyunca insanlar gittikçe daha büyük sosyal gruplar oluşturdular: kabileler, şehirler, ulus devletler, uluslararası ittifaklar...

Ama şu noktayı unutuyoruz: Devasa bir bütünün sadece küçük bir parçası olduğumuzu!

O zaman soralım: İnsanlık nereye koşuyor? 8.5 milyar insan, tahrip edilen doğa, etkilerini çok yakından hissettiğimiz küresel ısınma... Nereye kadar? Bir yandan yapay zekâyı ve ileri teknolojileri ortaya çıkaran, akıllı ilaçları geliştiren, uzayda başka gezegenlerde yaşamın izlerini süren insanlık öte yandan büyük bencilliklerin, çıkarların, önlenemeyen savaşların, dizginlenemeyen hırsların esiri olmuş insanlık...

Gezegenimizin 11 bin 700 yıldır içinde olduğu holosen çağı bitti. Bitti de bilim dünyası “antroposen” olarak tanımladığı yeni çağı henüz ilan etmedi. Eli kulağında... Bu şu ana kadar gayri resmi bir kabuldü; fakat ağustosta Uluslararası Stratigrafi Komisyonu ile Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği’nin ayrı ayrı yapacakları oylamalar sonucunda “resmen” antroposende olduğumuzun ilan edilmesi bekleniyor. İnsan çağı da diyebiliriz. Küresel sistemde insan eliyle yaşanan değişimleri tanımlamak için kullanılıyor. Yeryüzündeki yaşamın 3.5 milyar yıllık tarihine karşılık, biz sadece 300 bin yıldır buralardayız ama denizleriyle birlikte 510 milyon kilometrekarelik yüzölçümüne sahip koca Dünya’yı değiştirmeyi başardık...

Bayramın son günü... Dokuz günlük tatilin sadece ilk dört gününün bilançosu 3 bin 71 kaza, 38 ölü, 5 bin 26 yaralı... Hayvanlara şiddet, kadınlara şiddet, çevre katliamları...

Tatil güzel, düşünmek için, nereden geldiğimizi nereye gittiğimizi...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Pusulanın ibresi... 17 Mayıs 2024
Benim Cumhuriyet’im... 10 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları