Öztin Akgüç

Kredi IMF ikizi Dünya Bankası’ndan

22 Mayıs 2024 Çarşamba

II’nci Dünya Savaşı sonrası dünya ekonomik düzenini belirlemek, yönlendirmek amacıyla savaşın sonlanmasına yakın 1944 yılında ABD’nin Bretton Woods kasabasında toplanan konferansta 44 ülke uzmanının uzlaştığı plan Bretton Woods Sistemi olarak anılmaktadır. Sistemin uygulanması için ABD güdümünde iki finansman kurumun da oluşturulması kararlaştırılmıştır. 1946 yılında Bretton Woods ikizleri olarak nitelendirilen Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Dünya Bankası olarak anılan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) faaliyete geçmiştir. 

Bretton Woods ikizlerinin ana işlevi, hedeflenen ekonomik düzene finansal destek sağlamaktır. IMF, dış ödemeler sorunu olan, süreğen, kronik cari işlemler açığı veren ülkelere görece kısa-orta vadeli krediler vermeyi, uluslararası likiditenin son kaynağı olma işlevini; Dünya Bankası da sosyal, ekonomik altyapı yatırımlarına ağırlıklı olarak proje bazında uzun vadeli kredi vermeyi üstlenmiştir. IMF ve Dünya Bankası kredileri de koşullu, kullanımı sınırlı kontrollü kredilerdir. Dünya Bankası kredileri, uzun vadeli görece düşük faizli uygun koşullu görünümlü olmasına karşın, kullanım koşulları dikkate alındığında kullanıcı ülkelere yükümlülükler getiren kredilerdir. 

“IMF’ye borç ödedik, borç veriyoruz, IMF defteri bir daha açılmayacak” söyleminden sonra tekrar IMF kapısına gitmek itibar kaybı olacağından ikizi Dünya Bankası’na IMF referansı, oluru ile gidilmektedir. 

Dünya Bankası kredisi kullanılabilir, efektif hale geldiğinde koşulları, şeffaf şekilde kamuoyuna açıklanmalı, kamuoyu bilgilendirilmelidir. Dünya Bankası kredileri düşük faizli görünmesine karşın, kredinin bir bölümü, danışmanlık, teknik yardım, proje hazırlama ve benzeri adlarda başlangıçta geri alınmakta; fiili kullanılan kredi, sözleşme tutarından daha az olduğundan faiz dolaylı olarak yükselmektedir. 

Günümüzün trajik bir insanlık sorunu da sığınmacı, düzensiz göç olgusudur. Hemen her an Meksika-ABD sınırında, Akdeniz ve Ege denizlerinde insanlık dramları yaşanmakta; duvar örmekten elektrik verilmiş dikenli tel döşemelere insancıl (!) çözüm aranmaktadır. Bu bağlamda bir öneri, uygulama da Batı’ya sığınmacı göçü tıkacı oluşturarak, tampon bölgelerde sığınmacılara işkoşulları, iyi yaşam koşulları sağlanarak “yerel halka” dönüştürmektir. Dünya Bankası kredilerindeki koşullar dikkate alınmalı, “Dış kaynak sağlıyoruz” övünmesiyle sığınmacılara iş yaratmanın, yerleşik hale getirmenin külfeti de ülkeye yükletilmemelidir. 

Sığınmacı konusunda Türkiye-AB ilişkileri şeffaf hale getirilmelidir. Sığınmacıların çok büyük bölümünün nihai amacı Türkiye’ye yerleşmek, ülkelerine geri dönmek değil, Batı’ya göçtür. Ellerindeki sınırlı parayı insan kaçakçısı yaratıklara kaptırarak, güvensiz botlarla ölümü göze alarak umutlarına açılmaları bunun kanıtıdır. 

Ülkede bir ara sığınmacıların Yunanistan sınırına yığılması üzerine, AB Konsey Başkanı Charles Michel ile komisyon başkanı Ursula von der Leyen apar topar Türkiye’ye Erdoğan’ı ziyarete geldiler. Komisyon, birliğin yürütme organı olduğundan başkanı başbakan statüsündedir. Ziyarette yaşanan protokol hatasına aldırmadılar; ziyaret sonrası Yunanistan sınırındaki sığınmacı yoğunluğu dağıldı. 

AB sığınmacı konusunda Lübnan’la da Ursula von der Leyen tarafından temsil edilerek anlaştı. Açıklamaya göre, teknik, eğitim yardım dışında AB, Lübnan’a 1 milyar Avro tutarında bir mali katkıyı yaşama geçirecek. Lübnan’a katkısı biliyor, Türkiye ile anlaşmalarını, taahhütleri bilmiyoruz. 

Türkiye, dış kaynak sağlanıyor övünmesiyle, yeni taahhütlere girmemeli, ülkenin başına yeni gaileler açılmamalıdır.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

İktidar olma hedefi 29 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları