DİSK, emekçi hakları savaşımında öncülük yolculuğunda safları sıkılaştırıyor...

27 Şubat 2024 Salı

DİSK Genel Başkanlığı’na yeniden seçilen Dr. Arzu Çerkezoğlu ile, üye sendikaları başkanlarının da yönetime doğrudan katılımları sonrası, DİSK’in kuruluş yıldönümü 13 Şubat’ın hemen ardından buluşmayı öngörmüştük. Araya, İliç siyanürlü altın üretimi madenlerinde yaşanan, dünya çapında en kirlilerinden birinin, can, çevre katilamları zincirinin henüz bilinemeyen boyutları girdi.

Madende çalıştırılan üyelerinin sendikal yönetimi sabahın ilk ışıkları ile yola çıkmışlardı. Akşama DİSK yönetiminin de orada olması kaçınılmazdı. Bugünlere kadar elde edilebilmiş sonuçlarla tek söylenebilecek gerçeklik, emperyal merkezlerin soygununda, kirli iç odaklı ittifaklar içinde, ülkemiz insanlarına ödetilmesi söz konusu bedellerin algılanabilmesi boyutlarının henüz çok uzağındayız. Hesaplaşabilmek yolunda, gerçekçi, uzun soluklu, safların sıkılaştırması zorunluluğu ortada.

***

“DİSK ne yapabilir ki?” sorgulaması ile söze girenlere, DİSK Genel Kurulu öncesi, genel kurula katılmak, katkıda bulunmak isteyen uluslararası sendika örgütlenmelerin katılımıyla, dünya çapında yaşananlara, yeniden evrensel güçbirliği arayaşları içinde, Arzu Çerkezoğlu’nun bizimle paylaştığı kimi vurgulamalardan satır aralarını paylaşmak isterim. Beş kıtadan 45 ülkeden ulusal ile uluslararası sendikaların katıldıkları görüşmelerin özetini yaparken DİSK’e duyulan güvenin altını çizdi. Dünya ölçeğinde evrensel emek dayanışmasında, pandemi de bahane yaşatılan zayıflama, emek sömürüsündeki patlamanın verileri ile, sil baştan yola çıkış arayışlarına değindi.

Genel kurul sonuçlarıyla DİSK’in, ülkemiz içinde, evrensel ilişkiler bağlamında, emek hakları kazanımında, yeniden lokomatif sorumluluğunu yüklendiğinin altı çizildi.

***

Çerkezoğlu, 1969’da Artvin Şavşat’ta doğmuş, bilgisayarlardan çıkan tanıtımında kimliği “doktor, insan hakları aktivisti, sendikacı...” olarak tanımlanmış. Enerjisinin yansıtılması olan bu cümleye, kişisel “kadın” kimliğini eklemlemek isterim. Ülkemizde sınırsız önleri kesilen kadınlar, sorumluluklar üstlenebildikleri her işten, eğitimleri, koşulları ne kadar zor olursa olsun, yaşam sorumluluklarının çok boyutlu olmasından gelen deneyimler, renkleriyle, anlamsızlaşan iktidar, koltuk kavgalarının olumsuzluklarını da törpülemiş oluyorlar gibi.

Erkekler arasında zaman zaman çok yıkıcı olabilen siyaset, iktidar kavgalarının soluklanmasında, sadece Cumhuriyet devrimciliğinden günümüze ülkemizde yaşanmış örneklerde değil, dünya çapında da en zorlu dönemlerde önlerinin açılmasına tanıklık edilmesi, kuşkusuz boşuna değil elbet. 12 Eylül darbesi son nokta “Özalizim”in iktidar erkine taşınması ile düşlenenler uğruna, önce Türklerin katledilmesi, sonra yeni seçilmiş başkan Baştürk önderliğinde DİSK yönetiminin tüm kadrolarının ağır işkenceler, uzun yargılamalardan geçirilmesi ile gelmiş yasaklı düzen yıllarını anımsayın. Hesapça DİSK’in defteri dürülmüştü.

Önce Avrupa’dan, Hitler’in cezaevleri günlerini yaşamış sendika liderlerinin DİSK’ten yargılananlara karşı çıkışları, Baştürk başta tümüne sahip çıkışları sürecini yaşadık. Özal’ın 12 Eylül danışmanlığından, güçlü lider olarak siyasetin ortasına konma stratejisi de zaman içinde yıpranıverdi. ABD sendikal hareketi çark ederek AB’li sendikaların yanında durma zorunluluğunu duyumsadılar. Beraatler çok geç gelse de sonra nasılsa çok zayıf kaldı hesapları içinde DİSK’in açılması gündeme girdi.

Köprülerin altından çok sular aktı, bugünlere gelindi...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bayram benim neyime? 9 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları