Selçuk kardeşlerin yamacında büyümenin ayrıcalığı

22 Haziran 2024 Cumartesi

Büyürken ayrımına varamadan, kendinizi, ülkemizin üç kuşağının en büyükleri, en değerli, toplumsal katkıları üretmiş, Aydınlanmacıları, edebiyatçıları, sanatçıları, Cumhuriyetin devrimlerinin, gelişiminin felsefesini üretmişlerinin arasında buluveriyorsunuz. Onurumuz Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Prof. Tarık Zafer Tunaya, Vedat Günyol, Oktay Akbal, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Ruhi Su, Sami Karaören, Ali Sirmen, Erdal Atabek... Sendikal, meslek örgütlerimiz öncülerine hiç geçemeden çekildiğinizi duyumsuyorsunuz. Nokta konması zor halkalar, ilişkilerin sımsıcak bağları arasında uçar gibi daldan dala sürükleniyorsunuz.

Yaşam biçimleri, üretimlerinin yapısal sorumluluklarıyla bağlantılı, Turhan Selçuk, ağırlıklı işi de evinin içinde, İlhan Selçuk, sadece gazete değil, toplumsal etkinliklerin yaşandığı her yerde, söyleşiler, sanatsal etkinlikler, toplumsal eylemlerin alanlarında, kalabalıkların odağında, paylaşılmışların virgülü, noktası hiç yok. İlhan ağabeyin bir de gittiği her yere kızlarını taşıması huyu var. Gidilecek etkinliğe, dostlarına göre, yanında olmaları gerekli görülenler var.

Zincirbozan’dan çıkmış Demirel’e, Uğur Mumcusuz gidilmemeli. Kemal Nebioğlu’nun evine ziyaret Şükransız olmamalı. Berin Nadi ile evinde yaşanacak Fransızca şiir atışmalarına, sözlerini anlamasalar da Şükransız, Miyasesiz gidilmemeli. Rıfat Ilgazlı buluşmalara, geçmiş ailelerden doğmuş sıcak bağlar, dostluklar da gözetilerek nasılsa Şükran kendi burnunu sokacaktır.

***

Turhan-İlhan Selçuk kardeşlerin Hacıbektaş’a, Aydınlanma buluşmalarına ufuk açma mesajı ağırlıklı, gömülme kararlarının kotarılmasında, Miyase İlknur’un içinde tutulması kaçınılmaz olmuştur. Yanılmıyorsam sağlık sorunlarında hep yanlarında, yanı başlarında kız kardeşleri Ülfet Ertel’i de üzmeme adına çok fazla bilgi verilmemiş. Turhan Selçuk’un Hak yolculuğuna çıkışının sabahı, gazetenin bahçesinde yapılan bir televizyonun canlı yayınında öğrenmiş oldum. Biraz şaşkın, daha çok sevinçli bir gülümseme ile soruya hemen yanıt verdiğimi anımsıyorum. “Sizden duydum ancak çok sevindim. Anadolu Aydınlanmacılığı şemsiyesinde buluşma mesajı verilmek üzere ancak bu kadar güzel bir adım atılmış olabilirdi” anlamında cümleler kurabildiğimi anımsıyorum.

Kopmaz bağlarla toplumsal gelecek arayışlarında buluşmuş, iki toplumsal önderlerimiz, Selçuk kardeşler, biri hastane diğeri evden çıkmaz konumda telefonlarla görüşebilmenin yorgunluğunda, bir kez sadece Turhan Selçuk tekerlekli sandalyeye binerek gelmeyi göze alarak hastaneye geldi. Sevinçle karşıladığımda iki kardeş için de geçerli, bir gözünü eliyle açarak “pışırık anlamında” bir işaret yaparak “İlhan’ı bir daha görmek için geldim” anlamında bir cümle ile yetindi.

Sonrasında, telefon bağları da kesilince bizleri, en çok Ülfet ablayı üzmemek adına sır sayılabilecek bir suskunluk günleri yaşandı. İlhan ağabey, galiba en çok beni geleceğe dönük olarak zorlamanın peşinde, gazetenin 5. katında ne kadar durabildiğimin kontrolünün peşindeydi. Yoğun bakım odası ağırlıklı dönemlerde sorgulanmaktan hiç kurtulamıyordum. 1964’lü öğrencilik yıllarından başlayarak hayranlıkla peşinden koştuğum İlhan ağabeyin beklediği sorumluluklardan kaçmanın olanağı, yolu olabilir miydi?...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları