105 yıl önce yanan bağımsızlık ateşi!

19 Mayıs 2024 Pazar

“Bandırma vapuru, hareketinden önce Kızkulesi önünde bir İngiliz binbaşısı tarafından kontrolden geçirildi. Karadeniz’de şiddetli fırtına hüküm sürüyor.”

17 Mayıs 1919 tarihli İstiklal Savaşı gazetesi, bu haberi ile 9. Ordu Müfettişliği’ne atanan Mustafa Kemal Paşa’nın 16 Mayıs’ta önce Akaretler’e giderek annesine veda ettiğini, sonra 18 subay ve askeri memur ile Bandırma Vapuru’na binerek Samsun’a gittiğini halka duyurmuştu.

Sürmanşetteki bu haberin hemen altındaki bir diğer haber ise 16 Mayıs’ta İzmir’de yaşanan vahim bir olayı anlatıyordu. “4 Türk subayı şehit edildi” başlığını taşıyan haberde,

Dün sabah kışladan alınarak gemilere doğru sürüklenmekte olan esir kafilesi içinde ‘Zito Venilos’ (Yaşasın Venizelos!) diye bağırmayı reddettiğinden dolayı süngülenerek şehit edilenlerden birinin Albay Süleyman Fethi Bey olduğu bildirilmektedir” yazıyordu.

İşte Bandırma Vapuru, işgal günlerinde bu koşullarda hareket etti.

ÖLÜM FETVASI VE İDAM KARARINA KARŞIN YILMAYANLAR

Günümüzde siyasal İslamcıların Atatürk’ün Padişah Vahdettin tarafından Samsun’a Anadolu’daki direnişi başlatması için gönderildiği yalanı yayılırken gerçek tam tersiydi. Atatürk, Samsun’a filizlenmeye başlayan direnişi engellemesi, halkın elindeki silah ve cephanenin toplattırılıp koruma altına alınması, asker toplayan şûraların kapatılması ve Pontus olaylarını araştırması için gönderildi. Fakat o içindeki bağımsızlık tutkusuyla bunu yapacak son kişiydi; tersine emperyalizme karşı halkın direnişini örgütledi!

Harbiye Nezareti 8 Haziran 1919’da, göreve getirileli bir ay bile dolmadan Mustafa Kemal Paşa’yı geri çağırdı; Amasya Genelgesi’nin yayımlanmasından bir gün sonra da 23 Haziran 1919’da azledilmesine karar verdi. Atatürk, 8 Temmuz 1919’da Saray Hükümeti tarafından görevinden alınınca, askerlikten istifa ettiğini padişaha bildirdi.

11 Nisan 1920’de Şeyhülislam Dürrizade Abdullah, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları hakkında ölüm fetvası yayımladı. Bu tarihe dikkatinizi çekerim: TBMM açılmadan tam 12 gün önce oldu bu! Atatürk ve dava arkadaşları, Kurtuluş Savaşı mücadelesini bu ölüm tehdidi ile gerçekleştirdiler.

18 Nisan 1920’de İstanbul’daki Saray Hükümeti, Anadolu’daki direnişin örgütü Kuvayi Milliye’ye karşı doğrudan padişaha bağlı olduğu için Halifelik Ordusu olarak adlandırılan paralı ordu Kuvayi İnzibatiye’yi kurdu.  

11 Mayıs 1920’de Atatürk ve bazı arkadaşları hakkında Divanı Harp tarafından verilen ölüm fermanını 24 Mayıs’ta Vahdettin onayladı.

HALİFELİK, SALTANAT VE MANDA YANLILARINA KARŞI HALKIN EGEMENLİĞİ

Atatürk, Nutuk’ta o günlerdeki durumu şu ifadelerle anlatmış:

“Millet ve ordu, padişah ve halifenin hıyanetinden haberdar olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı asırların kökleştirdiği dini ve ananevi bağlarla bağlı ve sadık. Millet ve ordu, kurtuluş çaresi düşünürken bu miras kalmış alışkanlığın sevkiyle kendinden evvel yüce hilafet ve saltanat makamının kurtuluşunu ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halife ve padişahsız kurtuluşun manasını anlamak kabiliyetinde değil... Bu inanca muhalif fikir ve görüş ortaya koyacakların vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain, reddolunmuş olur.”

Kurtuluş çaresi aranırken İtilaf devletlerine düşmanca tavır alınmaması için genel bir kabul olduğunu aktaran Atatürk, İngiltere himayesini ve Amerikan mandasını talep etmek ya da mahalli kurtuluş çarelerine yönelmek şeklinde üç karar ortaya çıktığını anlattıktan sonra kendi kararını açıklıyor:

“Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da milli hâkimiyete dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti tesis etmek! İşte daha İstanbul’dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikatına başladığımız karar, bu karar olmuştur.”

Bugün hepimizin sömürge bir ülkede yaşamamasını sağlayan, bu tarihi karardır! Başta Atatürk olmak üzere bu kararı alan ve hayata geçirilmesini sağlayan tüm antiemperyalist yurtsever devrimcilere selam olsun!

 

 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

İdam mahkûmu masumlar... 14 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları