Dedelerinin esir olduğu ülkede kebapçı oldular

Dedelerinin esir olduğu ülkede kebapçı oldular

16 Şubat 2020 Pazar, 10:17

Sizlerle Emin Gökçe ve Ahmet Genç’i tanıştırmak isterim... İki Osmanlı askeri İngilizlere karşı I. Dünya Savaşı’nda farklı yerlerde savaşırlar ve esir düşerler. Bu kez esir olarak İngiltere’de çalıştırılırlar. Yarım asır sonra da iki askerin oğulları, torunları ve yeğenleri İngiltere’ye ekmek peşinde çalışmaya gelirler. Emin Gökçe’den başlayayım anlatmaya...

Emin Gökçe, Osmanlı İmparatorluğu askeri olarak I. Dünya Savaşı’nda savaşırken İngilizlere esir düşer. İngiltere’de esir kamplarındayken Hyde Park ağaçlandırılması ve metro inşaatlarında çalıştırılan Gökçe, savaş sonrası diğer esirlerle birlikte gemiyle İzmir’e gönderilir. Emin Gökçe’nin yeğenleri Ahmet, Tahir ve Osman Gökçe, 1969’da “permitli” olarak Londra’ya gelirler. Emin Gökçe’nin torunları Elyas 1985’te, Yasin 1987’de, Yılmaz ve İhsan 1992’de, İlyas Gökçe de 2004’te İngiltere’ye yerleşir. Emekli öğretmen İlyas Gökçe, ailesinin genellikle kebap işi yaptığını belirterek “İngiltere genelinde 50’ye yakın Gökçe soyadlı aile var. Çoğumuz Londra dışında yaşam kurdu” diyor.

MEMLEKET ÖZLEMİ...

İlyas Gökçe ölmeden önce ses kaydını aldığını belirttiği dedesini şöyle anlatıyor: “1890’da Gümüşhane Ünlüpınar’da doğmuş, 1915’te asker olarak Yemen’e gitmiş, 1916-1923 arasında İngiltere’de esir olarak tutulmuş. Dedem esirken İngilizceyi öğrenmiş. İngiltere’den izne gelen akrabalarımızla İngilizce konuşurdu. Savaş bittiğinde esirlere İngiltere’de kalma ya da ülkelerine gönderilme tercihi sunmuşlar fakat dedem ‘Memlekete gitmek istiyorum’ demiş. Bunun üzerine yine zorlu bir gemi yolculuğuyla İzmir’e gönderilmiş. Böylece 7 yıl esirlik dönemi bitmiş. İzmir’den Gümüşhane Ünlüpınar’a yarı yaya, yarı hayvan sırtında bir haftada ulaşmış. 24 Temmuz 1977’de de Erzincan’da yaşamını yitirdi ve kendi köyünde defnedildi.”

“Dedem, 1970’lerde Londra’ya işçi olarak gelen Gökçe soyadlı yeğenlerine Hyde Park’ta gölün çevresinde diktiği çam ağaçlarını sormuş ve gidip görmelerini istemiş” diyen büyük torun Gökçe, “Onlar da ağaçları ziyaret edip dedeme hepsinin tuttuğunu ve kocaman olduklarını aktardılar. 2004’te Londra’ya geldiğimde ilk işim Hyde Park’a dedemin ağaçlarını görmeye gitmek oldu” diye devam ediyor.

Ahmet Genç ise 1915’te I. Dünya Savaşı’nda o günkü Osmanlı sınırları içinde olan Suriye’de İngilizlere karşı savaşırken esir düşer. Londra’da işçi olarak yaşayan oğlu Kasım’ın anlattığına göre; diğer Osmanlı esirleriyle birlikte Londra’ya getirilen Ahmet Genç esir kampında 18.5 ay kalır. Geceleri esirleri geçici olarak kör eden ilaç verilir. Esirler geceleri birbirlerine tutunarak tuvalet gibi zorunlu ihtiyaçlarını giderirler. Gündüzleri ise Londra’daki Manor House metrosu gibi altyapı çalışmalarında zorla çalıştırılır. Ahmet Genç esirlikten kurtulduktan sonra Kurtuluş Savaşı’na da katılır, Yunan askerlerin kovalandığı İzmir’e giren bölük arasında yer alır. Genç 1983’te 98 yaşındayken köyünde yaşamını yitirir.

Kahraman Maraş Elbistan Küçük Yapalak doğumlu olan Ahmet Genç’in oğlu Kasım ile kendi adını taşıyan torunu Ahmet, 1990’da Londra’ya gelirler. Ahmet Genç’in kardeşinin çocukları Sami, Hasan, Nezahat ve Hanzey Genç de 1989 göçünde Londra’ya yerleşenler arasındadır. Sami Genç “Memleket doğduğun değil, doyduğun yerdir” diyerek ailenin Londra’da tekstil, restoran sektöründe çalıştığı ve ticaret yaptığını söylüyor.

Hyde Park’a yolum altı ayda bir düşse de hergün Manor House metrosunun önünden geçerken Emin Gökçe ve Ahmet Genç’i yâd ediyorum. Bu iki yiğit Osmanlı as kerinin ayrıntılı öyküsünü Ocak’ta Londra’da piyasaya çıkan “Londra’da Bizim’Kiler” kitabıma da almıştım. Unutulmalarına gönlüm razı olmazdı hani.

[email protected]