"İstisnai projeler üretiyoruz"

Notre Dame de Sion Lisesi Müdürü Yann de Lansalut, okulun kültür - sanat faaliyetlerini dışarıya açma sürecini değerlendirdi.
Yayınlanma tarihi: 13 Aralık 2011 Salı, 08:15

Ekim 1856’da İstanbul’a gelen 11 rahibenin, o güne kadar Filles de la Charité teşkilatına bağlı rahibeler tarafından idare edilen “Maison du Saint-Esprit” adlı okulun yönetimini devralarak açtıkları Notre Dame de Sion yatılı okulu, bugün yalnızca eğitim ve öğretim alanında değil, kültür ve sanat alanındaki etkinlikleriyle de adından söz ettiriyor.

Türkiye’nin ilk kız lisesi olarak açıldığında neredeyse tümü yatılı olan Hıristiyan öğrencilerin, kısa süre sonra Musevi öğrencilerin, 1863’te de padişahın ilgisi ile Müslüman öğrencilerin katıldığı okul, I. Dünya Savaşı’nda Fransız rahibelerin ülkeyi terk etmeleri üzerine kapanmış, önce mühendislik okulu, sonra da rahibelerin çalıştığı bir hastane olarak kullanılmıştı.

1919 yılında öğretime tekrar başlayan okul, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla TC Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, 1996-1997 öğretim yılında geleneksel özelliklerini karma eğitimde sürdürmeye karar vererek erkek öğrenci kabul etmeye başlamıştı.

Bugünse, Notre Dame de Sion Fransız Lisesi, 2006’da açtığı konser salonunun 5. yılını bir dizi etkinlikle kutluyor. Okulun yönetim kadrosuna göre son dönemlerde yaşanan bu gelişmeler büyük oranda, okulun 8 yıldır müdürlük görevini yürüten Yann de Lansalut’nun çabaları ile gerçekleşiyor. Okulu yalnızca öğrenciler için eğitim ve öğretim merkezi olmaktan çıkarıp sanatseverlerle buluşturan Lansalut ile konuşuyoruz.

-Notre Dame de Sion Lisesi’nin kültür ve sanat etklinliklerinde dışarıya açılma süreci nasıl başladı?

Sion’a geldiğimde kendime, kurumun 5 yıllık programı hakkında bir karar almak için 9 ay tanıdım. Planlarımı tutarlı bir bütün olarak düşündüm ve öncelikle öğrencilerin çalışabileceği bir tür kütüphane olma özelliği taşıyan “Medyatek”le başladık. Ardından da kültürel ve edebi faaliyetleri bünyesinde barındırması planlanan konser ve sergi salonlarını açtık. Konser salonunda, hem genç yetenekleri hem de bilinen sanatçıları ağırlamayı düşündük. Önceliğimiz ise hep öğrencilere yönelik çalışmalar oldu.

- Konser salonunun eski bir şapel olması da, atmosfer üzerinde bir etki sağlıyordur herhalde.

Evet, konser salonumuz diğer etkinliklere kıyasla çok daha hızlı duyuldu çünkü salon hem 500 kişilik kapasitesi hem de caz ve klasik müzik başta olmak üzere dünya müziklerini ağırlayabilmesi açısından akustik olarak çok uygun. Etkinliklerimizin dışarıya açık ve ücretsiz olması da ilgiyi arttırıyor.

- Peki, Notre Dame de Sion Orkestrası şu an kendini nerede görüyor?

Orkestra fikri, 2008’de genç şef Orçun Orçunsel’in orkestra projesini bize sunmasıyla başladı. Orkestranın kurulmasının ardından okul bünyesinde yılda 7- 8 konser veriliyor. Repertuvarı, klasik orkestra repertuvarı olmakla birlikte, Arjantin tangoları ve Orçunsel’in düzenleme ve besteleriyle de zenginleşiyor, Akbank ve Borusan’ın orkestra üyeleri de yer alıyor. Okulun orkestrayla ilgili bir amacı da yurtiçinde ve yurtdışında turneler organize etmek.

- Konserlerden yola çıkıp okul bünyesindeki diğer kültür etkinliklerine gelirsek, bu etkinliklerin seçkisi neye göre yapılıyor?

Genel politika olarak daha ‘istisnai’ projeler üretiyoruz, çünkü güncel olana öğrenci zaten ulaşabiliyor. Bir ergen klasik müziğe kendiliğinden yönelmeyebilir, işte okulun bu noktada bir katkısı olabilir.

Fotoğraf: VEDAT ARIK

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.