‘Ben varsam, Sennur da var olmalı/olacak’

“Hep Seninle-Sennur’la Konuşmalar”, Adnan Özyalçıner’in elli yıllık hayat arkadaşı Sennur Sezer’in yaşama veda etmesinin ardından kitaplaşan üç yıllık bir yaşanmışlığın dökümü. Özyalçıner’in Sennur Sezer’in sesi ve soluğuyla, yaşıyormuşçasına yazdığı kitap, şiir ve yaşamla iç içe yirmi bölümde kurgulanan öyküsel kısa metinlerden oluşuyor.
Yayınlanma tarihi: 13 Haziran 2019 Perşembe, 12:13

[Haber görseli]

GAMZE AKDEMİR

[email protected]

- Sevgili Sennur Sezer’den sakladığınız, 5 Nisan 2014 Nisan’da yazmaya başladığınız ve adını “Günübirlik Düş(ünce)ler” koyduğunuz bir defterle başlıyor her şey. Hangi düşler ve düşüncelerle kaleme aldınız?

- Günlük yazmayı sevmem, sevmedim de. “Günübirlik Düş(ünce)ler” gün gün yazıldığından başlığını öyle koydum. Günlük yaşamın, yaşadıklarımızın, bize yaşatılanların -dayatılanların mı desem- bendeki yansımasıydı o kısa metinler. Düşlerimin eşliğindeki minik öykümsüler. O metinlerde yaşananlar, yaşadıklarımız, öykü anlayışımın gereği düşlerle karıştığı, gelecek hayallerimi içerdiği için öyle bir başlık altına almam doğaldır. “Hep Seninle-Sennur’la Konuşmalar”a dönüşmesi Sennur’un 7 Ekim 2015'te alıp başını gidişiyle oldu. Yaşadıklarımdan, yaşadıklarımızda Sennur’un da birlikte oluşuyla. Onun da tanıklığıyla.

- Kitabın her bölümü bağımsız da okunabilecek bir biçeme sahip. İçeriğini bu bağlamda da değerlendirir misiniz?

- Sennur’un çekip gidişinin ardından üç yıllık bir yaşanmışlığın dökümü yer alıyor kitapta. Yirmi bölümde ayrı başlıklar altında kurgulandı. Yirmi öyküden oluşan bir bütün olarak. Her öykücük (her metin) kendi içinde bütünlendiği gibi, birbirini izleyen bu metinler de ayrı bölümler olarak o öyküleri oluşturdu. Yaşamın, yaşadıklarımızın izini sürmenin sonucunda elbet. Kurgusal yapısı böyle de, içeriği açısından kitabımda yazdığım Kısa Bir Açıklama’nın şu bölümü doğrulayacaktır demek istediğimi: “Kitaptaki öykülemelerin içinde hangimiz sen, hangimiz ben birbiriyle karıştı. Kalanla giden ayırt edilmiyor birbirinden. Çünkü ikimiz biriz, birbirimiz de ikimiz. Yani ikimiz de -senle ben- kalanız. Kalacak olanız. En azından bu kitabın bildirimi açısından bu böyle olmalı. Unutma!” İşte böyle ben varsam, Sennur da var olmalı/olacak. Hepsi bu.

[Haber görseli]

- “Hep Seninle-Sennur’la Konuşmalar”, Sennur Sezer’e nasıl bir elveda ve yeniden merhaba?

- Deftere yazdığım her metin, yaşamın, yaşadıklarımızın tanıklıkları. Sennur yaşıyormuşçasına onun da tanıklıklarıdır anlatılanlar. Onun sesi, onun soluğuyla. Sennur, yaşanan hemen her olayda bir şiiri, bir sözüyle var oluyordu. Üç yıl boyunca bütün yaşanmışlıklar içinde ikimizin de düşleri, hayalleri var. “Seni sen, beni ben diye anan ikimiziz biz” dediğimce. Dostlarımızla, arkadaşlarımızla yaşadıklarımızın yaşananların sürmesinin/süreceğinin anlatımıdır “Hep Seninle-Sennur’la Konuşmalar”daki her satır, her sözcük. Canlı/capcanlı bir biçimde. Bugün de sürüyor bu birliktelik/iç içelik. İşte “Unutamıyorum” başlıklı 24.3.2019 tarihli o metin:

Unutamıyorum

Düşler de olmasa karşılaşamayacağız. Arkamdan heyecanla üstüme atılarak bütün gövdenle sarılmanı unutamıyorum. Yüzünün yüzüme değişini, saçlarının kokusunu, soluğunun ılık bir bahar esintisi gibi ensemi okşayışını, yüreğimde duyduğum yürek çarpıntısını, diri memelerinin tenimi yakışını. Bir de kireçlenen omuz başlarımın geceleri azıtan ağrısının sıcaklığınla şıp diye kesildiğini. Unutamıyorum.”

Dedim ya, defterdeki bu metinler, Sennur çekip gidince yayınlanmaya başladı. Öteki metinlerde birlikte. Onlar “Değinmeler” üst başlığıyla Evrensel’in pazar sayfalarında yayınlanıyor. Bir bölümü “Kalabalıktan Birileri” adıyla bir kitap da oluşturdu. Bu kitabım, Kasım 2017’de yayınlandı.

A+ A-