A+ A-

Astrolojiye neden inanmamalıyız

Açık Bilim dergisinin kurucusu ve Yalansavar adındaki hurafe ve safsata karşıtı blog yazarı Tevfik Uyar aslında uçak mühendisi. Çocukluğundan beri de "bilimsel kuşkucu." Astrologların insanların hayatında bu kadar etkili ve yön verici olmasına hep kafa yormuş. Astrolojinin Bilimle İmtihanı adındaki kitabında astrolojiye karşı argümanlarını sıralıyor.
Paylaş
instela'da paylaş
Yayınlanma tarihi: 10 Ağustos 2015 Pazartesi, 00:08

[Haber görseli]

ASTROLOJİ BİR SÖZDE BİLİM 

Astrologlar, astrolojinin bilim olduğunu iddia ediyorlar. Bilim en güvenilir kurumdur çünkü, hasta olunca doktora gideriz, mühendislerin yaptığı uçaklarla uçarız, küresel ısınmaya bilim insanları çare bulacak diye bu kadar rahat davranıyoruz. Kendini bilimle açıklayıp, bilimin kullandığı yöntemleri, araçları kullanmayan öğretilere "sözde bilim" deriz. Tabii ki astrologların gökyüzünü benden çok gözlemlediklerine eminim. Ancak iş doğrulamaya veya bilgiyi güncellemeye geldiğinde buna yanaşan kimse yok.

 

TUTARSIZ 

Sadece bir haftaya bile baksak, tek bir burca dair üç farklı yorumu okuduğumuzda her birinin bambaşka şeyler söylediğini görüyoruz. İddiaları tutmuyor ama devam ediyorlar. Aklım almıyor. Merkür retrosunda elektronik cihazlar bozulabilir diyorlar, bozulmuyor. Tsunamiler, depremler olabilir diyorlar, olmuyor. Bir şeye inanmak istiyorsanız tabii ki inanın. Ama bunun gerçeklik olduğunu, hepimizin hayatını etkilediği, astrolojik bir görü olmadan, danışmadan yaşamımızı düzenleyemeyeceğimizi düşünüyorsanız, işte benim itirazım buna. 

 

HAYATIN HER ALANINA KARIŞAMAZLAR 

11 yılda bir Güneş’in manyetik kutupları yer değiştirir. Bu en son olduğunda astrologlar fırtınalar kopabilir, depremler olabilir diye görüş bildiriyordu. Başka bir astrolog şu tarihler arasında kalp ameliyatı olmayın diyor. Bir başkası yatırım yapmayın diye yorum yazıyor. Diyelim ben inanıyorum astrolojiye ve okuduklarımdan etkileniyor, malımı mülkümü satıp altına yatırıyorum ya da bir tanıdığım by-pass ameliyatını bu yüzden erteleyip ölüyor. Bunun hesabını kime sorabiliriz? Hayattaki her şey hakkında bu şekilde yorum yapılabilir mi?

  

YOK OLMASI GEREKİRDİ 

Astrolojinin ortaya çıkması kadar doğal bir şey yok. İlk insan olsanız şöyle düşünürdünüz: Güneş akrep takım yıldızındayken kar yağıyor, demek ki gökyüzü bana olan şeyleri açıklayabiliyor. Astroloji ilk insanın doğal düşüncesidir, ancak bugünkü bilgimizle kabul edebileceğimiz bir şey değil. Artık gezegenlerin yerini, ne kadar uzakta olduğunu biliyoruz. Bugün büyücülük yaygın bir inanç değil, felsefe taşını bulmaya, kurşunu altına çevirmeye çalışan simyacılar yok. Astroloji de aynı durumdaydı, ta ki gazetelerle geri dönene kadar.

 

DOGMATİK BİR ŞEY

Yanlışlanabilir argüman akılcılığa dayanır. Ben bu çakmağı bırakırsam yere düşer dersem bu yanlışlanabilir bir argümandır. Düşmezse yanlışlanır. Ama size akrep burcu olduğunuz için sezgileriniz çok kuvvetli dersem, sizin bana sezgilerinizin zayıf olduğunu göstermeniz çok zor. Tutmazsa sezgileriniz kuvvetli ama mesajı doğru alamıyorsunuz derim. Bunu yanlışlamanın bir yolu yok. Dogmatik bir şey astroloji. Neptün’le Venüs’ün açısı neyi hangi etkiyle değiştiriyor? Venüs aşk gezegeni mi? Venüs Akrep’e girdiğinde 100 tane Akrep ve Akrep olmayan insan alalım, aşk hayatlarında ne değişiyor bakalım o zaman. Bunu yapan astrolog var mı? Yok.

  

DENEYLER REDDEDİYOR 

Astrologlar bunu söylemeye bayılıyor. Astroloji gerçekten de 17’nci yüzyıla kadar üniversitelerde okutuluyordu. Fakat niçin astroloji 17’nci yüzyıldan sonra üniversitelerden kaldırılıyor sorusuna cevapları yok. Çünkü bilim gelişiyor. Sonrasında astrolojiye dair pek çok bilimsel deney ve araştırma yapıldı. Örneğin 1958 yılında yapılan Zaman İkizleri adında bir araştırma var. Burçları ve yükselenleri aynı olan iki bin bebek ömür boyu takip edilmiş. 2003 yılına kadar meslek seçimleri, medeni halleri, agresiflik, sosyallik gibi 100 ayrı karakter özellikleri bakımından da gözlemlenmiş. Araştırma, aynı zamanda doğmanın hiçbir benzerlik yaratmadığını kanıtladı en sonunda.

 

 

GÜNLÜK FAL GAZETECİLİK İCADI 

Günlük fal diye bir şey yok. 1930’larda bir gazetecilik icadı. Sunday Express gazetesinin yayın yönetmeni John Gordon, o sıralarda Prenses Margaret’ın doğumunu Prenses Margaret’ın Horoskopu olarak haberleştirmeye karar veriyor. Yardımına İngiltere’nin en ünlü astroloğu Cheiro’nun asistanı yetişiyor. Richard Harold Naylor 24 Ağustos 1930’da “Yıldızlar yeni prenses için ne diyor?” haberini yayımlıyorlar. Plan tutuyor. Naylor daha sonra Yıldızlar Ne Diyor adında bir astroloji köşesi yazmaya başlıyor, 1936’da da 12 burçlu günlük falları icat ediyor. 

 

 

İNANÇ KENDİNİ DOĞRULAMAK ÜZERİNEDİR 

Yaygın inanç kadınların kötü otomobil kullandığı yönünde. Erkeklerin kötü araba kullandığına dikkat etmiyor, kadınlarınkini seçiyoruz. Tıpkı ikizlerin dengesiz olduğuna inanırsanız onun sıradan bir kahvaltı kararsızlığını burcuna yorduğunuz gibi. İnsanların inancı kendilerini doğrulamak üzerinedir. Ben boğa burçlarıyla iyi anlaştığımı düşünürsem, üç kadınla tanıştığımda ister istemez burcu boğa olana yöneleceğim. Kehanet kendisini doğrulamış olacak.

 

PSİKOLOJİMİZ İZİN VERİYOR 

Edgar Wunder, 2002 yılında yayımladığı 1700 denekle yaptığı araştırmasında, kişilerin kendilerini tanımlarken burçlarının özelliklerini sıralama sıklıklarının astrolojiye inanmalarıyla pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğunu açıkladı. 1994’te astrolojiyle ilgilenenlerin burç açıklamalarından etkilendiklerini ve astrolojik okumaların kişiler üzerinde psikolojik etkilere neden olduğunu ortaya koyan bir başka psikolog Van Rooij. Örneğin Koç burcu olan biri Koçların fevri olduğunu öğreniyor. Bu inançla kendi davranışlarını gözlemliyor ve bir süre sonra fevri olduğuna karar veriyor.

 

 

BURÇ KAYMASINI KAİLE ALAN YOK 

Mesela şu an kendini Akrep sanan birisi aslında Terazi'dir; zira doğum tarihinde güneş M.Ö 600 yılında olduğu gibi Akrep burcunda değil, Terazi burcundadır. Astrologlar böylesi bir gerçeği bile kabul etmekte zorlanıyorlar. Astroloji M.Ö. 5000 yılında icat edilseydi Ekim’de doğanlara Terazi değil, Aslan diyecektik.

[Haber görseli]

Comment disclaimer