Karikatürsüz gazete, yumurtasız omlet demek

.

25 Haziran 2019 Salı, 17:26

 

ABD’de çizilen ilk siyasi karikatür Franklin’in.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ilgili yayımlanan karikatürün antisemit bulunup büyük tepki çekmesi üzerine dünyaca ünlü The New York Times gazetesinin artık karikatür yayımlamama kararı alması, deyim yerindeyse “bir devrin sonu” aslında. Karikatürde ABD Başkanı Donald Trump, Netanyahu’yu bir köpek gibi gezdiriyordu.

İddia edildiği gibi antisemit miydi, değil miydi (eğer öyleyse elbette büyük ayıp) ayrı mesele, ama bu karikatür yüzünden koca bir gazetenin karikatür yayımlamama kararı alması anlaşılır gibi değil. Bu işten para kazanan çizerlerin mesleklerini yapmalarına engel olunması başlı başına olumsuz bir durum ama yine deyim yerindeyse “papaza kızıp oruç bozmanın” ne alemi var? Çizim, evet, bir hayli ağır kuşkusuz ama nedeni ne olursa olsun demokrasinin en önemli araçlarından birine, yani karikatüre veda etmekle iyi bir şey yapmadı gazete.

Demokratik ifade biçimi

Oysa, Amerikalı daha ilkokulda tanışır politik karikatürle. Kesip, ödev defterlerine karikatür yapıştıran çocukları vardır tanıdıklarımın. Kabul görmüş, hem medyanın hem de demokratik ifade biçiminin aracı haline gelmiş bir sanat dalı olarak zaman zaman incitici, kırıcı olabiliyor politik karikatür ama yine de yayımlamaktan vazgeçmek, ABD siyasi kültürüne ters bir tutum. Bir Avustralya gazetesinde ABD’li tenisçi Serena Williams’ın son derece ırkçı bir biçimde betimlenmesi ya da Rusya Devlet Başkanı Putin’le ilgili bir çizimde homofobik unsurların ağır basması gibi kötü örnekler de var ama bu tarz çizimlerin karşısına tam tersi mesajlar ileten çizimlerle çıkmak çok mu zor?

Siyasi karikatür yabancımız değil. Kimileri, Pompei’nin duvarlarında örnekleri var der ama el atmadığı hiçbir alan kalmamış olan büyük Leonardo da Vinci’den başlatırlar genellikle. Bu tarz çizimlerin da Vinci’nin eskizlerine dayandığını söyleyenler çoktur. Siyasi karikatürcülüğün babası 1756-1815 tarihleri arasında yaşamış olan James Gillray’dir. Zamanın Britanya Kralı’na, Fransız Devrimi sırasında Napolyon’a yönelik karikatürler çizmiş biriydi Gillray. Zamanında pek bir ünlü olmuştur.

Yaşlı kıta Avrupa’da gittikçe yayılan siyasi karikatürlerin ABD'de 19. yüzyılın ortalarında kitleselleştiğine tanık oluyoruz. Thomas Nast’dan söz ederler, Harper’s Weekly’de dönemin en politik konularını, yani kölelik, iç savaş, yolsuzluk gibi sorunları ele almıştır çizimlerinde. Karikatürist her zaman kendisine önemli alan buldu gazetelerde. Örneğin Rube Goldberg (1883-1970) 1938’de The New York Sun gazetesi için birinci sayfada karikatürler çiziyordu.

Ama ABD’de siyasi karikatürcülüğün babası sayılan kişi, da Vinci gibi el atmadığı konu kalmayan, adıyla anılan bir soba bile vardır düşünün, Benjamin Franklin’dir. “Join or Die” (Katıl ya da Öl) adını verdiği bir karikatür çizdi Franklin, 1754’te. Amerika'daki ilk politik karikatür olarak kabul ediliyor. Dönemin sekiz sömürgeci hükümetini temsil eden sekiz parçaya bölünmüş bir yılan vardır çizimde. Çizim, parçaların gün batımından önce birleştirilmesi durumunda söz konusu yılanın canlanacağı popüler batıl inancına dayanıyordu. Çok beğenilmiş, hemen hemen her gazetede yayımlanmıştır da üstelik. Bu karikatürde sömürgeciliği simgeleyen “yılan” betimlemesinin siyasi karikatürün gelişiminde önemli olduğunu söyleyenler vardır.

Tiraj kaybı da etken

Siyasi karikatür, karmaşık sorunları analitik düşünceye başvurmadan, insanın duygularına hitap ederek en basit halde iletme aracı. İyi bir politik karikatür, kişilere, eleştirel bir bakış yeteneği/ yöntemi kazandırabilir. Bu nedenle çok değerli bir sanat. Bu nedenle The New York Times’ın siyasi karikatür yayımlamama kararı son derece aptalca, af buyrun. Acaba bu gazetenin bu kararı, söz konusu karikatüre yönelik eleştirilere mi dayanıyor? Etkisi olmuştur kuşkusuz ama bunun nedenlerinden biri de gazetelerin artık karikatüristleri yük gibi görmeleridir sanki.

Tamam, çok okuyan bir toplum ABD toplumu ama orada da gazeteler tiraj kaybediyor zaman zaman. Tirajlar düştükçe de bedel ödeyenler öncelikle karikatüristler oluyor. 20. yüzyılın başında ABD gazetelerinde 2 binden fazla tam zamanlı çalışan karikatürist olduğunu okumuştum bir yerde. Aynı yazıya göre, 80’li yıllarda bu sayı 300’dür. Yani gittikçe azalan bir sayı var, bu da bir kriz halinde önce karikatüristin işine son veriliyor demek.

Pop kültür ile siyaseti son derece hoş kaynaştıran bu mükemmel sanattan mahrum kalmakla hata ediyor The New York Times .

Amerikan tarihi esas olarak büyük karikatüristler tarafından belgelenebilir dendiğini hiç mi duymadı bu gazetenin yöneticileri.

Pazar Dergi