Köşe Yazısı

A+ A-

Kadın Cinayetlerine Davetiye

31 Temmuz 2014 Perşembe

Kadınlar herkes içerisinde kahkaha atmayacak.
Kadınlar gülmeyecek.
Kadınlar akşam sokağa çıkmayacak.
Hamile kadınlar hiç sokağa çıkmayacak, göze görünmeyecek.
Kadınlar evleri dışında çalışmayacak.
Kızlı erkekli bir arada olunmayacak.
Kadınlar en az üç çocuk doğuracak.
Tanrım ne günlere kaldık!
Yetmez ama evet”çiler, Bülent Arınç’ın şu sözlerini tekrar tekrar okumalılar: Okusunlar ki daha ne kadar yetmez kafalarına dank etsin.
Ahlaken bir geriye gidiş var. Hayâ meselesi çok önemlidir. Hayâ, utanma duygusu. Yüzüne baktığın zaman yüzü kızarıyorsa’ hadis-i şerif öyle diyor, hayâ güzeldir. Kadında olsa daha da güzeldir. Nerede öyle yüzüne baktığımız zaman yüzü hafifçe kızarabilecek, boynunu öne eğebilecek, gözünü bizden kaçırabilecek iffet sembolü, hayâ sembolü kızlarımız. İffet çok önemli. Sadece bir isim değil. Kadın için de bir süstür iffet. Erkek içinde bir süstür. İffetli olacak. Erkek de olacak. Zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Çocuklarını sevecek. Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacaksın.”

Ahlaken geriye gidiş
Evet ahlaken bir geriye gidiş var. Bu konuda haklıdır. Ama ahlaken geriye gidiş kadınlarla ilgili değil. Ahlaken geriye gidiş, yöneticilerin gözümüzün içine baka baka yalan söylemesidir. Bugün söylediğinin tersini yarın söylemesidir. Söylemiyle eyleminin farklı olmasıdır.
Ahlaken geriye gidiş, hırsızlık yapıp yapmadım demektir. Talana soyguna göz yummaktır. Kanıtlanmış hırsızlığın, talanın üstünü örtmektir. Sorumluları saklamak, korumaktır.
Ahlaken geriye gidiş, dini siyasete ve kişisel çıkarlara alet etmektir. Hukuku yok saymaktır. Devleti yönetenlerin dün bu davanın, bugün şu davanın savcısıyım demeleridir.
Ahlaken geriye gidiş kadınlara karşı ayırımcılık yapmaktır. Onu sömürmektir.

Hayâ meselesi
Evet hayâ meselesi, yani insanın utanma duygusuna sahip olması ya da olmaması çok önemlidir. Ancak, Bülent Arınç, millete ahlak dersi vermeye kalkışmadan önce, partisindeki yoldaşlarına örneğin Egemen Bağış’a, Muammer Güler’e, Zafer Çağlayan’a bu çok önemli hayâ meselesini sorması gerekirdi... Ya da ne bileyim, IŞİD’in vahşetine karşı tek sözcük edemeyenlerin hayâ meselesini sorgulamalıydı...
Kadına karşı şiddetin her gün arttığı bir ülke burası. Kadın cinayetlerinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biriyiz.
Son on yıldır dayatılan baskılar, hükümetin söylemi, eylemi ve oluşturduğu örnekler muhafazakârlığı yoğunlaştırdıkça kadınlar daha çok öldürülüyor, daha çok tehdit altında yaşıyor. Başbakan Yardımcısı bundan hiç mi utanmıyor? Hani hayâ meselesi?
Bülent Arınç, 2014’ün ilk 6 ayında 139 kadının öldürüldüğünü bilmez mi? (Taciz, tecavüz sayılarına girmiyorum) Bu vahşeti durdurmak için sayısız kadın örgütlerinin verdiği mücadelenin hiç mi farkında değil? Çıkarılan yasalarla hükümetin uygulamaları arasındaki çelişkiyi hiç mi görmüyor!. Karısını, eski karısını, eski sevgilisini öldüren heriflerin; küçücük kız çocuklarına tecavüz edenlerin nasıl “iyi halden” sıyırdığını, neredeyse cezasız kaldıklarını hiç duymadı mı? Bunlar karşısında “hayâ meselesi” hiç aklına gelmedi mi?
Bülent Arınç’ın bu talihsiz “ahlak dersi”, ne hafife alınacak, ne de “boş verin, günden değiştiriyorlar işte” deyip geçebileceğimiz bir şey... Bu konuşma benim için, sadece ve sadece, daha çok kadın cinayeti, daha çok zulüm ve baskı için çıkarılmış bir davetiyedir!

Tümü Zeynep Oral - Son yazıları

Bir mimarlık dehası: Louis Kahn 10 Aralık 2017 Paz
En büyük özlemim: Devletime saygı! 7 Aralık 2017 Per
‘Görünüyorum, O Halde Varım’ mı? 3 Aralık 2017 Paz