Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

İran Nefes Alırken...

26 Kasım 2013 Salı

İran ile Batı dünyası arasında 34 yıldır gündemde olan gerginlik, Cenevre anlaşması ile sağlanan yumuşama, İran’da coşkulu kutlamalarla karşılandı... İran’ın nükleer programını durdurma, İran’a yıllardır uygulanan ambargonun, yaptırımların anlamlı bölümlerinin kaldırılması içerikli anlaşmanın ilk sonuçları ile İran’a 7 milyar dolarlık bir nefes aldıracağı ilan edilince, önce dünya piyasaları bayram etti; dolar, altın fiyatları düştü...
İran İslam Devrimi’nden bugüne, nükleer tehdit eksenli Batı dünyasının uyguladığı ambargo, dönem dönem ısıtılan savaş tehdidinin hangi ölçeklerde ortadan kalktığı, barış gündeminin hangi boyutlarda kalıcılık kazandığı henüz bilinmese de ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Almanya ile İran arasında Cenevre’de 6 aylık olarak yapılan anlaşma, dünya ve Ortadoğu dengelerinde önemli bir değişimin, beklense de büyük sürprizin habercisi... Yakın günlere kadar Batı dünyası çıkışlarında Ortadoğu’nun çıbanbaşı İran, savaş tehdidi odağı, inadından geri dönmezse hedef tahtasındaki ülke, askeri tüm saldırı ve savunma hazırlıklarında eksendeki ülke... Doğal olarak Irak, Afganistan işgalleri, Suriye kanlı savaşı, Arap baharları, İslam dünyası mezhep savaşlarında, hangi tarafta olduğuna, ona ne kadar yarayacağına bağlı olarak destekledikleri Batı dünyasının karşı tarafında, buna göre ekonomik, sosyal, siyasal cepheleşmelerin belirlenmesi gerektiği, stratejilerin üretildiği düzenin işleyişi algılamaları altüst...
Akıl, mantık Batı dünyasının İran’la vardığı dışarıdan sürpriz, şimdi dünden başlayarak geriye dönük ne kadar uzun soluklu hazırlıkların, çalışmaların ürünü olduğu ortaya çıkmaya başlayan anlaşmanın en çok bizi sevindirmesi gerektiğini söylüyor. Piyasaların nefes alması, doların düşmesi, İran’la ambargo yüzünden rahat yapılamayan, kayıt dışına kaçan ticari ilişkilerin açılması... Çok doğal olarak Rusya ağırlıklı enerji bağımlılığından kurtulmamız, İran’ın doğal enerji kaynakları karşılığı, yaşadığı amargo bağlantılı ekonomik sıkıntılarının ortadan kalkması ile en yakın, en elverişli konumdaki komşu olarak bize yönelecek ticretin akışı.. En önemlisi bizi tehdit eden savaş ortamı yerine barışın getirileri... Türkiye’nin bu sürpriz, bölgesindeki anlamlı barış ortamında en çok sevinecek, kazançlı çıkacak ülke konumunda olması gerekirken...

***

Anlaşmanın dünya kamuoyunun ana gündemine oturmasından saatler geçemeden, Türkiye içinden çok boyutlu kaygılar neden ve nasıl gündemimize giriyor?.. İlk sorgulama elbette BM’de Türkiye pek çok kez İran’dan yana tavır koymuşken, ambargoyu delmekle suçlanmışken, başlangıçta görüşmelerin içinde taraf sayılırken neden, niçin, nasıl dışlandığı üzerinden... İktidar cephesi, Batı dünyasının Türkiye’ye yönelik ince bir kazığı olarak değerlendirmeyi seçiyor. Batı kaynaklı dışlanması gerekçelerinde Türkiye’nin en son Suriye dış politikasında izlediği zikzaklı çıkışlar, tutarsızlıklar sayılıyor. Anlaşmada dışlanması, yok sayılması, iktidarlarının Ortadoğu’daki iddialı güç odağı olma vitrinini darmadağın edecek önemde...
Bizim medya bu sürpriz dünya çapındaki denge değişikliğinin, geleneksel İran-Türkiye rekabetindeki değişime etkisini de önemsiyor. İktidarlarının bölgede vazgeçilemez stratejik ortak, güç olmaya bağlı, başına buyruk hallerini sürdüremeyeceğinin altını çiziyorlar. Laf aramızda Rusya-İran bastırdığında Suriye üzerinden bizim iktidarın diretmelerine kimselerin kulak asmadıkları pek çok örnek yaşanmıştı... Anlaşma iktidarlarının dış politikadaki atlamaları, kendi düş dünyasındaki büyük yanlışlarının bir kocaman belgesi de sayılabilir...
Tabii ki iktidarlarının arkadan sıvazlamalarla uçup, İslam dünyasında vazgeçilemez startejik ortak, yeni Osmanlıcılığın düşlerini kurmasının acı sonuçları... Yine de bu büyük denge değişiminin sürpriz gibi gösterilen planlı büyük adımını, iktidarlarının dünya gerçeklerinden kopuk dış politika stratejilerinin bedeli olarak açıklamak tek başına haksızlık olur... Kuşkusuz ABD-AB ekseni ağırlıklı ekonomik-sosyal-siyasal hesaplardaki büyük değişimin, öngörememelerin payları yadsınamaz. Örneğin ABD’nin 11 Eylül eksenli yeni düşmanları terörle kendi topraklarında silahlı savaşma stratejik hesapları tümden çuvalladı. İşgaller politikası çok ağır bedellerle çok hızlı geri tepti...
İslam dünyası ağırlıklı bölgede üretilen bataklık, iç savaşlar, ırklar-mezhepler çatışmasının kanlı boyutları duyarlılık, insan hakları kaygıları ile çok da umurları olmasa da... Çok pahalıya patladı, zengin kuzey dünyasının ekonomik, sosyal, siyasal derin krizlerini üretti. Askeri güçsüz, merkez ülkelere bedelini en aza indirgeyecek çok daha ince, esnek, dış politika, yeni dengeler, ittifaklar zorunluluk haline geldi... Olan bu çarpıcı güç-denge değişimini göremeyen, bölgenin kaosa, iç savaşlar batağına çekilen ülkelere olacak... Türkiye gerçekten ağır tehdit altında, iktidarlarının aymaz tutkuları ile bataklığa çekilmenin sınırında...

Tümü Şükran Soner - Son yazıları

Çözülme korkusu Memur-Sen 20 Nisan 2019 Cmt
Çamura yattıkça yüze göze bulaşır 16 Nisan 2019 Sal
Nasıl içinize sığdırıyorsunuz? 13 Nisan 2019 Cmt