Köşe Yazısı

A+ A-

İktidar içindeki iktidarlar...

24 Nisan 2019 Çarşamba

Ülke yönetimlerinde iktidar gücünü paylaşan kurumlar azaldıkça, sistem kirlenir. İlk aşamada işlerin daha kolay yürüyeceği sanılır, ama devamı öyle gelmez. O daralan iktidar katına giden yolların farklı bekçileri olur. Hele iktidar gücünün tek elde toplandığı durumlarda, o gücün altında güç saçakları oluşur.
Türkiye böyle bir dönemden geçiyor.
Erdoğan, 31 Mart seçim sürecinde hemen her ilde kendini ortaya koydu. Sanki Türkiye Belediye Başkanlığı seçimi yapılıyordu. İllerde seçilecek her başkan Türkiye Belediye Başkanı’nın yardımcısı olacaktı.
Hele İstanbul, zaten Erdoğan’ın doğuştan gelen aşkıydı. Sanki sandık kertmesi yapılmıştı, ondan başkasının olamazdı. Bütün düzen de, ne olursa olsun İstanbul’un kaybedilmeyeceği üzerine kurulmuştu.
İstanbul sonuçlarını kabullenemeyişin altında yatan bu.

***

Erdoğan’ın, İstanbul sonucuna 1 Nisan bakışı şuydu:
- İlçelerin çoğunu biz aldık. Belediye meclisinde çoğunluk bizde.
- Merkezi iktidar benim. Belediye Başkanı verdiği sözleri tutmak için benim çemberimden geçmek zorunda.
Bu bakış, Erdoğan’ın seçim sonuçlarını kabullendiği şeklinde yorumlandı. Ancak etrafında, “Ne pahasına olursa olsun İstanbul’u veremeyiz” çemberleri vardı. Bunlar iç içe geçen halkalar şeklinde Saray’ı kuşatmış görünüyordu. Sıralayalım:
- Maddi, manevi bütün hayat sahamız İstanbul. Burası giderse devamı gelir, diyenler.
- İstanbul’u kaybettiğimiz an Reis bunun hesabını sorar. Sorumlu gördüğü herkesi biçer. Bu nedenle tasfiye edilirsek başka alanda da iş yapamayız, diyenler.
- Yeni siyasi oluşum söylentileri var. İstanbul’un kaybı partiyi ANAP’laştırmaya götürür, diyenler.
Bunların altında ek şıklar da var.
Seçim öncesinde şu saptamayı yeri geldikçe paylaşmıştık:
AKP’nin Türkiye’ye verebileceği bir şey kalmamıştır. Bu seçimde AKP’nin ana gündemi kendi varlığını sürdürme kaygısı olacak.
Bugün gündem bu şekilde seyrediyor. AKP, üçlü kıskaçta:
1- Saray’ın içinde iktidar kaymaları...
2- AKP’nin dışında gelişen, ama gözü AKP’nin içinde olan yeni parti fidelikleri...
3- MHP ile gidişin geleceği...
Saray’da güç “Erdoğan’a yakınlık” mesafesiyle ölçülüyor. Damat, pek çok kişinin pabucunu dama attı ama, sanki Reis, onu güçlüymüş gibi gösterip, ekonomi toparlanamazsa faturayı ona kesecek.
AKP’nin içinden ve çevresinden yeni parti görünür gelecekte çıkmaz, ama tartışılır. İşin içinde Abdullah Gül varsa bizim yorumumuz şu olur:
Gül, parti kurma kararı verene dek, seçim biter.
MHP’ye gelince... Erdoğan için nasıl demokrasi onu istediği yere götürecek bir tramvaysa, MHP de onu iktidarda tutacak bir tamamlayıcı. MHP’nin AKP’den oy çekmeye başladığını Erdoğan da görüyor. Önümüzdeki dönem arayışlarından biri bu olacak.

***

Demokrasi yazılması kolay, oynanması zor bir oyundur.
Erdoğan bu oyunu 31 Mart’a kadar getirdi. Bundan sonrası daha farklı seyredecek. Erdoğan, İstanbul ve Ankara belediye meclislerindeki çoğunluktan nasıl bir siyaset üretebilirim diye bakıyor.
Bir bakıma demokrasiyi öğrenmeye çalışıyor.
Ne güzel...
Öğrenmenin yaşı yok...
Mevkisi de...

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

‘İmdat... Boğuluyorum... Kızım işsiz!’ 22 Ağustos 2019 Per
ABD Suriye yerine Türkiye’ye mi girecek? 21 Ağustos 2019 Çar
Seçimle gelen kayyımla gider! 20 Ağustos 2019 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Abdullah Gül