Köşe Yazısı

A+ A-

Toplumsal cinsiyet cinneti

13 Eylül 2019 Cuma

İktidardakiler...
Özgür kadınlardan korkuyorlar.
Medeni erkeklerden nefret ediyorlar.
Farklı cinsel yönelimleri olanlardan tiksiniyorlar.
Erkeğin üstünlüğünden şüpheleri yok.
Kadının yeri, karnında sıpa, sırtında sopa, evi.
Eşcinselliğin başı nerede görülürse ezilmeli.
Laikliği tekmeleyerek dinle devlet işlerini birbirine düğüm ettiler.
Kadına, çocuğa, farklı cinsel yönelimleri olanlara baştan beri küflü bir ideolojinin hükmünde yaklaştılar.
Kadın hakları, çocuk hakları, eşcinsel hakları, insan hakları dendiğinde hep çuvalladılar... Gay pride’ı yasakladılar. 8 Mart yürüyüşünü engellediler.
Çocukların daha minicikken dini kurslarda akıllarının bulandırılması için “eğitim” seferberlikleri yaptılar.
Ülkeyi imam hatip okullarıyla donattılar. Din dersini zorunlu kıldılar.
Bilimselliğe dair ne varsa aşağıladılar. Bağnazlığa dair değerleri tabulaştırdılar.
Cemaatlere, tekkelere, dini kurslara, vakıflara çocuk eğitimi için ehliyetler dağıttılar.
Zaten eril olan iktidarı, hem daha eril hem de yobaz kıldılar.
Sokak bu kadar erkekken...
Ev içi bu kadar erkekken...
Toplum bu kadar erkekken...
Medya bu kadar erkekken...
Devlet bu kadar erkekken...
Siyaset bu kadar erkekken...
Hukuk bu kadar erkekken...
Eğitim bu kadar erkekken...
Demokrasi bu kadar erkekken...
Ahlak bu kadar erkekken...
Ve din, devlet işlerinde bu kadar etkenken...
Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını ne eğitimde muhafaza edebilirsiniz...
Ne de insanların aklında.
İnanç farklılıklarını, ırk farklılıklarını, dil farklılıklarını hazmedemeyen...
Bu farklılıklar üzerinden birbirine devamlı soğuk ya da sıcak savaş ilan eden...
Kadının erkekle, erkeğin kadınla, farklı cinsel yönelimleri olanların diğerleriyle kuracakları ilişkilerde hemen tabuları devreye sokan...
Bizzat ahlak bekçiliğine soyunmayı marifet sayan...
Bu arada kadınlığı özellikle hiçe sayan...
Evrensel insan haklarını gelenek, görenek ve inanç silahlarıyla tam alnından vuran bir iktidar...
Sadece toplumsal cinsiyette değil, hiçbir meselede merceğin odağına eşitlik kavramını koyamaz.
Aksine her şeyi tehlikeli bir erkeklikle işaretler ve bu da dokunulmaz kabul edilsin ister.
İktidarın dili ve aklı böyleyken...
Bu ülkede Milli Eğitim Bakanlığı’nın “toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı”nı artık hedeflerinden çıkarmış olması hiçbir haber değeri taşımaz.
Haber değeri taşıyan, bu bakanlığın düne kadar hâlâ hedefleri arasında bu kavramı tutmuş olmasıdır.
Kimin kiminle nasıl sevişebileceğini arkaik bir hukuk bağnazlığıyla kodlayan ve bu kodlamada geleneksel bakış açılarını kendisine rehber yaparak toplumu “sözde” yozlaşmadan kurtarmayı hedefleyen iktidarların kafası...
Eşitliğe çalışmadığı gibi adalete de çalışmaz.
O yüzden bugün bu ülkede çocukları, aydınlık olabilecek bir dünyadan koparıp zifiri karanlığa atan...
Ve ele geçirdiği eğitim sisteminin tüm olanaklarını kullanarak onların akıllarını başlarından alan...
Yerine korku, itaat ve haliyle cahillik zikreden bir eğitimin hedefinde daha en baştan dindar ve kindar nesiller yetiştirmek olduğu bu kadar açık seçik biliniyorken...
Ders kitaplarında;
Ev temizleyen ya da bebek bezi değiştiren bir baba...
Sofra hazırlanırken koltuğunda kitap okuyan bir anne...
Oyuncak bebekle oynayan bir erkek çocuk...
Annesiyle birlikte araba lastiği değiştiren bir kız çocuk imajını görmek hayaldir.
Görememek de kâbus.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Doksan kilometre 20 Eylül 2019 Cum
Bir terbiye aracı olarak hukuk 18 Eylül 2019 Çar
Toplumsal cinsiyet cinneti 13 Eylül 2019 Cum