Olaylar Ve Görüşler

Ne kadar susacaksın?

12 Ocak 2020 Pazar

AV. Erol Ertuğrul

Cumhuriyetinin  kahraman kurucularına “iki ayyaş” dediler sustun. “Lozan hezimettir” dediler sustun. Cumhuriyetin onca olumsuzluğa karşın yaptığı tüm ekonomik kurumları özelleştirme adı ile yerli ve yabancı anaparaya peşkeş çektiler sustun. Ne şeker fabrikaları, ne demir çelik fabrikaları, ne Sümerbank, ne Etibank hepsini sattılar susuyorsun. Adaleti yok ettiler. Karşı görüştekilere cezalar yağıyor. Adaletin olmadığı yer vatan değildir. Sen susuyorsun. Sen sustukça  onlar bir geri, iki ileri yol alıyorlar. Osmanlı, Arap hayranı gerici bir kadro Cumhuriyetimizi zamana yayarak dönüştürüyor. 

Bu yolun sonu belli

Bay Erdoğan, Bilkent Üniversitesi’nde yapılan bir törende gençlerin bir sorusu üzerine “Her şeyden önce bizim için önder, rehber diye baktığımızda tek önderimiz, tek rehberimiz Hz. Muhammet Mustafa’dır” demişti. Din şûrasında yaptığı bir konuşmada da “Yaşamımızı İslam dini kurallarına göre düzenlemeliyiz, dinimizi yaşamımıza göre değil, yaşamımızı dinimize göre düzenlemeliyiz” demişti. Laik bir ülkenin cumhurbaşkanı nasıl böyle konuşabilir. Referansı din olan toplumların sonu geri kalmışlıktır. Bizim yol göstericimiz ise bilim ve akıldır. 

Araplaştırma projesi

AKP yönetiminde on yedi yıldır, okullar imam hatipleştiriliyor. Öğrencilere başka seçenek bırakılmıyor. Bazı okullarda tarikat liderleri ders veriyorlar. Kırıkkale Üniversitesi’nde bir törende ulusal marşımız Arapça okutuluyor. Çağdaş eğitim rafa kaldırılmış. Bilimdışı yöntemlerle tıpta fetva dönemi başlatılıyor. Kamuda İslami  kurallara göre düzenlemeler Resmi Gazete’de yayımlanıyor. Bay Erdoğan İslami düşüncelerini ve yaşam biçimini topluma kabul ettirmeye, yaşama geçirmeye çalışıyor. Üniversiteler, aydınlar susuyorlar. 

Mezhepçi  politikalarla beş milyon Suriyeli topraklarımızda. Bay Erdoğan “İki yüz elli bin Suriyeli kardeşimiz daha sınırlarımıza dayandı” diyor. Suriyelileri kardeş görüyor. Bu yetmedi şimdi de Libya sorunu çıktı. Libya’ya asker gönderme hazırlıkları yapılıyor. Libya’daki iç savaşta bizim taraflardan birinin yanında olmamız akılcı olamaz. TBMM’den çıkan kararla kaç asker göndereceğimize, ne kadar süre kalınacağına tek adam karar verecek. Suriye, sonra Libya eylemleri ülkemizi Araplaştırma projesidir. Ümmetleştirme projesidir. Ülkemiz bu kadar sahipsiz olamaz. Ülkemizin geleceği bir kişinin dinci düşünceleri ile iki dudağı arasında olamaz. 

Hukuk fakültelerinde doçentlik sınavı için hukuk fakültesi çıkışlı olmak zorunluluğu kaldırıldı. Hukuk fakültelerine temel bilim alanlarına İslam hukuku da eklendi. On dokuz hukuk fakültesinin dekanı hukuk çıkışlı değil. Böyle bir şey olabilir mi. 

Hukuk profesörleri neredesiniz, neden susuyorsunuz. Böyle giderse yakında hukuk çıkışlı olmayan, ancak İslami eğitim almış yargıç ve savcılar göreceğiz. Diplomasiyi çökerttiler. Diplomat olmayan diplomasi görevlileri var. AKP milletvekili adayı olup kazanamayanlar ya da AKP’li olup bu konuda hiçbir yeteneği ve geçmişi olmayanlar diplomat olarak görevlendiriliyorlar. Bunun sonucunda da dış dünyada giderek yalnızlaşıyoruz. 

17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesi’ni basan bir katil benim fakülteden ve kaymakamlıktan arkadaşım, kardeşim 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’i şehit etti. Danıştay 2. Dairesi bir kamu kurumuna başı kapalı giren bir öğretmenin bu tavrını yasalarımıza aykırı bulmuştu. Bu karar Yargıtay’ın, Danıştay’ın, Anayasa Mahkemesi’nin, AİHM’nin kesin kararlarına uygundu. Kamu kurumlarında sıkmabaşlı görev yapılamazdı. 

Aydınlanma kalesi

Gerici ve şeriatçı bir gazetenin hedef göstermesi üzerine katil bu eylemi gerçekleştirmişti. Katil bu eylemi sırasında “Ben Allahın askeriyim, sizi türban konusunda verdiğiniz karardan ötürü cezalandırmaya geldim” demişti. Bu gazete şimdi de hiç utanıp sıkılmadan bu kararı veren yargıçlar yargılansın, cezalandırılsın diyor. Aynı gazete Gümüşhane Baro Başkanı sevgili Ali Günday’ı da hedef göstermişti, sevgili Ahmet Taner Kışlalı’yı da hedef göstermişti. Aynı gazete bu kez Cumhuriyet gazetesini hedef gösteriyor. Gidip Cumhuriyet gazetesine el bombası atalım, diyor. Bu cüret AKP yönetiminin ve Bay Erdoğan’ın verdiği cürettir. 

Ülkemizi İslamlaştırma ve Araplaştırma eylemleri böylesine doludizgin yürürken doğal olarak gerici çevreler de bu cüreti buluyorlar. Cumhuriyet gazetesi aydınlanmanın kalesidir. Cumhuriyet gazetesi araç gereçlerini İstanbul’dan at sırtında Ankara’ya taşıyarak Kurtuluş Savaşı’na destek verenlerin gazetesidir. Cumhuriyet gazetesi tüm kalpaklı ve kalpaksız Kuvayı Milliyecilerin gazetesidir. Cumhuriyet gazetesi adını Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu gazetedir. Bu gazetenin yazarlarını, çalışanlarını aydınlık yoldan hiçbir güç bugüne değin döndüremedi, bugünden sonra da döndüremez.


Yazarın Son Yazıları

Aydınlara düşen görev 18 Şubat 2020
Ankara’nın gazına bak 17 Şubat 2020