Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Başka hayatların kapıları

13 Şubat 2015 Cuma

14 Şubat, 2003 yılından bu yana, Türkiye ve çeşitli ülkelerde Dünya Öykü Günü olarak kutlanıyor ve her yıl bir usta yazar bugüne özel bildiri kaleme alıyor. Bu yılın bildirisini, “Cenk Hikâyeleri”, “Üç Aynalı Kırk Oda”, “Lâl Masalları” gibi öykü kitaplarının sahibi Murathan Mungan yazdı. Kürtçeye de çevrilen bildiri, Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenecek etkinliklerde okunacak. Murathan Mungan, yarın Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde düzenlenen etkinliğe bizzat katılacak.

Ankara dışında, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Erzurum, Batman’da çeşitli yazarların katılımıyla etkinlikler düzenlenecek. İngilizce, Almanca gibi dillere çevrilen bildiri, Uluslararası PEN’in aracılığıyla dünyaya da ulaşacak.

Murathan Mungan’ın “İnsanoğlunun dünyaya gelirken attığı ilk çığlıkla, o çığlığın kendisinden çıktığının farkına varması arasında geçen zamanda başlar öykü. Var olduğunu bildirmenin, dünyaya seslenme ihtiyacının öyküsü...” cümleleriyle başlayan bildirisinden bir bölüm yayımlıyoruz.

'Başka hayatların kapıları'

“Öykünün, şiirin, romanın, tiyatronun, kısacası sanatın günümüzde öldüğünü söyleyenlerin doğayı da, insan doğasını da yeterince tanımadıkları söylenebilir. ‘Varoluş’ ile ‘kayıtları’ arasında insanlık tarihi boyunca gelişen kopmaz bir bağ oluşmuştur artık. Sanat, bir varoluş sorumluluğudur.. Kim olursak olalım, nerede ve nasıl yaşarsak yaşayalım, hepimizin bir tek hayatı vardır. Herkesin ömrüne mühürlenmiş tek bir hayatı. Edebiyat ve sanat, bizi o biricik olan hayatımızın dışına çıkararak bize başka hayatların ve varoluşların kapılarını açar, bizimkine benzeyen ve benzemeyen öykülerle tanıştırır. Bizi başkalarının yerine geçirerek çoğaltır, ruhumuzu, aklımızı, iç dünyamızı zenginleştirir. Başkalarını tanıdıkça yabancı dediklerimize, öteki, hatta düşman bildiklerimize karşı duyduğumuz korkuları yeneriz. Edebiyat, dünyayı farklılıkların zenginliğinde, benzerliklerin ortaklığında buluşturup yeryüzünün dört bir yanına dağılmış insanları birbiriyle kaynaştırır. İyi edebiyat bize içgörü kazandırırken zevkimizi inceltir, ruhumuzu soylulaştırır.

‘İyi edebiyat...’

İçinde yaşadığımız toplum barındırdığı sırlarla herkes için bir anlamda buzdağıdır. Gündelik yaşamın ‘görünür’ kuralları içinde yaşarken, buzdağının bize ‘göründüğü’ kadarıyla yetiniriz. İyi edebiyat bize bu buzdağının sırlarını açar. Sayfaların arasından vuran aydınlıkta dünyayı, hayatı, insan ilişkilerini başka türlü kavrar, o güne değin bize öğretilmiş, ezberletilmiş, dayatılmış olan olguları gözden geçirme, değerlendirme, sorgulama fırsatları yakalarız. Değişimin, dönüşümün, yenilenmenin, yerine göre kendini yeniden inşa etmenin kapılarına açılan fırsatlardır bunlar. (...) Öykü bir edebiyat kıymetidir. Benim için iyi bir edebiyat okuru, aynı zamanda öykü seven okur demektir. İyi bir öykü düzayak açıklamalara indirgenemeyen, çiğ ışıkta dağılıp çözülmeyen kendine özgü bir büyüye sahiptir. Konusunu iyi bildiğimiz, kişilerini tanıdığımız öyküleri yeniden dönüp okuma isteğimizde o büyüyü yeniden yaşamak arzusu yatar. O büyünün içinde pek çok şey vardır: Dilin lezzeti, sözün derinliği, yaratılan atmosferin etkisi, ayrıntıların gücü, metnin su geçirmez dokusu, hayal gücümüzü kışkırtan tasarlanmış boşluklar ya da sessizlikler, okurun algı sahasına bırakılmış, her okuyuşta yeniden anlamlandırılabileceği ipuçları... Kuşkusuz bu çeşit iyi bir öykünün tadına gündem takipçisi kitap tüketicileri değil, has edebiyat okurları varır.

‘Sözün geleceği’

Öykünün geleceği sözün geleceğidir. Dünyanın neresinde olursa olsun, sözü, meselesi, estetik kaygıları olan edebiyat, insanın aklını, ruhunu zenginleştirmeyi, içini güçlendirmeyi, her tür karanlığına direndiği dünyayı güzelleştirmeyi ve okuruna ancak iyi edebiyatın verebileceği hazzı vermeyi sürdürecektir. Dilerim ülkemin öykücülüğünde de yakın ve uzak tarihimizin gömülü kalmış hikâyeleri, sırları, yeterince dillendirilmemiş gerçekleri, seslendirilmemiş hayatları, yasak bilinmiş aşkları bundan böyle daha çok yerini alır. Öykücülüğümüzün köklü geleneğini bugüne bağlayan köprüde pek çok yazarın adı, yıldızı ışıyor. Geçmişten günümüze öyküleriyle elimizden tutan öncüleri, ustaları, zamanında kadri bilinmemiş kıymetleri şükranla anıyor, edebiyatın öykü takımadasında yıldızı parlayan genç öykücüleri dostlukla selamlıyorum.

* Bildirinin tamamı, yarın yayımlanacak 14 Şubat Dünyanın Öyküsü dergisinde okunabilir.

Tümü Olaylar ve Görüşler - Son yazıları

‘Yap, işlet, ben öderim. Bir koy üç al’ 23 Temmuz 2019 Sal
Erzurum Kongresi’nin 100. yıldönümü 23 Temmuz 2019 Sal
Kültürel yozlaşma yoğunlaşıyor 22 Temmuz 2019 Pzt