Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Suudi Rejiminin Yemen’le İntiharı…

31 Mart 2015 Salı

Başlık güçlü oldu ama, Ortadoğu’da durum böyle başlıkları çağırıyor. Suudi rejiminin Yemen macerasının sonu belirsiz, hatta Suudi hanedanının geleceğini tehlikeye atan bir süreci başlattığı kolaylıkla söylenebilir.
Pazartesi günü “entropi” kavramından yararlanarak üç sürecin altını çizmiştim. ABD hegemonyası altında oluşmuş uluslararası ilişkilerin düzeni dağılıyor. Ortadoğu’da, emperyalizmin Sykes-Picot anlaşması ile kurulan düzeni dağılıyor. Türkiye’de 2002’den bu yana AKP-Siyasal İslam projesini ilerleten liderlik dağılıyor. Bu dağılma süreçlerini ne kısa dönemde ne de orta dönemde geri çevirmek olanaklı. Uzun dönemdeyse malum, “nasıl olsa ölmüş olacağız”.
Ortadoğu düzeni, kendini etnik, dini çatışmalar biçiminde dışa vuran toplumsal çelişkiler altında dağılırken, düzenin köşe taşı olan iktidarlar yıkıntının altında kalma riskiyle karşılaşıyorlar. Çok önemli bir petrol üreticisi, ABD silah endüstrisinin baş müşterisi olan, insanlığa 11 Eylül’ün piyonlarını, Usame bin Ladin’i hediye eden, ABD kuklası (pardon müttefiki diyecektim) Suudi Krallığı bu köşe taşlarından biri.
Suudi Krallığı bu konumuna, şah rejimi yıkılınca yükseldi. Şimdi, ABD’nin ithal petrole bağımlılığının azalma eğilimi bir yana, İran’la inşa etmeye başladığı yeni ilişkiler Suudi Krallığı’nı çok tedirgin ediyor. Tüm bu önemini kaybetme riskinin yanı sıra, Şii İran’ın, Sünni Suudi rejiminin Kuzey ve Güney sınırlarına, hatta içine, en değerli petrol havzalarına kadar uzanan etkileri, Suudi hanedanında büyük korku yaratıyor.
Yemen krizi tam da bu ortamın içinde patladı. Yemen’de Suudi kuklası, ABD yanlısı bir yönetim vardı. Hem Şiiliğin bir dalı olan Husi aşiretleri hem de El Kaide ve son dönemde IŞİD yanlısı gruplar, bu Yemen yönetimiyle çatışma halindeydi. Diğer bir değişle Suudi rejimi, Yemen’de hem İran tarafından desteklendiği iddia edilen Husilerden hem de Sünni Vahabi (Suudi rejimi gibi), terörist İslamcı gruplardan gelen bir tehdit karşısındaydı. Yemen’in Iran etkisine açık, Suudiler gibi önemli bir enerji üreticisine komşu olmasının yanı sıra bir özelliği daha var. Yemen’i kontrol eden, isterse dünya deniz ticaretinin yüzde 38’ini (bunun yüzde 85’i Avrupa’ya gidiyor), tankerle taşınan petrolün yaklaşık yüzde 11’inin geçtiği Aden Körfezi’ni kontrol edebiliyor.

‘Yemen halkı nerede’
Suudi rejimi, İran etkisinde olacağına inandığı bir rejimin Yemen’de yerleşmesini engellemek için Husi isyancılarını bombalıyor, sınıra 150.000 asker yığdı, ülkeyi işgale hazırlanıyor. Ancak bu saldırıların Yemen’de düzeni sağlamak yerine, Yemen iç savaşının etkilerini Suudi topraklarına taşıma olasılığı çok yüksek. Nitekim Husiler, Suudi rejimini intihar saldırılarıyla tehdit ediyor (Al Jazeera, 28/03).
Suudiler Yemen’e müdahale ediyorlar ama, Suudi gazetesi Asharq Al Awsat’ta bir yorumcu, “Yemen halkı nerede? Neden Husilere karşı ayaklanmıyorlar” diye soruyor. Cevabı, Robert Fisk’in bir yazısında buluyoruz: “Yemen Saddam’ın Kuveyt’i işgalini destekleyince Suudi rejimi on binlerce Yemenliyi sınır dışı etmişti, şimdi nasıl destek bekliyor?” (The Independent, 27/03).
Suudi rejimi Yemen’e ordu soktuğu takdirde, ucu hanedana kadar dayanabilecek bir riskle daha karşı karşıya kalacak. Fisk’e göre Suudi ordusunun yaklaşık yarısının Yemen aşiretleriyle akrabalığı var. Geçmişte Suudiler için birçok kez savaşmış Pakistan (Washington Post, 27/03) bu kez isteksiz (Al Jazeera, 27/03; The News 29/03). Pakistan’da büyük bir Şii topluluğu yaşıyor, Sünni Vahabi Taliban’ın Şiileri de hedef alan terörizmiyle savaşıyor. Ek olarak Pakistan, İran’la sınırdaş.
Suudi hanedanı, İran hegemonyasını engellemeye çalışırken, kendi iktidarının istikrarını tehlikeye atıyor. Bölgede “entropi” Suudi rejimini de etkisi altına alıyor... Bu arada AKP Türkiye’si İran’la ilişkilerini bozuyor, Arap Birliği’ne de yaranamıyor (Hürriyet, Daily News 29/03)... Ortadoğu artık W.R. Mead’in deyimiyle “serbest düşüşte”... .5pt;font-family:"21HelveticaRoman","sans-serif";mso-bidi-font-family:21HelveticaRoman'>deyimiyle “serbest düşüşte”...

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

Çıkmaz sokakta Türkiye 18 Nisan 2019 Per
‘Adamlar’ nasıl gitti? 15 Nisan 2019 Pzt
O ‘Adam’ gitti, bu ‘Adam’ da gidiyor 11 Nisan 2019 Per