Köşe Yazısı

A+ A-

Momentum kırıldı ama…

11 Haziran 2015 Perşembe

AKP’nin, siyasal İslamın momentumu kırıldı ama hareketi durmadı. Seçim sonuçlarının ilk heyecanının, HDP’nin barajı aşma sevincinin yatışmaya başladığını düşünerek madalyonun öbür yüzüne bakmayı deneyebiliriz.

Seçmen ve Erdoğan’ın projesi
Seçmen, Erdoğan’ın denetimsiz başkanlık projesine hayır dedi. AKP’nin oyları yüzde 20 oranında geriledi ama Erdoğan hâlâ “Saray”da oturuyor. Yüzde 40 oyla AKP, hâlâ en büyük, yeni hükümeti, bir koalisyonla da olsa, kurma olasılığı en yüksek parti olmaya devam ediyor.
Diğer taraftan, Erdoğan, arzuladığı başkanlık sistemine anayasal bir dayanak istiyor ama aynı zamanda, pratikte her fırsatta güç biriktiriyor, yürütmeyi, yargıyı, güvenlik güçlerini, hatta ekonomi yönetimini kendi otoritesi altında birleştiriyor, Başbakanlık’ın ve Bakanlar Kurulu’nun içini boşaltıyordu.
Şimdi Davutoğlu, bir koalisyon kurarsa, pratikte, bu koalisyonun ortağının muhatabı Erdoğan olacak. Dahası, koalisyon ortağı, iktidarda kalmaya ve nimetlerinden yararlanmaya devam edebilmek için Erdoğan’ın basıncına çoğu zaman boyun eğmek durumunda kalacak, Erdoğan da güç biriktirmeye devam edebilecektir.
Eğer, koalisyon bozulursa, Erdoğan, kendi tabanına, “işte bunlar yüzünden istediklerinizi yapamadık; elimizi kolumuzu bağladılar” açıklamasıyla gidecektir. Eğer AKP bir koalisyon hükümeti kurarsa, Erdoğan, bir taraftan AKP’nin ortağını iktidarsızlaştırarak, elindeki olanakları daha da yoğun biçimde kullanarak, (örneğin, eğer bu ortak MHP olursa, milliyetçi- dinci bir söylemle) onu kısa sürede eritme şansına da sahip olabilecektir. Kısacası, bu seçim sonuçlarına karşın Erdoğan, anayasal bir zeminden yoksun olsa da projesini ilerletmeye devam edebilir.
Bir AKP-MHP koalisyonu bana, en güçlü olasılık gibi geliyor. Belki ilk turlarda, MHP taleplerini AKP’ye kabul ettiremediği için geri çekilir ama CHP de hükümet kurmayı dener ve kuramazsa, Bahçeli üzerindeki basınç daha da artarsa (ki artacaktır), MHP ikinci turda, göstermelik bir iki taviz kopararak AKP’ye teslim olabilir.
Böyle bir koalisyon, özellikle Kürtler, “barış süreci” ve genel olarak demokratlar, sosyalistler, emekçiler için çok sancılı bir dönemi başlatır. Bu dönemde, AKP’nin çıkardığı İç Güvenlik Yasası, harekete geçmeye başlayan lümpen sokak güçleri, IŞİD bağlantılı tipler daha çok karşımıza çıkar. Bu dönemde, toplumda kutuplaşma, çatışma ortamı siyasi istikrarsızlık artar, zaten başlamış olan ekonomik istikrarsızlık, siyasi etkenlerle derinleşerek bir krize dönüşür.

Ekonomik ve ideolojik
Bu karanlık tablo karşısında ne söylenebilir. Birincisi, eğer, CHP, AKP’yi dışta bırakarak hükümet kurmasına olanak verecek bir formül bulamazsa, bir erken seçimin, içerdiği tüm risklere karşın, bu karanlık tablodakinden daha iyi bir seçenek olacağını düşünüyorum. İkincisi, bir AKP-MHP koalisyonu karşısında, CHP’nin barış sürecinin, emekçi sınıfların, ezilenlerin sözcüsü, hak ve özgürlüklerin savunucusu olmayı üstlenecek, HDP ile yan yana gelme cesaretini, enerjisini kendinde bulması gerekecektir.
Bu noktada, seçim boyunca CHP’nin o, “ideolojik olmadığı” için çok övülen ama, sonuç vermeyen “ekonomik” konularla sınırlı propagandası yine etkisiz kalacaktır. Çünkü, kabaca “ekmek peynir” davasına sahip çıkmayı, kültürel hak ve özgürlükler sorunlarının alternatifi sanan sözde “maddeci” yaklaşım en az iki açıdan hatalıdır:
Birincisi “ekmek peynir” davası, insanların bilincinde ideoloji ve kültürün, yaşam alışkanlıklarının filtrelerinden geçerek anlam kazanır, pratik sonuçlarını üretir.
İkincisi, “kültür ve ideoloji” de “ekmek peynir” davası kadar “maddi” bir varlığa, insanları harekete geçirme, toplumları dönüştürme kapasitesine sahiptir. CHP’nin, saplandığı durağanlığı aşabilmek için en az “ekmek peynir” davası kadar, haklar ve özgürlükler davasına, kültürel ideolojik özellikleriyle birlikte öncelik veren bir söylemi, diğer partilerle arasındaki farkları daha bir anlaşılabilir kılacak biçimde oluşturması gerekiyor. Yoksa, bu seçimlerden sonra, az da olsa bir umudu içeri alan pencere hızla kapanabilecek, karanlık bir dönem başlayabilecektir.

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

İktidar ve kültür 23 Ekim 2017 Pzt
Pazartesiden devamla... 19 Ekim 2017 Per
Bu kapitalizm, bu kriz, bu model... 16 Ekim 2017 Pzt