Köşe Yazısı

A+ A-

Avrupa’nın Kıyısında Bir Garip Ülke

14 Aralık 2011 Çarşamba
\n\n\n

Hayır... Türkiyeden Söz etmiyorum.

\n

İngilterenin, Avrupayla yollarını ayırmaya başladığı, 9 Aralık gece yarısından 24 saat sonra, sabaha karşı, telefonda, Ben Londrayı hiç böyle görmedimdiyordu Sema. Gündüz Oxford Street, Picadilly kalabalıktı. Malum Noel alışverişi furyası. Ama gece yarısı bankanın Noel yemeğinden çıktığımda, Picadilly Circus çok daha kalabalıktı. Metroya bindiğimde daha da şaşırdım. Ağzına kadar doluydu. Ama her zamanki sarhoşlarla, serserilerle, ısınmak için sığınan tek tük evsizlerle, yorgun perişan turistlerle, aylak gençlerle değil... Gayet iyi giyimli kadınlar, erkekler, birbirleriyle konuşuyor şakalaşıyor, havada bir neşe, iyimserlik... Metroda yanındakine bakmamaya çalışan Londra halkı nerede, bunlar nerede?

\n

Sonra ekledi, Picadillyden, South Gatee kadar 45 dakika güle söyleye kahkahalar arasında geldik. Kendi durağında inenler, geride kalanlara iyi geceler filan diliyordu. Adeta salak bir Hollywood filminin içindeydim.”

\n

İngiltere tarihinin en derin resesyonunu yaşıyor. Kamu sektöründe geçen ay, bir genel grev gerçekleşti. Yeni grevler kapıda. Televizyonlarda, ana cadde satışlarının beklenenin altında seyrettiğini duyunca, Amazon.co.ukye baktım. Yılbaşı geliyor, hediye alacağız ya. Gerçekten fiyatlarda bir hafta öncesine göre bir gerileme var. Temel gıda mallarının fiyatları artmaya devam ederken sanayi malları, beyaz eşya ve konut piyasalarında deflasyon devam ediyor. Bu arada işsizlik de artmaya... Harçlar 9 bin sterline çıkınca, bu yıl üniversitelere başvuranların sayısında belirgin bir düşüş başlamış.

\n

Dahası var. Başbakan Cameron AB liderler toplantısında, mali krize karşı daha derin bütünleşme, finansal sektörde denetim, önerilerini veto edip Londraya döndüğünde, yalnızca ülkesini değil, koalisyon hükümetini de, ABden daha bölünmüş buldu.

\n

Borç bini aşınca baklava börek yenirmiş derler ya galiba öyle bir şey. Geçen yüzyılın başındaki depresyon döneminde de işsizlik, yoksulluk hızla artar, bedava yemek dağıtan hayır kurumlarının önünde kuyruklar uzarken halkın cebine biraz para giren kısmı, gerçeğin çölünündayanılmaz ağrılarından kaçmak için kendilerini radyo programlarının, film endüstrisinin birbiri ardına ürettiği müzikallerin, ucuz müzikhollerin, ünlülerin yaşamlarına ilişkin dedikoduların, Yahudi düşmanlığının eline bırakmamışlar mıydı?

\n

‘Hiç bu kadar \tyalnızlaşmamıştı’

\n

AB liderleri, maliye politikaları ve mali piyasalar üzerinde daha sıkı bir disiplin uygulamaya, IMFnin İtalya, İspanya destek paketine 200 milyar Avro eklemeye, 500 milyar Avroluk kalıcı Avrupa İstikrar Fonu oluşturmaya karar verdiler. İngiltere Başbakanı Cameron, bu kararları, İngilterenin çıkarlarına uygun bulmayarak veto etti. İsveç, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti de katılmadılar. Böylece The Economistin deyimiyle, Maastricht anlaşmasının 20. yıldönümünde ABnin fay hatları, en zayıf oldukları yerde, Manş Denizi üzerinde kırıldı”. The Economist, Başbakanın tutumunda bir mantık görmekle birlikte, 23 üyeli, birçok açıdan bölünmüş AB blokunun içinde kalarak siyaset yapmak yerine Britanyada, Avrupada siyasilerin suçladığı finansçıların çıkarlarını Cameronun savunmasının taktik olarak tuhaf olduğunu yazıyordu.

\n

Cameron ülkesine döndüğünde, partisinin milliyetçi-muhafazakâr kanadından başka kimse bulamadı yanında. Avrupa Reformu Merkezi Başkanı Charles Granta göre, İngiltere Avrupada hiç bu kadar yalnız kalmamıştı. Cameronun koalisyon ortağı Liberal Parti Grup BaşkanıVeto AByi ikiye böldü (17 +10), İngiltereyi de ikinci lige gönderdi diyordu. Muhafazakâr, The Timesın yorumcularından Martin Ivens alaycı bir dille Başbakan sen şimdi Demir Adamsın cesur ol dedikten sonra İngiterenin AB ilişkilerinde belirsiz bir alana girdiğini vurguluyordu. Başbakan Yardımcısı Liberal Parti Başkanı Nick Clegge göre Cameronun vetosu Muazzam bir başarısızlıktı”.

\n

The Observerden Will Hutton muhafazakârların tarihin en eski partisi olduğunu vurguladıktan sonra, bu partinin varlığını toplumun en muhafazakâr kesimine orta sınıfın desteğine borçlu olduğunu anımsatıyordu. Bu parti Fransız ve Amerikan devrimlerine, köleciliğin kaldırılmasına, karşı çıkmış, 1930’larda Hitlerle uzlaşmadan yana olmuş, Hindistanın bağımsızlığını kazanmasına direnmişti... İngiltereyi yine bir dış politika felaketine sürüklüyordu”.

\n

Ekonomik kriz devam ediyor. Koalisyon hükümetinin ne kadar ayakta kalacağı belli değil. Avrupa ile ilişkiler belirsiz bir alana girdi. İngiltere Finans kapitalin ve muhafazakâr orta sınıfın elinde, yalnız ve Almanyanın liderliğinde toparlanmaya başlayan Avrupada kimsenin takmadığı küçük ülke konumuna düştü... Ama bu sırada bu çarşılar, sokaklar dolu, bulvarlar, John Fowlessin deyişiyle tüm ruhen karanlık yerler gibi ışıl ışıl. Avrupa kıyısında küçük ve garip bir ülke işte...

\n

\n\n

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

‘Her gün biraz daha tehlikeli…’ 17 Haziran 2019 Pzt
‘En ileri kapitalist toplum’- II 13 Haziran 2019 Per
‘En ileri kapitalist toplum’… 10 Haziran 2019 Pzt