Köşe Yazısı

A+ A-

AKP’ye 12 Eylül Yasakları Yetmiyor

5 Haziran 2012 Salı
\n

\n

\n

Türkiye, 12 Eylül Anayasası ve sendika yasalarında getirilen sendikal yasaklar nedeniyle Uluslararası Çalışma Örgütü ILOda kara listeye girdi. Sonraki sivil iktidarlar her yıl haziran ayında yapılan ILO genel kurulunda hesap verirlerken özetle, Çok haklısınız; demorasinin olmazsa olmazları, ILO sözleşmelerinin olmazları, Türkiyenin imzalamış olduğu sözleşmeler bağlantılı uymakla yükümlü olduğu en alt sendikal özgürlükler için, daha önce kazanılmış, hukuk sistemimizde yerini almış, 12 Eylül ile gelmiş yasakların yürürlükte olmasıdan hesap verirlerken. (Hesap sormada, eleştiride çok haklısınız, vallah billah düzelteceğiz, bize zaman verin, zaten yetersiz kalsa, makyaj sayılsa da kimi düzeltme çabalarımız oldu..anlamına gelen savunmalarla zaman kazanmaya, o yılı en hafif kalacak bir kararla atlatmaya baktılar.\n

\n

Erdoğan iktidarlarına kadar, işçilerin çalışma, sendikal haklarını içeren anayasal, yasal, yasaklı düzenlemelerde çok yetersiz, kimi olumlu düzeltmeler bile oldu. Erdoğan iktidarlarından günümüze, kocaman bir on yıllık iktidar döneminde, hem de Mecliste kazandığı çoğunluğu, tek başına canının istediği anayasa, yasa değişiklikleri için bol bol kullanırken.. İşçilere, haklarına dönük ne yasa çıktıysa geri alınması içerikli olması çok düşündürücü. Ne yazık ki, sendikal örgütlülüğü, sınıf bilinci dibe vurmuş işçi sınıfı bile bu durumu görebilmek, hesap sormak, caydırıcı güçle tepki vermeyi unutun, kaybettiklerinin algılamasının, bilincine varmanın uzağında kalıyor. AKPye 12 Eylülün çok ağır işçi hakları gaspları bile yetmedi.\n

\n

Erdoğan iktidarları, gücünün şımarıklığında işçileri kölelik düzeninde çalıştırmaya zorlarken akla ziyan işler yapıyor. THY çalışanları, grev haklarının gasp edilmesi üzerinden yaşananları, çalışanlarını ezmeyi hedef almış, gözü dönmüş vandalizmi, bildik sendikal haklar, hukuk devleti düzeni üzerinden savunmak zorunda kalmak, o kadar yetersiz boyutlarda kalıyor ki, ömrümü tükettiğim bu alanda söyleyecek sözlerin anlamsız kalması karşısında nutkum tutuluyor. 12 Eylülün, rejimi demokrasi olan ülkelerde görülmeyen çok ağır grev yasaklarını getirirken, havayolu çalışanları için koyamadığı yasak, dalga geçercesine, bir torba yasa içinde gizlenmiş olarak Meclisin komisyonlarından, tartışılmasından geçirilmeden iki günde yasa, daha doğrusu grev hakkına yasak olabiliyor..\n

\n

***\n

\n

Grev hakkını kullanmada dünya ile kıyaslandığında çok sorumlu davranmış işçi, sendikal hareket ortada iken, THY çalışanlarının işverene maliyetleri, işletme devasa büyütülürken sürekli aşağı çekiliyorken.. Bu tablo havayolları çalışanlarının sadece düşük ücret değil, dünyaya göre çok daha ağır uzun süreli çalıştırılmaları, ezilmeleri, zorlanmaları, baskıyla sağlanıyorken 12 Eylül yasakçılarının bile akıl edemedikleri yasal yasak neden, niçin geliyor? Toplusözleşme düzeni içinde THY yönetimi, iktidardan gelen ağır baskının üzerine, yargı yolu ile çıkarılan zorluklarla, en kritik gerilimli bir dönemeçte, örneği olmayan yöntemle gelen yasal yasaktan hesap vermek zorunda olan iktidar, THY yönetimi pervasız. Yine dünyada örneği olmayan, akla gelemeyecek şiddette, yüzsüzlük içinde; grev yasağına karşın direnen işçilerin bu en çaresiz, doğal direnme, tepki haklarını kullanmalarını, cep telefonları ile iş akdi feshi tebligatları ile cezalandırıyor. \n

\n

Uluslararası sendikal örgütler, bu örneği olmayan, haksız, yasalsızlığın ötesinde, siyaseten de, sosyal pervasızlıkla işçilerin işten atılmaları örneği karşısında şaşkın, bir o kadar tepkili, öfkeli, yaşananları uluslararası tartışma gündemine taşıyorlar. Uluslararası sendikal hareketin de çeşitli direniş tepki eylemleri gündemde. Elbette konu haziran ayı ILO genel kurulu çalışmalarına da taşınmış bulunuyor. Erdoğan iktidarları hâlâ pervasız, besbelli siyaseten ABD-AB siyasi iktidarları ile dış politikada üstlendikleri, bize göre ülke çıkarlarımıza da çok aykırı roller bağlantılı, idare edileceklerine güveniyorlar. Bu boyutlarda hak-hukuk tanımamazlıkta, ABD-AB siyasi iktidarlarının kendi ülkeleri için başka, Türkiye gibi kullandıkları ülkeler için çok başka demokrasi, insan hakları, sendikal haklar duyarsızlıklarına, çifte standartları ile sıyrılmayı hesaplıyorlar.\n

\n

İşin aslı, Erdoğan iktidarlarının hesapsız kitapsız, hırsla, yarını görmeden ataklarında yaşadıkları bir önemli sıkışıklık da THYde yaşanıyor. Malum, iş dünyasına hizmet öncelikli THYnin dünya çapında büyütülmesi, bir numaralı yıldız olmasında işler tersine dönmüş bulunuyor.. Öngörülemeyen zengin Kuzey dünyasının, piyasalar düzeninin büyük krizinde, uçuş hatları, mesafelerindeki patlama önce yükselişi simgelerken, şimdi tehdit, zarar anlamına geliyor.. Uçaklar eskisi gibi dolmuyor, THY her şeyi kiralık hizmetlerinde sıkıştıkça sıkışıyor. THY çalışanlarının dünya ortalamasının altında ucuz maliyetleri yetmiyor. Grev yasağı, direniş bahane becerilebilirse toplu işçi atılması ağız sulandırıyor.\n

\n

Hizmetler nasıl mı yürütülecek?.. Zaten gizli hesap sözleşmeli, kıdemli işçiden, yasal haklarından kurtulmakla...

\n\n