Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Benim için bir ‘Dilek’ ağacı dik anne...

28 Ekim 2015 Çarşamba

[Haber görseli]Üç yıl önce o daha da küçüktü. Küçük Armutlu’da halkın mühendisleri, halkın ziraatçıları ve mahalle halkı, hep birlikte yepyeni umut dolu bir projenin etrafında toplanmıştı. Mahallede kullanılmayan bir boş alan hazırlanmış, orada yaşayanlar için ortak bir bostana dönüştürülmüştü. Mahalle halkı, mahalle gençleri tarafından paketlenmiş domates, hıyar, biber (hepsi yerli) tohumları, fideleri sırayla alıp bir dostluk ve kardeşlik havası içinde toprağa ekiyorlardı.
Ben de oradaydım, Dilek de. Ekose bir etek, beyaz bir gömlek giymişti. Çevredeki cemevi için elde ördükleri cüzdanları, yastık kılıflarını, sabunlukları satan bir yandan da neşeli bir türkü tutturmuş annelere, kız kardeşlere yardım ediyordu. Dilek’in gözleri öylesine umut dolu, sesi öylesine cıvıltılıydı ki, ondan minnacık kırmızı renkte iki patik almıştım. Şimdi o patikler masamın yanında duruyor ve ben bir polisin hunharca öldürdüğü Dilek’i düşünüyorum.
Canından can alınan Aysel Ana, anacığım, Dilek için bir ağaç dik, hepimizin dilekleri o ağacı öyle kuşatsın ki, yeryüzünün bütün kızları senin kızın olsun. Her biri bir dilekle seslensin Dilek’e. Sevdiğiyle evlenen bir işçi kız, usulca gelin telinden bir top assın ağaca. Bir başkası, en çok istediği hemşirelik okulunu kazandığı için güllerin en güzelleriyle ağacın dallarını süslesin. Bir başkası Doğu’da asker nişanlısının bir mektubunu asıversin ağaca. Bir kadın çocuğu sağ salim doğduğu için onun minik patiklerini ağacın bir oyuğuna yerleştirsin. Bir başkası kocasından şiddet gördüğünde ağacın sert kabuğuna sarılıp yaşamak için yeniden güç bulsun. Annesinin futbol ayakkabısı alamadığı Ali, eski bir futbol ayakkabısı bulup bağcıklarından assın ağaca. Artık kimselerin masallarını dinlemediği masalcı Nimet her gün aynı saatte elinde küçük bir iğneyle gelip ağacın yapraklarına masalın o günkü bölümünü iğne oyası gibi işlesin. Gaziler giysilerinden çıkardıkları madalyalarını birbiri ardına gene yapraklara iğnelesinler. Mehmet’in annesi de gelip bir tekerlekli sandalye dilese, oğlu için, kucakta taşımak zor oluyor. Mahallenin delisi her gün bir şeker bağlasın dallara, çocuklar gelip yesin diye. Sevdalılar, ağacın kovuğuna birbirlerinin adlarını yazıp yanına da küçücük bir kalp koyuversinler. Ağaç bir şenlik ağacı olsun, namı yürüsün, Dilek’in ağacının!
Ağaç öyle bir gölge versin ki, baharda salatalıklar pıtrak gibi her yeri kapladığında, domatesler kızardığında cümle mahalleli onun altında piknik yapsın. O gölge, ev işinden yorgun argın dönen kadınların su içtiği, günlük dedikodularını yaptığı bir köşe olsun. Sevdalılar ilk onun gölgesinde öpüşsün. Annesine kızan Ali, soluğu ağacın altında alsın, birileri onu nasıl olsa dinler. Ah, namı öyle bir yürüsün ki dilek ağacının her gün onlarca kız- erkek, yaşlı-genç insan, ağaca gidip kendi kendine söz versin. “Onu bir polis kurşunu öldürdü! Hiç unutmayacağız!”
Dilek ağacı dileklerle öyle dolsun ki, Dilek’i vuran işkenceci namıyla bilinen o polis, yolda yürürken, çocuklarıyla oynarken sürekli binlerce insanın hiç durmadan fısıldadığını duysun. Dilek ağacındaki her dilek, dilek ağacındaki her istek usulca onun yanına sokulup, “Sen gencecik, henüz çocuk yaşında bir kız çocuğunu öldürdün” diye seslensin. Gecenin karanlığında kuytu bir köşeden geçerken o gencecik kız aklına gelsin. Kızını evlendirdiği gün, tam da kızını öperken Dilek’in yere düşerken çıkardığı sesle ürpersin!
Dilek ağacındaki dilekler çoğalırken, o usul usul ölsün. Anacığım, Dilek için bir dilek ağacı dik. Öldüğü evin tam da kapısı önüne. Çünkü o dilek ağacı bir annenin çektiği acıyı, bir babanın kederini, ağabeylerinin gözbebeği bir kız çocuğunun bize bir armağanı olacaktır. Onu hiçbir zaman unutmayacağız. Ben onu hep o kırmızı patikleri aldığım gün ışık saçan gülümsemesiyle anımsayacağım.

Tümü Işıl Özgentürk - Son yazıları

Benim trenlerim yok artık 17 Mart 2019 Paz
Aşk kim siz kim! 10 Mart 2019 Paz
Seçmen de tecritte 8 Mart 2019 Cum