Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Karaburun’da Şenlikli Bir Dört Gün!

17 Ağustos 2008 Pazar

Sıcacık bir yaz akşamı, Karaburun Nergis Çay Bahçesi tam bir şenlik yerine dönüşmüş; sahnede birbiriyle rekabet edercesine Ege türküleri söyleyen Yunan ve Türk müzik grupları ve onlara eşlik eden, el çırpan 21 aylık güzeller güzeli bir kız çocuğu, adı da güzel Güneş.

Dünya hep böyle bir şenlik yeri olamaz mı?

Ne yazık ki, olmuyor, Güneş bebe el çırparken bir yerlerde yeni bir savaş başlıyor, bir yerlerde gene en masumlar öldürülüyor ama, dünya var olduğundan beri sürüp giden bir yarış bu ve savaşlara rağmen hayat, neşe ve aşk kendini hissettiriyor, hem de inatla...

5. Karaburun Şenliğinin Türk-Yunan kardeşlik gecesi.. müzik durmak bilmiyor; akşamüstü yönetmenliğini Tahsin İşbilenin yaptığı Asya Minör Yeniden adlı belgeseli izlerken çok ağladım ve insanoğlunun en kardeş, en iyi yanlarına yeniden hayran kaldım.

Zamanlar İkinci Dünya Savaşı zamanları.. Almanlar Yunanistanı işgal etmiş, Adalar birer birer Almanların eline geçiyor ve onlar her şeyi yapıyorlar, kim itiraz ediyor kurşunu yiyor.. çocuklar ve kadınlar aç öylece bekliyorlar. Adalardan Samos Adası en direnişçi ada, partizanı en çok ada ve çare yok partizanlar, çocuklar ve kadınlar kendilerini Türkiyenin karasularına atıyorlar.. kimileri Karaburuna çıkıyor, kimileri Aliağaya, kimileri Kuşadasına ve gene savaş nedeniyle yiyeceği içeceği kıt bir Türkiye ve hem Yunanlılar, hem Türkler bitten kırılıyor.

Ama gelenler komşudan gelmiş, buyursun gelsinler.. son ekmekler kardeşçe paylaşılıyor, evler açılıyor, yataklar seriliyor ve yaklaşık 3 bin Yunan mültecisi yaşama şansına kavuşuyor.

Belgeselde konuşanlar çok güzel hikâyeler anlattılar. Birini anlatmadan geçemeyeceğim.. gece vakti su alan bir sandalla yirmi partizan denize açılmış; ay yok, deniz karanlık, ama partizanlar Türkiye kıyılarına yaklaştıklarını hissediyorlar ve hep bir ağızdan Enternasyonali söylemeye başlıyorlar. Deneyimli bir partizan onları uyarıyor: Yapmayın arkadaşlar, tedbiri elden bırakmamamız gerek..Partizanlar seslerini daha da yükseltip yanıt veriyorlar: Yapma bre Yorgo.. artık özgür topraklardayız! Özgür!

Sonra mı.. onları karşılayan Türk balıkçılara da şarkıyı öğretiveriyorlar.

İşte bir sürpriz, aradan tam kocaman dört yıl geçmiş, Karaburunun Küçükbahçe köyünden Zehra Ömerler karşımda; sadece o mu, Küçükbahçe köyünün bütün kadınları yanı başımda.. dört yıl önce beni köylerinde ağırlamışlardı. Ortak projeleri Karaburunlu Kadınlar Agro Turizm ve İşletme Kooperatifini kurmuşlardı. Ben de onların kuruluş hikâyelerini film

yapmış ve bol bol güzel Ege yemekleri yemiştim. Karaburunda şenlik olur da onlar olmaz mı? Sandıklarındaki en değerli eşyaları çıkarıp Sandıktan Günümüzeadlı bir sergi yapmışlar, doğrusu sandıktan çıkan işlemeli giysiler pek bir güzeldi. Sandıktan Günümüze sergisinin yanı sıra, Aydın ÇetinbostanoğlununRoman ve Düğün adlı fotoğraf sergisi çok renkli Roman hayatını tüm çarpıcılığıyla anlatıyordu. Ayrıca Murat Güzelderenin ağaç işleri, Zehra Sarıgölün Yağlıboyaları ve Reyhan Dinler Dickinsonın Japon fırça tekniğini kullanarak yaptığı çalışmalar şenlikle birlikte gün ışığına çıkmıştı.

Güneş gene ellerini çırpa çırpa dönüyor.. bu kez sahnede Muammer Ketencoğlu ve arkadaşları var. Son albümleri İzmir Hatırasından birbirinden etkileyici parçalar çalıp söylüyorlar.

Bir sonraki gece sahneyi Baba Zula ve arkadaşları alacak ve Köklerimize Dönelim diye seslenecekler; sonraki gece de bizim delikanlılar Moğollar sahnede olacak, bu yıl onların 40. yılı.. ama daha dün kadar gençler.

Şenlikte sadece müzik yok, bu yıl iki ana konu üstünde yoğunlaşılmış: Karikatür ve müzik. Karikatür ve Toplum paneli çok kalabalıktı. Serdar Kızıkın yönettiği panelde Kâmil Masaracı, Cihan Demirci, Eray Özbek konuşmacıydılar. Her ne kadar El yapımı havan topunun belediye bahçesine atıldığı bir ülkede artık karikatür yapılmaz deseler de, karikatürsüz ve mizahsız bir yaşamın olmayacağını da bir güzel anlattılar.

Gelecek şenlikte artık Karaburunluların bir Karikatürlü Evi olacak gençler ve en çok da çocuklar için...

Müzik ve Toplum panelini de Gökhan Akçura yönetti, Taner Öngür, Derya Bengi, Murat Meriç konuşmacıydılar. Hepsinin ortak noktası, müziğin artık sadece tasarlanılmış bir tüketim malına dönüşmesiydi. Müzik protesto seslerini neredeyse yitirmek üzereydi, bütün sanat dallarında olduğu gibi.

İşte böyle dostlarım.. bir Karaburun şenliği daha sona erdi. Her yerin şenlik olması dileğiyle ben de Karaburuna hoşça kal dedim.

Tümü Işıl Özgentürk - Son yazıları

Ne çok hain* 14 Nisan 2019 Paz
Kibir kötülükleri saklayan bir pelerindir! 7 Nisan 2019 Paz
Bu ülkenin genetiğiyle oynamayın; çarpar 31 Mart 2019 Paz