Köşe Yazısı

A+ A-

Üst akıl akılsız mı?

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Zengin kuzey dünyasının (emperyalizmin) halen geçerli güç simgesi ABD’nin temsilcisi Joe Biden’ın, bizim Fırat Kalkanı harekâtımızla çakışan Ankara’daki vücut dilini de kattığı özürlerini dinlerken, “Ankara’ya gelmekte geç kaldım... YPG Fırat’ın doğusuna çekilmezse desteğimizi kaybeder” demesinden... “Cemaatin yarım kalan darbe girişiminden sorumlu tutulmalarından rahatsızlar.. Aslında dünyanın her yerinde çıkarlar adına durumlara göre kuruluşlarından, kendileri için sorun oluşturacak güce ulaşmalarına kadar destek verilen terör örgütleri değil sadece, askeri-sivil diktatoryal iktidarlar ile çıkar işbirliklerinden dersler çıkardıkları, sonuçta insanlığa, milyarlarla dünyalının insan haklarına verilen çok ağır zararlardan tövbekâr oldukları sonuçlarını çıkarabilir miyiz?..”
İnsanlığın çok yakın tarihi içindeki dünya düzeninin ayakta kalması adına işlenmiş insanlık suçlarını şöyle bir anımsamak... “Biz İsrail’i zora sokan Filistin’in güçlenmesinden kaygılanıp HAMAS’ı ellerimizle beslemiş, kollamıştık, sonradan daha büyük bela olacağını göremedik”, “Taliban’ı kurmak Rusya’nın işgali altına girmekte olan Afganistan’ı kurtarma amaçlıydı. Sonrasında hem Afgan halkının, hem de ebedi müttefikimiz Pakistan’ın mezhepler, aşiretler, cemaatler çatışmaları iç savaş bataklıklarına sürüklenmesindeki kıvılcım rolünü öngeremezdik”, “İki ülkenin halklarını kırımdan geçiren Irak-İran savaşının vallah billah sorumlusu biz değiliz”, “Afganistan, Irak’ta bizi gökdelenlerimizi vuran uçaklarla ülkemizde çarpan, radikal siyasal İslamcı terör örgütleriyle yataklarında savaşmak için işgal eylemleri çaresiz çözüm gibi gelmişti. Diktatör Saddam’ın nükler silahlanmasının yalan olduğunu çok sonra öğrendik”, “Arap baharları, onlardan da önce eski Sovyetler bölgesindeki kırmızı-turuncu karanfil operasyonları, dünyaya, bu ülkeleri insan hakları, demokrasi ihracı gibi bir iyi niyetin ürünleriydi...”

***

Dünya ülkelerine demokrasi ihraç etme amaçlı el uzatmalarımızın sonrasında, bölgeler, ülkeler, yoksul güney dünyası, İslamın siyasal radikalleşmesi, ırklar odaklı terör örgütlenmelerinin filizlenmesiyle iç savaşlar, bataklıklar üretmesi bizim sorumluluğumuz, suçumuz mu? Bizim operasyonlarımızda, işgallerimizde, demokrasi adına el uzatma adımlarımızda çok az kan akmışken, söz konusu ülkeler, bölgelerdeki ırklar, dinler, mezhepler, aşiretler eksenli iç savaşlar çıkar paylaşım kavgalarında akan büyük kandan bizim sorumlu tutulmamız vicdansızlık değil mi? Sonuçta yılların diktatörlerinin devrilmesinde katkıda bulunduğumuz Irak-Suriye-Libya, Afganistan, Pakistan’ın iç savaşlar bataklıklarından, yoksulluk-yoksunlukta en altta kalmamak üzere birbirlerinin üstüne çıkmaya kalkışan ırklar-mezhepler, aşiretleri.. odaklı, yüzyıllar öncesine, çağ dışı ilkel yok etme güdülerine, vahşete bürünmüş gözlerini kan bürümüş örgütlenmeleri, liderlikleri asıl suçlu, sorumlu değiller mi?

***

Dünyanın insanlığı, içimizi kanatan bu karamsar gidişi, insanlığın dibe çekilişinin karabasanı bir yana, bizim bu karabasana çekilişimize ilişkin yaşadıklarımız, ülkemizin, insanımızın, çocuklarımızın geleceklerinin travmatik gelişmelerini yaşamakta olduğumuz bu günlerin içinde; tek bir yanlış adım atma lüksümüzün bile kalmadığı karabasan gelişmeler öte yana... Üst aklın bu kadar da akılsız olamayacağına güvenenlerle, insanlığın geldiği uçurum noktalar ortada...
Zaten ABD’nin Bush projesi çuvallayıp Obama projesi ile Irak’tan, Afganistan’dan askeri gücünü çekme kararını verdiği, o tarihler için hâlâ tehdit sayılan İran için ülkemizde koruma kalkanı yaptırılan günlerde bir ABD düşünce kuruluşu yöneticisinin sözleri hiç aklımdan çıkmıyor... “Siz Kemalistler ülkenizde yaşadığınız tüm sorunların suçunu bizden biliyorsanız, boşuna niye isyan ediyorsunuz” tepkisini koyuvermişti.. “Sizin de hoşunuza gidebilecek tek sözüm, ‘bölgede doğrudan askeri müdahalelerden vazgeçtik, çekiliyoruz, başınızın çaresine bakacaksınız’ demişti.” Arkasından da dünya ölçeğinde çıkar güçleri, dengeleri adına, bölgelerde rol üstlenecek güçlerin oluşturulmasından söz etmişti...
Sözün özü, üst aklın akılsızlıklarının bile bedellerini onlar, yukarıdakiler çok hafif atlatabilirler. Bizim, aynı toprakları paylaşan ülkeler, hele de aynı u252 ülkenin vatandaşlarının hiç böyle lüksleri yok...