Neo-liberalizm 2007 mali krizinde öldü. Hükümetler sınıf mücadelesinin düzeyinin düşüklüğünden
yararlanarak bu ölümü gizlemeyi başardılar. Corbyn liderliğindeki İngiltere İşçi Partisi’nin neo-liberal politikaları eleştiren programının genel seçimlerdeki beklenmedik başarısı, çoktandır çürümekte olan o cesedi gözler önüne serdi. Geçen hafta, Kensington belediyesinin sosyal konut bloku “Grenfall Tower” da yaşanan felaket, bu cesedin, bu büyük yangının küllerine gömüleceğini gösteriyor.
Yangın söndürme fıskiyeleri tüm uyarılara karşın konulmadığından, alarmlar çalışmadığından, geçen yıl yapılan mantolama sisteminde maliyeti düşürmek için ABD’de, Almanya’da yasaklanmış yanıcı bir malzeme kullanıldığından, yangın inanılmaz bir hızla yayıldı. Resmi kaynaklar ölü sayısını 58 olarak açıklarken, sızan bilgiler sayının 100’e ulaşabileceğini düşündürüyor, yangınzedeler (siyah, beyaz Müslüman Hıristiyan, LGBT işçi sınıfı) öfkeyle belediye binasını işgal ediyor, muhafazakâr parti temsilcilerini yuhalıyor, Londra’nın çeşitli bölgelerinde öfke sokaklara taşıyordu.
İnanılmaz yorumlar
Londra’nın en zengin mahallesinde, işçi sınıfının, etnik azınlıklardan yoksul insanların yaşadığı bir sosyal konutta çıkan yangının yol açtığı felaketin boyutları, düne kadar neo-liberalizmin hegemonyası altındaki medyada “inanılmaz” yorumlara yol açtı; sınıf kimliğini tartışmaların merkezine koydu.
Biri, “Grenfall Kiracılar Komitesi 2013’ten bu yana bir felaketin gelmekte olduğunu söylüyordu. Bunlar yoksul insanlar oldukları için mi kimse dinlemedi” diyordu. Bir başkası, bu yangının büyük bir felakete yol açmasının nedenlerini, son 35 yılın hükümetlerinin, sermayenin üzerindeki denetimleri kaldırmasıyla, alınması gereken yangın-güvenlik önlemlerini sermayenin kendi inisiyatifine bırakmasıyla toplumsal harcamalarda yapılan kesintilerle ilişkilendiriyor, Financial Times da, “toplumsal iflasın acı belgesi” diyordu.
Ana akımdan birçok yorumcuya göre, “ekonomi yavaşlıyor, ücretler 7 yıl önceki düzeyin altında, enflasyon artmaya başladı, ‘kemer sıkmak’ zaten çalışmıyordu, şimdi artık bitti.”
Bu “kemer sıkma”, özelleştirme politikaları Kensington belediyesinin konut politikasını da belirlemiş. Belediye bölgede 2-3 katlı evlerin fiyatları 4-5 milyon sterline çıkınca, kendi sosyal konut stokunu satmaya başlamış, sosyal konutların yönetimini özel şirketlere devretmiş. Ancak böylece yaratılan 300 milyon sterlinlik kaynak, yeni daha iyi sosyal konut yapımına, var olanların güvenlik koşullarını iyileştirmesine gitmemiş.
Yangın yüzlerce insanı evsiz bırakınca bunları yerleştirecek yeterli sosyal konut olmadığı ortaya çıktı. O zaman da bölgede spekülatif amaçlarla satın alınmış 4 bin boş ev bulunduğu anımsandı. İşçi Partisi bu evlerin, yeni bir yer bulunana kadar yangınzedeler açılmasını önerdi. The Independent, The Guardian, bu öneriyi desteklediler, muhafazakâr The Times’da bir yazar “mülkiyet hakkına yönelik bir saldırı” derken, ülkedeki toplam boş ev sayılarını aktarıyor, bir başkası, “spekülatörler dehşete düşecek ama halkın çoğunluğu haklı bir talep olarak görüyor” diyordu.
Corbyn hemen felaket bölgesine geldi. Düne kadar Corbyn düşmanı olan ana akım medya, onu halkla konuşurken, kucaklaşır, teselli etmeye çalışırken, “sorumlular mutlaka bulunacaktır” sözü verirken halkı, Corbyn’le bütünleşirken “bunun hesabını sor, üstü örtülmesin” derken gösteriyordu. Yıllar sonra belki de ilk kez, işçi sınıfı tüm renkleriyle birlikte kendi ortak diliyle konuşmaya başlıyor, bu dil ana akım medyada alerji yaratmıyordu.
Aynı gün başbakan da felaket yerine geldi ama halkın içine çıkamadı, görevlilerle görüşüp gitti; medyanın eleştirileri karşısında ertesi gün yeniden bölgeye geldi, halkla görüşmeye kalkınca da yuhalandı, kaçmak zorunda kaldı. Medya bu kez, May’in kişiliğinde muhafazakâr partinin tükenmiş, halk düşmanı ideolojisini gözler önüne sermekten çekinmedi. Besbelli ki artık bir dönem kapanıyordu...
Bir dönem kapanıyor
Yazarın Son Yazıları
Washington-Tahran görüşmeleri bir belirsizlik içinde koptu.
Demokratik sistemleri öldüren “adamlar” iktidarda kalmaya devam etmek için genelde tankları değil “sandık mühendisliğini” tercih ediyorlar ama bir yere kadar! Pazar günü, Macaristan seçimleri bu bağlamda önemli bir deney olacak.
ABD’de Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşın tam ortasında, Pentagon’da büyük çaplı bir tasfiye gerçekleştiriyor.
McKinsey araştırma şirketine göre küresel enflasyon riski, resesyon beklentisi giderek artıyor; The Economist ve Financial Times da aynı frekansta.
Ortadoğu’da ABD-İsrail-İran hattında tırmanan savaş, çoğu zaman yalnızca jeopolitik bir kriz olarak ele alınıyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün State of the Global Climate 2025 (Küresel İklimin Durumu) raporuna göre küresel ısınma öngörülenden daha hızlı ilerliyor.