Köşe Yazısı

A+ A-

Bu Ülkede Ayık Gezmek Mümkün mü?

1 Eylül 2008 Pazartesi

Devletin resmi kurumlarından biri olan TÜİKin, açlık sınırını 255 YTL olarak belirttiği bu ülkede ayık gezmek mümkün mü? Vallahi çoluk çocuk, hepimizin çok yakında içkiden başka sığınılacak hiçbir şeyi kalmayacak. Gerçi içki de pahalı, onun yerine yeşil reçetesiz satılan çok ucuz ilaçlar var, cümleten onlara başvurmamız gerekecek, çünkü bu kadar keriz yerine konmak artık dayanılır gibi değil.

Yıllarca sağ hükümetler bu ülkeyi plansız programsız çok kötü yönetti ama AKP hükümeti hepsinin üstüne tüy dikti. Alkışlamak lazım. Ormanlar yanıyor, Orman Genel Müdür Yardımcısı, Keneler de öldüdiye bir laf yumurtluyor. Ortalık birbirine girmiş, Ruslar binlerce Türk plakalı TIRı günlerce sınırda bekletiyor, sıkıntı Devlet Bakanı Kürşad Tüzmene bildiriliyor, bir çözüm bulması isteniyor, Bakan, Biz de Rusları rahatsız ederizdiye efeleniyor. Bu lafı sana öyle bir yedirirler ki, şaşar kalırsın. Bu arada Dışişlerinin görmüş geçirmiş bürokratları saçlarını başlarını yoluyorlardır.

AKP artık yönetemiyor. Ve para da suyunu çekmek üzere. Boşuna İran Cumhurbaşkanı ve Sudan soykırımcısını bu ülkeye davet etmediler, resmen dilenci durumundayız. Ama ne gam türban ve içki yasağı var ya, ülkeyi bunlarla düze çıkaracaklar.

Madem iş içki yasağına gelip dayandı, Keçiörenli Metin Şahin içki sattığı için insafsızca dövüldü, Modanın en güzel yeri dolaylı olarak içkiye kapatıldı, biz de bildiklerimizi anlatalım. Malumunuz Anadolu topraklarında yaşayan tüm uygarlıklar içkiyi severlerdi. İlk Hıristiyanlar Kapadokyayı bir şarap cennetine çevirmişlerdi, atalarımız kabul ettiğimiz Hititler daha çok biracıydılar. Yani genlerimizde ne kadar inkâr edersek edelim, bir içki kültürü var. İçki ne kadar yasaklanırsa yasaklansın insanlar bir yolunu bulup içecekler. Bu sadece bizde değil, dünyanın her yerinde böyle. Örneğin 1930lu yıllarda içki Amerikada yasaklandı, bu da mafyanın ekmeğine yağ sürdü, otuzlu yıllar Amerikada kaçak içkinin su gibi tüketildiği yıllar oldu ve içki yasağı kalktı. Ben Gorbaçov zamanında davetli olarak 15 günlüğüne Rusyaya gitmiştim. Gorbaçov sabahtan votkaya başlayan yurttaşlarına içki yasağı getirmişti ve o günlerde tam 100 bin kişi evinde yasak içki yaptıkları için hapisteydi. Pek çok Rus kardeşime sadece turistlerin alışveriş yapabildiği babuşkalardan (özel mağazalar) içki aldığımı itiraf ediyorum.

Şimdi gelelim en can alıcı hikâyeye.. efendim hatırladığım kadarıyla 12 yıl önce gazetem beni görevlendirdi. Konyada üniversite öğrencisi genç erkekler ve genç kızlar ayrı otobüslere binmeye zorlanmışlardı. Ben de durumu bizzat yerinde görmek için Konyaya gidecektim. Ramazan ayıydı. Gazetedeki büyüklerim Aman Işıl olur olmaz yerde sigara içme, başın belaya girerdiye beni çok sıkı bir biçimde uyardılar. Öte yandan görev gereği otelde kalmayacaktım, ailecek tanıdığım çok güvenilir bir ailenin evinde konuk olacaktım.

Ve göreve başladım, eş dost vasıtasıyla durumu kavramaya çalışırken ansızın yanımda kendisini un tüccarı diye tanıtan, arabalı, oldukça genç bir adam belirdi. Ve adeta özel şoförüm gibi beni oradan oraya taşımaya başladı, ayrıca beni hiç bilmediğim meclislere soktu. Bu meclislerden biri de asansörsüz bir apartmanın çatısında bulunan Avcılar Kulübüydü. Oraya akşam yemeğine davet edildim, o zamanlar cep telefonu yok, yanında kaldığım aileye gideceğim yerin adresini verdim ve saat ona kadar gelmezsem beni aramaya çıkmalarını istedim.

Un tüccarının beni götürdüğü Avcılar Kulübünde önce adamın biri çiğ köfte yoğurdu, ardından çatı katının terasına çeşitli mezelerden bir masa kuruldu. Söylemeyi unuttum yemek yenilecek terasın dört bir tarafı kalın perdelerle örtülmüştü. Neyse konuklar gelmeye başladı, kentin adlarını şimdi sayamayacağım tüm yüksek bürokratları arz-ı endam ettiler. Ve rakılar çıkarıldı, bu arada ben perdeleri şöyle bir aralayıp caddeye baktığımda teravih namazından çıkan insanları görüyordum. Ve dört bir yanı kapalı çadır gibi terastaysa kadehler tokuşturuluyordu. Tabii hikâyenin sonunu merak ettiniz, bendeniz birden Konya oturak âlemlerini hatırlayıp, cesur gazeteci rolünden anında sıyrıldım ve un tüccarına beni evime götürmesini rica ettim. Artık nasıl söylemişsem adam anında kalktı ve beni eve bıraktı. Sonra ben gazetede bunları yazdım ve bir gün mahkemede tanık olmam için Konyadan arandım. Asla muhbir vatandaş olamam kusura bakmasınlar, tanıklık yapmadım ama bu muhteşem kandırmacılığı anlatmadan geçemezdim.

Türbanın modası geçti arkadaşlar, şimdi AKP içki yasaklarıyla gündemi döndürmeye çalışacak çünkü kış geliyor ve AKPnin Amerikanın ileri karakolu yapmaya çalıştığı Türkiyede işler iyice zorlaşıyor.

Not: İçkinin yasak olduğu İranda ev votkasının nasıl yapıldığını bir güzel öğrendim, ihtiyaç halinde bana başvurunuz.

Bu arada önemli bir duyuru: Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Türkiye Merkezi ve Edebiyatçılar Birliği üyeleri 1 Eylül Barış Günü Taksimde toplanıp 1 Mayıs 2008 olaylarını yeniden protesto ederek 2009 1 Mayısına kadar yapılacak eylemlerin yol haritasını basına sunacaklar. Cümle yazarlara, çizerlere ve 1 Mayıs 2008i içine sindiremeyen yurttaşlarımıza duyurulur.

Tümü Işıl Özgentürk - Son yazıları

Şule Çet davasının anatomisi 10 Şubat 2019 Paz
Bir Ebabil* hikâyesi 3 Şubat 2019 Paz
Saf vatandaş soruları... 27 Ocak 2019 Paz