Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Berlusconi filmi bitti sanmıştık

24 Şubat 2018 Cumartesi

İtalya’da “Komiser Montalban” isimli fenomen bir dizi var.
RAI’da her sezon 5-6 bölüm yayımlanan dizi reyting rekorları kırıyor.
Komiser Montalbano çünkü, karanlıkların aydınlığa kolayına kavuşamadığı esrarlar ülkesi İtalya’da her daim suçluyu buluyor. Zalimlerin yakasına yapışıyor, masumları kurtarıyor.
İtalyanlar da ekran karşısında “adalet” özlemlerini gideriyor.
Çekimler kaldıki mükemmel. Sicilya’nın Ragusa bölgesinde çekilen dizi, Karayibleri andıran bir kıyı şeridinde cereyan ediyor. Vaktiyle Kapadokya’ya düzenlenen bizim “Asmalı Konak” turları misali Sicilya’ya bu nedenle özel “Montalbano turları” yapılıyor. Montalbano’nun deniz kenarındaki evini görür görmez insanda hemen Sicilya’ya giden ilk uçakta yer ayırtmak duygusu uyanıyor.
Bu mükemmel “kaçış” dizisi geçen hafta yayımlanan 2018’in ilk bölümüyle, gene beklentileri boşa çıkartmadı ve bir “milli maç” heyecanıyla izlendi.
Yazar Andrea Camilleri’nin kaleminden çıkan ve ülkenin en sevilen aktörlerinden Luca Zingaretti’nin can verdiği dizi, seçim kampanyasında hiçbir lider ve seçim programının yaratmadığı ilgiyi yarattı.

Kampanya havası yok
TV’lerdeki adrenalini düşük seçim programlarından uzak kalmak için gerçi Montalbano’ya gerek yok. İtalya’da yıllardır seçim izlemişliğim var. Hiç bu denli ruhsuz bir kampanya görmedim.
Sokaklarda bir seçim yaşandığına inanmak için bin şahit ister…
Adaylar kampanyalarını internet üzerinden götürdüklerinden seçim sloganlarına ve afişlerine yollarda, meydanlarda hemen hiç rastlanmıyor. İnsanlar kahvelerde politika konuşmuyor, birbirlerine sadece “WhatsApp” atıyorlar.
Araştırmalar seçmenlerin üçte birinin zaten oy kullanmayacağını söylüyor. Geri kalan da sandığa sürünerek gidecek. Genelde hava “geçse de bitse!” şeklinde.
Siyasi aktörler yıpranmış. Program adına bir şey yok. AB ve dış siyaset gibi konular hele hiç ele alınmıyor.
Üç-beş yıl öncesinde “merkez solun yeni yükselen genç yıldızı” konumundaki 43 yaşındaki Matteo Renzi örneğin artık “genç” değil ve hiçbir merak uyandırmıyor.
“Beyazın beyazı var” misali, 1. parti olması olacağı düşünülen popülist 5 Yıldız Hareketi’nin çiçeği burnunda lideri Luigi Di Maio, Renzi’den 11 yaş genç...
Gelgelelim bir önceki seçimde (2013) internette örgütlenerek büyük bir yeniliğe imza atan ve yepyeni bir beklenti yaratan “5 Yıldız Hareketi” de bundan böyle kanıksanmış ve polemiklerle birlikte tazeliğini yitirmiş durumda.

‘Trump’tan iyidir!’
Seçimin en eskisi 81 yaşında, 11. torununu bekleyen Berlusconi.
Medya patronunun 2011 yılında “bunga bunga” skandalları arasında başbakanlıktan ayrılmasıyla, bu filmin bittiği sanılmıştı.
“Şövalye”nin vergi kaçırmak suçundan tüm unvanlarını kaybetmesi ve düşkünler evinde aldığı “sosyal hizmet cezası”nın ardından, siyasete artık dönmeyeceği düşünülüyordu.
Bu büyük bir yanılgıymış.
Üç kez başbakanlık yapan ve hakkındaki “mahkûmiyet kararı” nedeniyle 5 yıl önce senatodaki koltuğuyla beraber seçilme hakkını da yitiren Berlusconi, “hacıyatmaz” gibi yeniden piyasaya çıktı.
Parlamentoya girmesi olanaksız da olsa, partisi “Forza Italia” adına kampanya yapıyor.
“Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi” denir hesabı, “Trump’tan da kötü değil ya!” denerek bir kez daha, “Çizme’de oyun kurma kapasitesine sahip” “tek güçlü lider” gözüyle görülüyor. 2020’de hatta yolunu bulup cumhurbaşkanı olmasından somut olasılık olarak söz ediliyor.
“Repubblica” bu nedenle dün “Bu eski filmi durdurmak için gözümüzü açalım!” başlıklı bir baş yazı yayımladı.
“Vizyondan kalktığını düşündüğümüz filmin üç unsuru var: Berlusconi’nin dönüşü, neofaşist arayışlar ve beceriksizlik” diyen baş yazı devam ediyor:
“Her şey öylesine grotesk ve dramatik ki, insan olanı biteni görmemek için başını öte yana çevirmek istiyor. Mahkûmiyetinden ötürü hakkında alınan ‘aday olamaz’ ve ‘seçilemez’ kararlarına rağmen, Berlusconi TV’da kampanya yapıyor…
Üstelik faşizmin jestler, konuşmalar ve ‘öteki’ne nefrette sil baştan dolaşıma sokulduğuna şahit oluyoruz. Berlusconi buna ‘ortada Mussolini ve Hitler yoksa merak edilecek bir şey yoktur!’ diyerek yanıt veriyor. Her şey yeniden böylece meşruluk kazanıyor. Göçmen sorununun yarattığı korkular, aşağılık söylemleri kabul edilebilir kılıyor.

(Devam edecek)

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

Sisi ve Mısır’ın sırları 29 Mart 2018 Per
Üst akıl: Cambridge Analytica 25 Mart 2018 Paz
Fransa’nın utancı Sarkozy 24 Mart 2018 Cmt