Köşe Yazısı

A+ A-

Ben Deniz Baykal Olsam…

14 Eylül 2008 Pazar

Ben Deniz Baykal olsam genel başkanlıktan istifa edişimden sonra bir daha geriye dönüp genel başkan olmazdım.

Çünkü bu gibi geri dönüşler güven kırıcıdır, aşındırıcıdır.

Diyelim ki zaaf gösterdim, öyle olması gerektiğini düşündüm

Ben Deniz Baykal olsam, yeniden genel başkan oluşumdan sonraki genel ve yerel seçimlerin başarısız sonuçlarının ertesinde bu kez bir daha asla geri dönmemek üzere istifa eder, partiye başka türlü yararlı olmaya çalışırdım.

Diyeceksiniz ki bunlar geçmişte kaldı, bugün Deniz Baykal olsan ne yapardın?

Yanıtlamaya çalışayım

***

Ben Deniz Baykal olsam, çalışma arkadaşlarımı tümüyle yeniler, yaşlıları arka planlara, danışmanlıklara çeker, parti vitrinindeki insanların en çok kırklı, ellili yaşlardan kimseler olmasına özen gösterirdim.

Parti Genel Merkezine uğrayacak zaman bulamaz, Meclisten ve toplantılardan arta kalan zamanımın büyük çoğunluğunu halkın olduğu yerlerde geçirirdim

Bunu yaparken de bizde siyasetin her kanadında alışılmış olan gösterişi bir yana bırakır, halk insanlarıyla diz dize, ele ele, omuz omuza, bir araya gelir, söyleşirdim

Hastaneleri, okulları, hapishaneleri, kahveleri, parkları, işlikleri, pazar yerlerini, halk insanlarının topluca bulunduğu her yeri durmaksızın ziyaret eder, onlarla içtenlikle konuşur, dertleşir; eleştirilerini, önerilerini dinler, belki başkasına bile not ettirmeksizin kendim not ederdim

Ben Deniz Baykal olsam, bütün ülkeye dağıtılacak bir anket formu hazırlatır; bütün toplumsal sınıfların, grupların, tabakaların sorunlarını saptar, isteklerinin, önerilerinin dökümünü çıkartır, halkın nabzını bir an bile elimden bırakmazdım

Ben Deniz Baykal olsam, medyada, yakışıklı, enerjik, yaşlı delikanlı görünümüyle değil de; yaşıma daha uygun bir görünümle, örneğin Akdenizde kulaç atarken değil bir öksüzler yurdunda kimsesiz çocukları severken, bir kadın sığınma evinde o insanlarla söyleşirken görünmek isterdim

Hem de bunu reklam olsun diye değil, içimden öyle geldiği için yapardım

***

Ben Deniz Baykal olsam konuşma sitilimi değiştirirdim

Çapsız siyasetçilerle öfke yarışına girmez, onların düzeyine hiçbir biçimde inmez; bu gibi kimseleri, mizahla, alayla, mantıkla ezer; hırsızlıklarını, yalanlarını, olabildiğince sükûnetle dile getirirdim

Onlar yırtındıkça ben daha da dingin ve müstehzi, bütün bu pislikleri, çok gerekmedikçe sesimi yükseltmeksizin, ama tam yerinde sözcüklerle, bıkıp usanmaksızın tekrarlardım

Böylece bu üslup karşıtlığında, karşımdakilerin suçlulukları daha bir belirginleşir, çirkinlikleri daha çok göze batar, halkın diline düşmeleri daha kolaylaşırdı

***

Ben Deniz Baykal olsam, bir gün TV ekranlarına çıktığımda ulusa seslenerek ve yine sükûnetle, içtenlikle, sevgiyle şöyle derdim:

Ey güzel milletim. Bugün siyasetten değil kendimden söz etmek istiyorum. Aranızda, karşıtlarımın yanı sıra; aynı görüşte, aynı duyguda olup da beni sevmeyen, eleştiren, partime benim yüzümden uzak durduklarını söyleyen çok sayıda kimse olduğunu biliyorum Böyle hissedip düşünmekte haklı da olabilirler Ama gelin, bir anlaşmaya varalım Onlar bana bende sevmedikleri şeyleri bildirsinler, ben de elimden geldiğince sevgilerini kazanmaya çalışayım Ama onlar da inatçı bir önyargıya dönüşmüş bu Baykal karşıtlığından artık vazgeçsinler

***

Ben Deniz Baykal olsam, yakın ve uzak sola, ağabey hoşgörüsü ve sıcaklığıyla yaklaşır, her an diyalog koşulları yaratır, bir önceki seçimlerde attığım adımları daha da geniş bir alanda, kayıtsız koşulsuz sürdürürdüm...

Parti içi muhalefet konusunda da aynı şeyi yapardım

Ben Deniz Baykal olsam, ülkenin belli başlı bilim insanlarıyla, sanatçılarıyla, yazar çizeriyle zaman zaman geniş katılımlı toplantılar yapar, onları konuşturur, dinler, bu çevrelerle bağlantımı hiçbir zaman koparmazdım

Siyaseti, parlamento-parti genel merkezi kısır döngüsünden kurtarır, parti içinde bürokrasiyi en alt düzeye indirirken demokrasiyi en üst düzeye çıkarır, Cumhuriyet Halk Partisini pırıl pırıl, gepgenç, yepyeni bir parti yapardım

Ben Deniz Baykal değilim

Siyaset pratiğinden de anlamam

Ama bu siyaset pratiğinin şu söylediklerimden pek de uzak olduğunu sanmıyorum

Tam tersine, başta lideri olmak üzere CHPnin, halkla, bütün ülkeyle böyle sıcak, içten, açık yürekli bir yakınlaşmaya gereksinimi olduğunu, halkın ve bütün ülkenin de büyük çoğunluğuyla bu yakınlaşmaya gereksinim duyduğunu düşünüyorum

[email protected]

Tümü Ataol Behramoğlu - Son yazıları

Yalancının ampulü (*) 12 Haziran 2019 Çar
İslambol’muş… 5 Haziran 2019 Çar
İktidar neyi temsil ediyor? 29 Mayıs 2019 Çar