Ahmet İnsel

Parlamenter demokrasinin dönüşünü fırsata çevirmek

11 Haziran 2015 Perşembe

7 Haziran seçimlerinden çıkan siyasal tablo, dışarıdan destekli bir azınlık hükümeti, koalisyon ve hızla erken seçim seçeneklerini önümüze getirdi. Bunun yanında üç - dört yıldan beri giderek etkisi artmaya başlayan bir etmeni aleni kıldı. Bu etmen, kendini uzun yıllar güven ve istikrarın çıpası olarak tanımlayan Tayyip Erdoğan’ın, ülkedeki en büyük istikrar ve güven bozucu unsur haline gelmiş olmasıdır. Son genel seçimde seçmen topluluğunun çoğunluğunun Tayyip Erdoğan’a “yeter artık, otur oturduğun yerde!” mesajını vermesi bu duruma tepkidir. Erdoğan partisi haline dönmüş olan AKP’ye de verilen benzer bir mesajdır bu.
Bu tespit bir doğruluk payı içeriyorsa, o zaman içinde bulunduğumuz siyasal belirsizlik ortamından güven, istikrar ve huzur yönünde çıkışın gerekli ilk koşulu kendiliğinden ortaya çıkar: AKP’nin hızla Erdoğan partisi olmaktan çıkması, kuruluş ayarlarına dönmesi. AKP, bu koşulla, diğer üç partinin herhangi biriyle koalisyon yapma kapasitesine sahip olabilir. Bugün CHP, MHP ve HDP kesin bir dille “bu haldeki Erdoğan partisi ile koalisyon yapmayız” diyor. Yoksa, örneğin seçmen tabanı itibarıyla en doğalı olan AKP-MHP koalisyonunu ya da içinde AKP’nin olduğu farklı koalisyonları kısa vadede düşünmek çok daha kolay olurdu.
Erdoğan ipoteği altındaki AKP de, bu nedenle ülkedeki asli istikrarsızlık unsuru haline geldi. Bu partinin aynı zamanda Meclis’in açık ara en güçlü grubuna sahip olması istikrarsızlık yaratma kapasitesini güçlendiriyor. “Şef”in yeniden oyun yapıcı aktör durumuna geçme imkânını açık bırakıyor. Ama ona istikrarsızlık yaratarak iktidara tutunma stratejisinden başka sarılacak dal bırakmıyor. Bu dalın, tarih sahnesinden çekilirken yaşanan bir son hamleden fazlasına izin vermeyecek olma ihtimali galiba güçlü. Ciddi biçimde tökezlemiş olan muktedirin son çare olarak tetikleyeceği erken seçimde daha ciddi bir darbe yeme ihtimali yok değil.

Erdoğan’dan arınma
Bugün büyük bir şok yaşayan AKP’nin, Erdoğan partisi olma niteliğinden arınma için belli bir zamana ihtiyacı olacak. Bu durumda Erdoğan’ın istikrarsızlık yaratarak geri dönme stratejisini hemen etkisiz bırakmaya yönelik adımların atılması sorumluluğu diğer üç partinin sırtına yükleniyor. Türkiye’de Tayyip Erdoğan ve teşkilatının neden olduğu siyasal, hukuki ve toplumsal enkazı kaldırma konusunda üç partinin de seçmenlerine karşı sorumlulukları ve bunu yerine getirmek için imkânları var.
En önemli imkân, 7 Haziran seçimleri sonrasında yasama gücünün muktedirin tasdik organı olmaktan kurtulmasıdır. Yeni Meclis’in faaliyete geçtiği günden itibaren, ne muktedir ne de başka bir devlet organı Meclis çoğunluğuyla istişare etmeden, onayını almadan hareket edebilecektir. Bunun ilk adımı Meclis başkanlığının Tayyip Erdoğan’ın manevra alanı dışına çıkarılması ve AKP’nin başkanlığı kaybetmesidir. Parlamenter demokrasinin muhtemel türbülans dönemlerinde Meclis başkanının rolü çok daha önemli olacaktır. Aynı zamanda bir devrin kapandığının ilk somut işareti olacaktır bu. Meclis başkanlığı seçimi prosedürü dikkate alınarak ilk turda CHP, MHP ve HDP’nin adayları belirlemede esas amaca yönelik davranmaları, sonucun ikinci turda birinci ve ikinci gelecek aday arasında belirleneceğini ilk adımda düşünerek adım atmaları beklenir.

Seçmenin vekâleti
İkinci adım hükümetin kurulmasıdır. Bugün üç partiye seçmenlerin verdikleri vekâlet hem ortak yönler hem birbirine zıt konular içeriyor. Aralarındaki ortak yönler, esas olarak, demokratik hukuk devleti işleyişine geri dönmektir. İç güvenlik torba yasasına karşı üç partinin Meclis’teki ortak direnişi, bunun zeminini oluşturuyor. Üzerleri utanç verici biçimde örtülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarını Meclis girişimiyle hızla başlatmak, seçim ve siyasal partiler yasalarını değiştirmek, HSYK’yi gerçekten yargı bağımsızlığının güvencesi yapmak, Cumhurbaşkanlığı’nı anayasal sınırları içinde tutacak somut önlemleri almak gibi acil ve etkili önlemler hızla alınabilir. Bu aynı zamanda AKP yöneticilerinin de, eğer buna niyetleri varsa, Erdoğan partisi olma ipoteğinden kurtulmaları imkânını güçlendirecektir.
7 Haziran seçimleri Türkiye için büyük bir demokrasi sınavı idi. Parlamenter demokrasinin geri dönüşü demokratik müzakere ve uzlaşmaların kapısını açarak Türkiye’de demokratik hukuk devletinin ve toplumsal barışın tesisi için son derece önemli bir fırsat sunuyor. CHP, HDP ve MHP’nin bu yük ve sorumluluğa uygun davranarak, ilk etapta enkazı hızla ve sükûnetle kaldırmaya girişmeleri bu demokrasi sınavının ikinci ayağıdır. Erdoğan partisinin enkazının kaldırılması konusunda her üç partinin de halka borcu var.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları