Ahmet İnsel

Yunanistan’la ‘son şans görüşmesi’

16 Haziran 2015 Salı

14 Haziran’da Yunanistan ve Brüksel grubu arasındaki “son şans görüşmesi” bir saatten kısa sürdü. Taraflar anlaşamadan ayrıldı. 30 Haziran’da Yunanistan’ın IMF’ye 1.6 milyar Avro’luk borç dilimini ödeyemeyip temerrüde düşme ihtimali biraz daha arttı. Şimdi gözler Avro bölgesi maliye bakanlarının 18 Haziran’daki toplantısına çevrildi. Ama bu toplantının gündeminin bu konuyu etraflı tartışmaya izin vermediği, Yunanistan Başbakanı Çipras’ın esas anlaşma umudunu 24-25 Haziran’da toplanacak olan AB Konseyi’ne sakladığı düşünülüyor. Ne var ki 7.2 milyar Avro’luk son yardım diliminin Yunanistan’a ödenmesi için AB zirvesinden bir onay çıksa bile, ödemenin yapılması 30 Haziran’a yetişmeyecek. Bu kararın, Almanya, Finlandiya gibi birkaç parlamentonun da onayını alması gerekecek. Muhtemelen bu durumda IMF’nin onayıyla bir tarih öteleme formülü son anda bulunacaktır. Ama Yunanistan’la müzakere değil, bir sinir harbi yürütülüyor olmasının izleri kolay silinmeyecek.

Anlaşılamayan miktar
Aslında üzerinde anlaşılamayan miktar büyük değil: 2 milyar Avro. Brüksel Grubu, düşük emekli maaşı sahiplerine yapılan “dayanışma ödeneği”nin kaldırılmasını ve elektrik ve lokanta harcamalarına yüzde 23 KDV getirilmesini talep ediyor. Yılda 8 bin 500 Avro’dan az emekli maaşı alanlara yapılan bu ödenek 2012’de epey azaltılmıştı. 2014’te bu ödenekten 195 bin kişi yararlanmış ve 630 mil-yon Avro ödenmiş. 2010’dan beri ayda 500 Avro’dan düşük olan emekli maaşlarının yüzde 15, 3.000 Avro’dan yüksek olanların yüzde 40 azaldığını belirtelim. Yunanistan’da ortalama emekli maaşı 2014’te ayda 960 Avro’ya inmiş, emekli yaşı da 67’ye çıkmış durumda. Yani kemik üzerinde sıyrılacak et pek kalmamış gibi.
Çipras hükümeti hem emekli maaşlarına daha fazla dokunulmasına hem de önerilen KDV artışına, özellikle elektrik faturalarına getirilmek istenen ilave vergiye karşı. Brüksel Grubu’nun talep ettiği GSYH’nin yüzde 1’ine denk gelen faiz dışı bütçe fazlası hedefinin, bu yıl düşük bir seviyede tutulmasında ısrar ediyor. Çalışan nüfusun dörtte birinin işsiz olduğu, asgari gelir güvencesinin olmadığı ülkede, göreli düşük de olsalar emekli ma-aşları birçok aile için emeklilerin çocukları ve torunlarını da geçindiren yegâne gelir durumunda. Bu nedenle Çipras hükümeti emeklilerin gelirlerinin daha fazla kısılmasına direniyor. Askeri harcamalarda hemen 200 milyon Avro’luk bir kısıntıya gidilmesi önerisini ise IMF beğenmiyor. Halbuki Yunanistan bütçesinde yapılacak en büyük tasarruf kaynağı, GSYH’nin yüzde 2.3’ünü yutan askeri harcamalar. AB içinde Birleşik Krallık’tan sonra en yüksek askeri harcama oranı bu. Hem IMF hem Almanya gözlerini askeri harcamalara değil, emekli maaşlarına dikmiş, kıpırdamıyorlar.

Çipras hükümeti sıkıştı
Çipras hükümeti de Syriza’yı oluşturan iki ana zıt eğilim arasında sıkışmış durumda. Bir yanda partinin merkez komitesinin yüzde 40-45’ini oluşturan Avro ve AB’den çıkılmasını savunan, bir kısmı eski komünist partisi üyeleri var. Diğer yanda ise Çipras’ın etrafında toplanan ve Avro’dan çıkmayı şimdilik gündemine almayan, AB içinde kalmayı mümkün olan en son aşamaya kadar zorlamaya kararlı sol çevreler. Çipras’ın şimdilik gücü, Yunanistan’da Avro içinde kalınmasını savunanların hâlâ çoğunluğu oluşturması. Ama bunun çok uzun zaman devam etmeyeceği açık.

Dayanışma hayal
Görüşmelerde bir kez daha anlaşma sağlanamayınca, esas tıkacı kimin temsil ettiğini Almanya’da hükümetin sosyal demokrat kanadının başını çeken Şansölye yardımcısı Sigmar Gabriel açıkça ele verdi. “Avrupa ve Almanya şantaja pabuç bırakmayacaktır” dedikten sonra, “Kısmen komünist bir hükümetin abartılı seçim vaatlerinin Alman emekçileri ve aileleri tarafından ödenmesine de izin vermeyeceğiz” diye ilave eti. Böylece AB içinde sol/sosyal demokrat dayanışmasının bir hayal olduğunu gösterdi. Bu görüşüne ne iktidardaki Fransız ve İtalyan sol partilerinden ne de Avrupa emekçi sendikalarından tepki gelmesi, Avrupa sosyal demokrasisinin ortodoks iktisat dogmasına teslim olduğunun en somut işaretini oluşturuyor. Bu durumda Yunanistan meclis başkanı Almanya’ya savaş borçlarının faturasını uzatmakta haklı olmuyor mu?
Yunanistan hükümetiyle en sonunda bir anlaşmaya varılması hâlâ güçlü ihtimal. Ama bu gereksiz bilek güreşi nedeniyle yeniden Yunanistan’da resesyon sinyallerinin gelmesinin bedelini kim ödeyecek?
 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları